Lernen Sie, wie man tarafa in einem Türkisch Satz verwendet. Über 75 handverlesene Beispiele.
Başı bir tarafa doğru hafifçe eğik, sessizce ayakta durdu.
Translate from Türkisch to Englisch
O, 30 dakika içinde karşı tarafa vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, 10 dakika içinde diğer tarafa vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne tarafa gidiyorsunuz?
Translate from Türkisch to Englisch
Kutu bir tarafa doğru eğik.
Translate from Türkisch to Englisch
O, diğer tarafa geçti.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz o konuda her iki tarafa adaletli davranmalıyız.
Translate from Türkisch to Englisch
Köpek bir o tarafa bir bu tarafa koştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu ev bir tarafa doğru eğiliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Hanımefendiler ve beyefendiler, lütfen bu tarafa gelin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizim tarafa yolun düşerse, bize uğramayı unutma.
Translate from Türkisch to Englisch
O tarafa gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Her insan bir aydır ve kimseye göstermediği karanlık bir tarafa sahiptir.
Translate from Türkisch to Englisch
Savaş, barış getirmez. Tam tersine, o iki tarafa da acı ve keder getirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Araba viraja gelince sağ tarafa döndü.
Translate from Türkisch to Englisch
Araçlar o tarafa daha önce gitti mi gitmedi mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tarafa bak.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un, kendisiyle konuşulduğunda başka bir tarafa bakma huyu vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Arka tarafa park ettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Elbiselerimi değiştirirken diğer tarafa bakar mısın?
Translate from Türkisch to Englisch
Elbiselerimi değiştirirken sadece bir dakika için diğer tarafa bakar mısın?
Translate from Türkisch to Englisch
Hangi tarafa gitti?
Translate from Türkisch to Englisch
Her iki tarafa bakmadan yolları geçmek tehlikelidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom caddeyi geçmeden önce her iki tarafa da baktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tedbirsizlik, her tarafa yayılmış bir alışkanlık sanki.
Translate from Türkisch to Englisch
Diğer tarafa bakar mısın lütfen?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, lütfen bu tarafa geçer misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Mary giyinirken diğer tarafa bakmamı istedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom suya daldı ve diğer tarafa yüzdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Parlak tarafa bak.
Translate from Türkisch to Englisch
Karşı tarafa atla.
Translate from Türkisch to Englisch
Diğer tarafa geri gitmeni istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne tarafa gittiler?
Translate from Türkisch to Englisch
Üstümü değiştireceğim. Lütfen bir dakikalığına başka tarafa bak.
Translate from Türkisch to Englisch
Sence bir erkek saçını ne tarafa taramalı?
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar her tarafa baktılar ama yüzüğü bulamadılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Hemen yan tarafa gitmek zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen beni diğer tarafa götür.
Translate from Türkisch to Englisch
Çatalları tabağın sol tarafına ve bıçakları sağ tarafa koy.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tarafa gel. Bu daha kısa.
Translate from Türkisch to Englisch
Diğer tarafa hoş geldiniz.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun itirazlarını bir tarafa bıraktılar.
Translate from Türkisch to Englisch
O diğer tarafa geçti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tarafa geldiğinizde lütfen bize uğrayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Diğer tarafa nasıl gidebilirim?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a iki tarafa bakmadan yolun karşısına geçmemesi gerektiğini söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve diğerleri bu tarafa gidiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin sıran. Lütfen bu tarafa gel.
"Lütfen bunu üst tarafa koyun." "Neyin üstüne?"
Tom havuza atladı ve diğer tarafa yüzdü.
Bu tarafa geçin.
Kaderle kavga etmeyelim. En iyisi bırakalım da bizi saçımızdan tutup yukarı ya da aşağı, ne tarafa savuracaksa savursun.
Tom şu tarafa doğru gitti.
Tom bu tarafa gidiyor, değil mi?
Tom ne tarafa gideceğini bilmiyordu.
Yüzünü bu tarafa çevir.
Ne tarafa gülüyoruz?
Hangi tarafa gideceğimi bilmiyorum.
Tom iki tarafa da baktı.
O tarafa gidiniz.
Tom'un ne tarafa gittiğini biliyorum.
Söz konusu tarafa mensup olmaktan dolayı bir sorun yaşıyor musunuz?
2. Karabağ Savaşı'nda yaşanan yenilgi ve İsrail'in karşı tarafa verdiği destek onun moralini bozup dinî inancını derinden sarsmıştı.
Bu tarafa doğru geliyorlar.
Sen sol tarafa bak. Ben de sağ tarafa bakarım.
Ben öbür tarafa gidiyorum.
Lütfen başka tarafa bak.
Ağırlığımı farklı bir tarafa verdiğimde tartı farklı ölçüyor.
Alberto, İsabella'yı görünce diğer tarafa gitti.
İnsanlar neden o tarafa gidiyor
Ben de o tarafa gidiyorum.
O tarafa gitmiyorum.
O tarafa gitmiyorsun, değil mi?
Algı savaşları iki tarafa da zarar veriyor.
O tarafa gidin.