Lernen Sie, wie man terbiye in einem Türkisch Satz verwendet. Über 20 handverlesene Beispiele.
O, özgürlükçü bir terbiye aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Alman çoban köpeğimi terbiye etmek diğer köpeğimi terbiye etmekten çok daha az zamanımı aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir oğlanı terbiye etmek oldukça zor bir şeydir.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuğunu terbiye et.
Translate from Türkisch to Englisch
At, binilmeden önce terbiye edilmek zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, çocuklarını nasıl terbiye ediyor?
Translate from Türkisch to Englisch
Sen çocuklarını nasıl terbiye ediyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Sende hiç terbiye yok.
Translate from Türkisch to Englisch
O çocuk terbiye edilmek zorundadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaratan, terbiye eden ve bağışlayan Allah'ın ismi ile sözüme başlıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami, gizli arzularını terbiye etmenin kolay olmadığını fark etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Allah açlıkla terbiye etmesin.
Translate from Türkisch to Englisch
Allah kimseyi evladıyla terbiye etmesin.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami nefsini terbiye ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuklarına erken yatacakları şekilde terbiye verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Senden terbiye öğrenecek değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Mürebbiye, marki ailesinin çocuklarına sarayda talim ve terbiye veriyordu. Aile, çocuklarının avam takımıyla iç içe olmasını istemiyor, bunun onları köklerinden koparıp vasatlaştıracağını düşünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı çocukları sıkı terbiye altında tutmak gerekiyor, yoksa zıvanadan çıkıp zaptedilemez oluyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Okulun görevi eğitimdir, terbiye değil.
Translate from Türkisch to Englisch
İyi terbiye görmüş bir insan hiçbir durumda soğukkanlılığını yitirmez.
Translate from Türkisch to Englisch