Lernen Sie, wie man varlıklı in einem Türkisch Satz verwendet. Über 56 handverlesene Beispiele.
Çoğumuz ebeveynlerimiz ve büyük ebeveynlerimizden önemli ölçüde daha varlıklı olmamıza karşın, onu yansıtan mutluluk seviyeleri değişmemiştir.
Translate from Türkisch to Englisch
Erken yatıp ve erken kalkmak, bir adamı sağlıklı, varlıklı ve bilge yapar.
Translate from Türkisch to Englisch
Roosevelt, 1858 yılında New York'ta varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom üniversiteye gitseydi daha varlıklı olup olmayacağını merak etmekten kendini alamıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O görünüşte varlıklı fakat gerçekte değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
O çok varlıklı değil.
Translate from Türkisch to Englisch
O, oğlunu varlıklı bir adam yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Eskisi kadar varlıklı değil.
Translate from Türkisch to Englisch
O varlıklı görünüyor fakat aslında değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Varlıklı olmasına rağmen, o mutlu değil.
Translate from Türkisch to Englisch
On yıl önce olduğundan çok daha varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Varlıklı olduğu için oraya gidebildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Donna varlıklı bir ailede doğdu.
Translate from Türkisch to Englisch
O varlıklı bir adam.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok varlıklı bir aileden geliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O eskisinden daha varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
O bu işe başladığından beri varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom öncekinden daha varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom varlıklı olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom şimdi üç yıl öncesine göre daha varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom eskisinden daha varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom eskisi kadar varlıklı değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun babası Newton doğmadan üç ay önce ölen varlıklı ve eğitimsiz bir çiftçiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un varlıklı olduğunu düşünüyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom varlıklı, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom varlıklı bir ailede doğmuş.
Translate from Türkisch to Englisch
Her varlıklı insan en az iki arabaya sahiptir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı insanlar varlıklı ve diğerleri beş parasız.
Translate from Türkisch to Englisch
O, varlıklı bir kadın.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ben olmadan daha varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom varlıklı bir adam oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım birçok insan şimdi önce olduklarından daha varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Eskiden olduğumuzdan daha varlıklı olduğumuzu düşünüyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu tamir etmeye çalışmaktansa yeni bir tane alsan daha varlıklı olacaksın.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin Tom olmadan daha varlıklı olduğunu düşünüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ailem varlıklı değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
O varlıklı ve güçlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Nasıl bu kadar varlıklı oldun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom varlıklı bir adamdır.
Translate from Türkisch to Englisch
O uzun süredir fakirdi ama şimdi varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom şimdi varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
O bugünlerde varlıklı.
Translate from Türkisch to Englisch
Varlıklı olmak ahlaka aykırı değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Sağlıklı olmak, varlıklı olmaktan çok daha iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Varlıklı bir bayan olarak Leyla'nın yaşamı bir seraptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Varlıklı doktor mutlu değildir.
Tom varlıklı görünüyordu.
Tom Mary olmadan daha varlıklı.
Tom, her zaman olduğundan daha varlıklı.
Sami, Leyla'nın varlıklı bir adamın kızı olduğunu kabul etti.
Tom'un varlıklı olduğunu biliyorum.
Tom varlıklı bir aileden geliyor.
Tom varlıklı bir adam.
Çok varlıklı bir ailede dünyaya gelen Ali, hayata 3-0 önde başlamıştı.
Varlıklı değil.