Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "vicdan"

Lernen Sie, wie man vicdan in einem Türkisch Satz verwendet. Über 33 handverlesene Beispiele.

Herkesin, fikir, vicdan ve din hürriyeti hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un diğer insanların yiyeceğini çalmakla ilgili vicdan azabı yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un düşündüğünü herkese söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yalan söylemekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom sınavda kopye çekmekten hiçbir vicdan azabı çekmiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, öyle yaparken hiç vicdan azabı çekmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom vicdan azabı çekiyor gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Kopya çekerken vicdan azabı çektim.
Translate from Türkisch to Englisch

Seni affettim bu sana yaşadığın sürece vicdan azabı olarak kalsın.
Translate from Türkisch to Englisch

Vicdan azabı çekiyorsun, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch

O, vicdan azabı hissetti.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun hakkında vicdan azabım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin arabasını çaldıktan sonra vicdan azabıyla doluydu ve bir kalemde sildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Dil vicdan oluşturur.
Translate from Türkisch to Englisch

Vicdan azabı çekiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Vicdan azabı ve pişmanlık eş anlamlı değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Huzursuz vicdan kendine ihanet eder.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim bir vicdan azabım vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim vicdan azabım yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Vicdan olmadan bilim yalnızca ruhun mahvolmasıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

İyi bir vicdan en iyi yastıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Vicdan hiç iyileşmeyen ve ondan kimsenin ölmediği bir yaradır.
Translate from Türkisch to Englisch

Vicdan hiç iyileşmeyen ve kimsenin ölmediği bir yaradır.
Translate from Türkisch to Englisch

Biraz vicdan muhasebesi yaptım.
Translate from Türkisch to Englisch

Vicdan denen şey nedir?
Translate from Türkisch to Englisch

Artık yurtla, ulusla hiçbir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve ulus bağımsızlığının ve onurunun koruyucusu durumunda bulundurulması nasıl uygun görülebilirdi?
Translate from Türkisch to Englisch

Erzurum'da On Beşinci Kolordu Komutanına 21 Mayıs 1919'da yazdığım bir şifrede: "Genel durumumuzun almakta olduğu korkunç şekilden pek üzgün olduğumu; ulusa ve yurda borçlu olduğumuz en son vicdan ödevini yakından, birleşik çalışmayla, en iyi yapabileceğimiz kanısıyla bu son görevi kabul ettiğimi; bir an önce Erzurum'a gitmek isteğinde bulunduğumu, ama Samsun ve yöresinin durumu, güvensizlik yüzünden kötü bir sonuca varma niteliğinde bulunduğundan, buralarda ister istemez birkaç gün kalmak gerekeceğini" bildirdikten sonra, "beni şimdiden aydınlatmaya yarayacak bir şey varsa bildirilmesini" rica ettim.
Translate from Türkisch to Englisch

Ali'ye vicdan borcum var.
Translate from Türkisch to Englisch

Her pişmanlık vicdan azabı demek değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yapılan vicdan rahatlatmaktan başka bir şey değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Onda ne bir vicdan ne bir utanma, hiç bir şey yok!
Translate from Türkisch to Englisch

Evet, sizde hiç vicdan yok!
Translate from Türkisch to Englisch

Sende vicdan kırıntısı yok!
Translate from Türkisch to Englisch