Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "tutmak"

Lernen Sie, wie man tutmak in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Doğum gününde dilek tutmak bir Amerikan geleneğidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Lojban'ın geliştirilmesinde, dili ilk aşamasından beri tarafsız tutmak için çabalar tutarlı olarak yapılmıştır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bunu gizli tutmak niyetinde değildim.
Translate from Türkisch to Englisch

Birisi fark edene kadar planı gizli tutmak zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch

Ekoloji dünyamızı güvende tutmak için çok önemlidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Köpeğimizi bağlı tutmak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch

Oluklu kaşıklar geleneksel pelin ayininde belirli bir role sahiptir.Onlar bir adet küp şekeri soğuk suyla bardaklarının içine eritmek için küp şekeri bardağın üstünde tutmak için kullanılır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom öfkeyi kontrol altında tutmak için elinden geleni yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ayaklarımızı sıcak tutmak için ayaklarımızı yer değiştirmek ve hareket ettirmeye devam etmek zorunda kaldık.
Translate from Türkisch to Englisch

Arabamı orada tutmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir günlük tutmak iyi bir alışkanlıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun düşmesini engellemek için onu tutmak zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Odamı mümkün olduğunca temiz tutmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu belli bir mesafede tutmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Kendi kasabamızı temiz tutmak bizim görevimizdir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu tavanın sapını tutmak kolaydır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun için sözünü tutmak kolay değildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Güney eyaletlerini zayıf tutmak istediler.
Translate from Türkisch to Englisch

Kansas'ı huzurlu tutmak için çok çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kız gözyaşlarını tutmak için çok gayret etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Sivrisinekleri dışarıda tutmak için pencereyi kapadım.
Translate from Türkisch to Englisch

Güzel bir gün ve canım balık tutmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Balık tutmak eğlencelidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Seni tutmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Verdiğim sözleri tutmak isterim.
Translate from Türkisch to Englisch

Giderleri düşük tutmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Ayaklarını sıcak tutmak için kalın çoraplar giymelisin.
Translate from Türkisch to Englisch

Hobilerim balık tutmak ve televizyon izlemektir.
Translate from Türkisch to Englisch

Sözlerimi tutmak isterim demedim mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Sözlerimi tutmak istedim buna bile mani olmaya çalıştınız.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu duvar insanları dışarıda tutmak için mi içeride tutmak için mi örülmüş ?
Translate from Türkisch to Englisch

Burada balık tutmak yasaktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Burada balık tutmak yasak.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un bir taksi tutmak için yeterli parası yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

Sadece onun elini tutmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Yanlış yapmak yok: Biz birliklerimizi Afganistan'da tutmak istemiyoruz. Biz orada askeri üs aramıyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch

Bazı şeyleri sır olarak tutmak senin görevindi, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Onu saklı tutmak için hiçbir neden yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Acelemden dolayı taksi tutmak zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Kendini tutmak zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch

Beyaz halıları temiz tutmak çok zordur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bunu gizli tutmak zorundayız.

Sıcak bir yaz gününde, klima bizi serin tutmak için bütün gün çalışır.

Elimi tutmak ister misin?

Ailemi bir arada tutmak istiyorum.

Neden bir taksi tutmak istiyorsun?

Bu kulübün bir üyesi kalmak istiyorsanız balık tutmak ya da yem kesmek zorundasınız.

Balık tutmak için genellikle nereye gidersin?

Tom, Mary'yi John'dan uzak tutmak istiyor.

Tom balık tutmak için dışarı çıktı.

Gerçekten elini tutmak istiyorum.

Mary korktu, beni tutmak için kollarını uzattı.

Sözünü tutmak zorundasın.

Sanırım, söz tutmak önemlidir.

Sır tutmak zordur.

Önemli olan tek şey seni güvende tutmak.

Elini tutmak istiyorum.

Biz onu gizli tutmak zorunda kaldık.

Bence bir kediyi kapalı yerde tutmak acımasızcadır.

Bence bir kediyi evde tutmak acımasızcadır.

Ben Tom'u tutmak istiyorum.

Matem tutmak için doğru ya da yanlış yol yoktur.

Ben sadece işleri basit tutmak istedim.

Onlar işlerini açık tutmak için kredi alamadı.

Kendimi uyanık tutmak için bir bardak çay içtim.

Tom kendini uyanık tutmak için birkaç fincan kahve içti.

Tom, kendini uyanık tutmak için birkaç fincan kahve içti.

İslam'ın beş şartı; şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmektir.

Onu tutmak benim fikrim değildi.

Bunu o şekilde tutmak istiyorum.

Tom Mary ile balık tutmak için dışarı çıktı.

Tom'un bütün yapmak istediği balık tutmak.

Tom bisikletini garajımda tutmak istedi.

Önemli olan bunu akılda tutmak.

Onu temiz kokulu tutmak için buzdolabında bir kutu kabartma tozu tut.

Polisin Tom'u tutmak için yeri yok.

Bir sürü işim yok ama bu hafta beni ofiste tutmak için yeterli.

Kral John için, rakiplerinin tümünü kontrol altında tutmak çok zordu.

Bu yıl bir günlük tutmak için karar verdim.

Biz bir avukat tutmak zorunda kaldık.

Bu kadar şeyi akılda tutmak zor.

Çit kurtları uzak tutmak için yeterince yüksek değildi.

Onu tutmak istiyorum.

Burası balık tutmak için iyi bir yer gibi görünüyor.

Her zaman ofisini düzenli tutmak.

Oh hayır. Annemden planı gizli tutmak için çok uğraştım ama o zaten öğrendi.

Tom dışlanmış insanları halka açık yerlerin dışında tutmak istiyor.

Güzel bir kadın bulmak kolaydır ama onu güzel tutmak zordur.

Vahşi hayvanları evcil hayvanlar olarak tutmak yasal değil.

Köpeğimi tutmak ister misin?

Bebeğimi tutmak ister misin?

Çocuklarımı güvende tutmak istiyorum.

Onları sebzelerden uzak tutmak için bahçemdeki tavşanları bir su tabancası ile vurdum.

Tutmak niyetinde olmadığın sözler verme.

Tom tutmak niyetinde olmadığı bir söz verdi.

O, evliliğini bir arada tutmak istedi.

Arabayı orada tutmak istiyorum.

Buradaki ağ, sivrisinekleri uzak tutmak içindir.

Sıcaklıklar yükseldikçe, serin tutmak için bitkiler daha fazla suya ihtiyaç duyarlar.

Bunu gizli tutmak zorunda mıyız?

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch