Lernen Sie, wie man tarif in einem Türkisch Satz verwendet. Über 80 handverlesene Beispiele.
Maç spikerleri vuvuzelaların seslerini "rahatsız edici" ve "şeytani" gibi çeşitli şekillerde tarif ettiler ve onu "gürültücü fillerin izdihamı", "sağır eden çekirge sürüsü", "katliam yolundaki bir keçi", "çok kızgın arılarla dolu büyük bir kovan" ve "hızlı ördek"'e benzettiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Nesneyi tarif edebilir misiniz?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom onun kilitli bir odadan nasıl kaçabildiğini tarif etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben gerçekten onu tarif edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana otobüs durağını tarif eder misiniz?
Translate from Türkisch to Englisch
Cüzdanını alan adamı tarif edebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Prenses kelimelerle tarif edilemeyecek kadar güzeldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana restoranı yazılı olarak tarif eder misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Nasıl hissettiğimi tarif edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Her zaman olduğu gibi tarif etmek için bir sürü kelime kullanmak işe yaramıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tarif etmek zor.
Translate from Türkisch to Englisch
Arkadaşlarımın beni nasıl tarif ettiklerini biliyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tarif için sadece bir soğana ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch
Tarif edilemez bir durumdaydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Güzelliğin en mükemmel tarafı, hiçbir resimle tarif edilememesidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Kelimeler mutluluğumu tarif edemez.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sorunu ayrıntılarıyla tarif etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'yi tarif etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Onları tarif edebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tarif büyükannemin.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu tarif edebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Kimi tarif ediyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Gözlem gücüyle ilgili bir deneyde, Tom evinde iki yıldır oturmasına rağmen, oturma odasının duvarında asılı resimlerin hiçbirini tarif edemedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a görevi nasıl tarif ettin?
Translate from Türkisch to Englisch
Vatanımı tarif edemeyeceğim kadar özledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu nasıl tarif ederdin?
Translate from Türkisch to Englisch
Onu tarif eder misin, lütfen?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tarif ninemin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tarif için malzemeler biraz pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Seni canlı görmenin beni nasıl iyi hissettirdiğini sana tarif edemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana kibarca/sıcak bir tavırla yolu tarif etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, kelimelerle tarif edilemez.
Translate from Türkisch to Englisch
Arife tarif gerekmez.
Translate from Türkisch to Englisch
İdeal kahvaltını tarif et.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben sana hakaret etmiyorum, seni tarif ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu tarif etmeye çalışmayacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendini nasıl tarif ederdin?
Translate from Türkisch to Englisch
Kendinizi nasıl tarif ederdiniz?
Translate from Türkisch to Englisch
Bir çocuğu kaybetmenin acısı tarif edilemez.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tecrübenin senin için nasıl bir şey olduğunu tarif edebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tecrübenin senin için ne gibi bir şey olduğunu tarif edebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u nasıl tarif ederdin?
Translate from Türkisch to Englisch
Manzaranın güzelliği kelimelerle tarif edilemezdir.
Translate from Türkisch to Englisch
O tuhaf adamı tarif edebilir misiniz?
Bazı duyguları tarif etmek zordur.
Kelimeler yaşadığım korkuyu tarif edemez.
Onu nasıl tarif ederdin?
Olanları tarif edebilir misin?
Onun güzelliği tarif edilemez.
Arkadaşların seni nasıl tarif eder?
Suç tarif edilemez biçimde şiddetliydi.
Tom'un tavrını tarif eder misiniz?
Onun nasıl olduğunu tarif edemem.
Üzüntümü tarif edemem.
Ne demek istediğimi tarif edemem.
Kelimeler bu yeri tarif edemez.
Sonunda mutluluk için bir tarif buldum: Leyla'yla evlenmek.
Tom'un kimseye yön tarif etmesi gerekmiyordu.
Sami, korkunç bir sahne tarif etti.
Sami ne olduğunu tarif etmeye çalıştı.
Sami şüpheliyi tarif etti.
İdeal kadınını tarif et.
Hayalindeki kızı tarif edebilir misin?
En yakın arkadaşın seni nasıl tarif ederdi?
İdeal erkeğini tarif et.
İdeal erkeğini nasıl tarif ederdin?
Bu, belki de içinde bulunduğum durumu en iyi tarif eden sözcük.
Size adresi tarif edeyim.
Sana yolu tarif edeyim.
Kör birine renkleri nasıl tarif edersin?
Duyduğu ateşi tarif edebilen yeterince yanmıyor demektir.
Olayın geri kalanını anlatmadan önce, geçtiği yeri tarif etmek işimize yarayabilir.
İçimde tarif edemediğim bir duygu var.
Hırsızı hemen tarif edebilir misin?
Hırsızı hemen tarif edebilir misiniz?
Karnınızdaki ağrıyı tarif edebilir misiniz?
Kelimelerin tarif edemeyecek kadar güzeldi.
Çevirmenlik, tarif etme işidir.
Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, tarif edilmez.
Bir tarif denenebilir.