Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "vermek"

Lernen Sie, wie man vermek in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Batılı ülkeler doları güçlendirmek için kafa kafaya vermek zorundalar.
Translate from Türkisch to Englisch

Koko'ya yeni bir evcil hayvan vermek istediler.
Translate from Türkisch to Englisch

Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim.
Translate from Türkisch to Englisch

İş için kimi seçeceğine karar vermek sana kalmış.
Translate from Türkisch to Englisch

Ona bir köpek aldı. Ancak, o köpeklere alerjisi vardı, bu yüzden birine vermek zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sipariş vermek için hazır mısınız?
Translate from Türkisch to Englisch

Sipariş vermek ister misiniz?
Translate from Türkisch to Englisch

Sipariş vermek istediğinizde bana söyleyin.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben, o kızın kendisine yeni bir görünüm vermek için saçını kestiğini düşünüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Paranı ona ödünç vermek senin aptallığın.
Translate from Türkisch to Englisch

O, telefona cevap vermek için kalktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ona destek vermek bize düşer.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben tartışmaya bir son vermek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Sonucun hesabını vermek zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch

Japonya'da iyi hizmet için bahşiş vermek geleneksel değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Söz vermek bir şeydir, ve diğeri yerine getirmektir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu soruya cevap vermek zor.
Translate from Türkisch to Englisch

O, bir gün yaptığının hesabını vermek zorunda kalacak.
Translate from Türkisch to Englisch

İngilizce yanıt vermek zorunda mıyım?
Translate from Türkisch to Englisch

Ona doğum günü için bir hediye vermek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Televizyon bilgi vermek için çok önemli bir araçtır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un bütün istediği onun vermek zorunda olduğu tüm aşkı kabul edecek bir kadın bulmaktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Evlilikte vermek ve almak eşit olması gerekir.
Translate from Türkisch to Englisch

Kararı vermek size kalmış.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yarın Boston'a hareket edeceği için, bugün bunu ona vermek için son şansımız.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom oy vermek için yeterince yaşlıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye vermek için bir kamera satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, onun doğum gününde vermek için Mary'ye bir kamera satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin cevap vermek istemediği birkaç soru sordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim evimde partiler vermek istiyorsanız, daha sonra her şeyi temizleyin ve bir şey kırmayın, ya da zarar için ödeme yapın.
Translate from Türkisch to Englisch

Anneme vermek istediğim kitap budur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir parti vermek hoş olurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yaz tatilinden önce beş kilo vermek istedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom doğum günü için Mary'ye özel bir şey vermek istedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom doğum günü için Mary'ye bir küpe vermek istedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom karar vermek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kilo vermek için kolay bir yol arıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin gitmesine izin vermek istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom soruya cevap vermek istemedi.

Tom başarmak için bir şansı olduğunu düşünmüyordu fakat o hiç olmazsa bir fırsat vermek istedi.

Tom'un niyeti zarar vermek değildi.

Tom Mary'ye yol vermek için öne geçmeye karar verdi.

Tom bu sabah sana bunu vermek için geldi.

Tom talimat vermek için toplantı düzenledi.

Tom arkadaşlarına vermek için Çin'de yapılmış bir miktar cibinlik aldı.

Bir karar vermek için henüz yeterli bilgimiz yok.

Çabucak cevap vermek zorunda değilsin.

Ona en küçük bir rahatsızlık bile vermek istemiyorum.

O karar vermek için uzun bir zaman ayırdığından dolayı bir üne sahiptir.

Onların geçmesine izin vermek için kenarda durdum.

Eğer kilo vermek istiyorsanız, yemeksiz bir gün geçirin.

Mary her zaman fikrini vermek zorundadır.

Tom birkaç ay önce kilo vermek için uğraşmaya başladı.

Tom onun mahallesinde yaşayan çocuklara vermek için bir sürü ucuz kameralar aldı.

Tom Mary'nin duygularına zarar vermek niyetinde değildi.

Tom Mary'nin onu öpmesine izin vermek niyetinde değildi.

Amacım zarar vermek değildi.

Sana zarar vermek niyetinde değilim.

Ben kilo vermek istiyorum.

Karar vermek size kalmış.

Karar vermek sana kalmış.

Garson, sipariş vermek istiyorum.

Niyetim sana zarar vermek değildi.

Ona ödünç para vermek zorundaydım.

Ben de aynı siparişi vermek istiyorum.

Tom telefona cevap vermek zorunda kaldı.

O, oy vermek için yeterince yaşlı değil.

Oraya gidip gitmeyeceğimize karar vermek sana kalmış.

Ne yapacağına karar vermek sana kalmıştır.

Sana zarar vermek için bir şey yapmayacağıma sana söz veriyorum.

Amacım zarar vermek değildir.

Sana o izlenimi vermek istememiştim.

Amacım size zarar vermek değildi.

Şimdiye kadar ebediyetin ne için var olduğunu bilmezdim. Aramızdan bazılarının Almanca öğrenmesine bir şans vermek içinmiş.

Tom'un karar vermek için sadece bir haftası var.

O soruya cevap vermek kolaydır.

Telefona cevap vermek için ayağa kalktı.

Ne yapacağına karar vermek size kalmış.

Bu soruya cevap vermek kolaydır.

Bu konuda karar vermek size kalmış.

Ne yapacağına karar vermek sana kalmış.

Tom zor bir karar vermek zorundaydı.

Çevreye daha az zarar vermek istiyoruz.

En azından yapabileceğin şey bana cevap vermek.

Tom Mary'nin geçmesine izin vermek için kenara çekildi.

O mektuba cevap vermek gerekli değil.

Anneme bir bitki vermek istiyorum.

Şimdi karar vermek zorunda olduğunuz zaman.

Telefona cevap vermek için işine ara verdi.

Öğrencilerden herhangi birine kitaplarımı ödünç vermek istemiyorum.

Kitabı Cumartesiden önce geri vermek zorundayım.

Gitmek isteyip istemediğinize karar vermek size kalmış.

Meksika yasalarına uymak için söz vermek zorunda kaldılar.

Niyeti zarar vermek değildi.

Niyetimiz zarar vermek değildi.

Size zarar vermek istemiyoruz.

Depozito vermek zorunda mıyım?

Cevap vermek kolaydı.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch