Lernen Sie, wie man tahammül in einem Türkisch Satz verwendet. Über 86 handverlesene Beispiele.
Artık acıya tahammül edemiyorum
Translate from Türkisch to Englisch
Böyle bir hakarete tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hiçbir şekilde berbat çürüyen soğan kokusuna tahammül edemedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom artık ağrıya tahammül edemediği zaman, hastaneye gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
O, tahammül sınırlarımı aşar.
Translate from Türkisch to Englisch
John gürültüye tahammül edemez.
Translate from Türkisch to Englisch
Acıya tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun öfkesine artık tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun ağlamasını görmeye tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben sürüngenlere tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu görmeye tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
İşteyken rahatsız edilmeye tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir an bile o gürültüye tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir çocuk gibi davranılmasına tahammül edemez.
Translate from Türkisch to Englisch
Uzun süre bekletilmeye tahammül edemedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkaklara tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Balık tutmaya tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu adama tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Finlandiya'yı elbette seviyorum ama Finlere tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
O kaba adama nasıl tahammül edebiliyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tüm bu gürültüye nasıl tahammül ediyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a nasıl tahammül ediyorsunuz?
Translate from Türkisch to Englisch
Şu herife hiç tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun küstahlığına tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom buna tahammül etmeyecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen bugün bana tahammül edin.
Translate from Türkisch to Englisch
Meryem, yemek yaparken Tom'un etrafında dönüp durmasına tahammül edemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Birinin ne kadar tahammül edeceğine dair bir sınır var.
Translate from Türkisch to Englisch
Artık buna tahammül etmeyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Böyle zulüm görmeye tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tür müziğe tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sana tahammül edemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Neden buna tahammül ediliyor?
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen kanalı değiştir; o müziğe tahammül edilemez.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kedi; fareleri seven, köpeklerden nefret eden ve insanlara tahammül eden minyatür bir aslandır.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç eleştiriye tahammül etmeyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ağrıya tahammül etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben eleştirilere tahammül etmeyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Buna ben bile tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona tahammül edemedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Zavallı anne oğlunun saygısız davranışına tahammül edemedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaramaz çocuklara tahammül edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sessizlik! Ben senin küstahlığına tahammül etmeyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun kıskançlığına tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben gürültülü çocuklara tahammül edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
O tür bir davranışa tahammül etmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi bu benim tahammül etmeyeceğim bir şeydir.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun gururu böyle hakaretlere tahammül etmesine izin vermedi.
Mary, Tom'un kirli giysilerini yere bırakmasına tahammül edemiyor.
Mary'nin anne ve babası Tom'a tahammül edemez.
Ben onun yorumlarına tahammül edemiyorum.
Artık o boktan şarkıyı dinlemeye tahammül edemem!
O adama nasıl tahammül edebiliyorsun?
Hostes muhtemelen onun küstahlığına tahammül edemedi.
Bazen sana tahammül edemiyorum.
Uzun zamandır bunu söylemek istedim. Sizin alaycı şakalarınız tahammül edilmezdir.
Ona nasıl tahammül edebiliyorsun?
Yaşlı adam talihsizliğine tahammül edemezdi.
Şu aptal kadına tahammül edemiyorum.
O büyük kayıplara tahammül etti.
Kadın adama tahammül etti.
Ev arkadaşıma tahammül edemem.
Tom gibi insanlara tahammül edemem.
Bazı insanlar reddedilmeye tahammül edemezler ve bu olduğunda intikam isterler.
Fadıl kırık vaatlere tahammül edemez.
Kim bütün bunlara tahammül edebilir?
Tom saygısızlığa tahammül edemez.
Onun ikiyüzlülüğüne tahammül edemiyorum.
Bunu tekrar tekrar yapmaya nasıl tahammül edeceğinizi bilmiyorum.
Öyle bir yalnızlık vardır ki seversin. Öyle bir yalnızlık vardır ki tahammül edersin Ve öyle bir yalnızlık vardır ki bütün duyularını sarar. Bütün bu yalnızlıkları kabullenmeyi öğrenmelisin.
Tom pitbull savunucularına tahammül edemiyor.
Neye tahammül edemedin?
Bütün bu seslere tahammül etmek durumundasın.
Komşulara tahammül edemiyorum.
Tom kendisine karşı gelinmesine tahammül edemiyor.
Buna tahammül edilemez!
Çocuklarına bağıran insanlara tahammül edemiyorum.
Tom'un tahammül gücü beni hayrete düşürmüştü.
Başarısızlığa tahammül göstermeyeceğim.
Tom'a kimse tahammül edemez.
İnsanlarda asla tahammül edemediğin bir huy var mı?
Tom sebzeye tahammül edemez.
Ağrı nihayet tahammül edilebilir düzeye geldi.
Biz arkadaş değiliz. Biz sadece birbirimize tahammül eden tanıdıklarız.
Şöhret, insanların yalnızca küçük dozlarda tahammül edebildiği/tolere edebileceği bir zehirdir.