Lernen Sie, wie man yıkamak in einem Türkisch Satz verwendet. Über 58 handverlesene Beispiele.
Bu elbiseyi yıkamak mümkün mü?
Translate from Türkisch to Englisch
Arabayı yıkamak beklediğimizden daha uzun zaman aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Mike bugün annesinin arabasını yıkamak zorunda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom arabayı yıkamak zorunda değil. Mary onu zaten yıkadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ellerini yıkamak istedi.
Translate from Türkisch to Englisch
O, arabayı yıkamak zorunda değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Kirli çamaşırları yıkamak istedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Elbiseleri ve çarşafları yıkamak benim işimdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ellerimi yıkamak ve dişlerimi fırçalamak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Yapman gereken bütün şey bulaşıkları yıkamak.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bulaşıkları yıkamak için gönüllü oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulaşıkları yıkamak için kimin sırası?
Translate from Türkisch to Englisch
Tabakları yıkamak için sabun satın almak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Çamaşır yıkamak için zamanım yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Hava güneşliyken çamaşır yıkamak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz bulaşık yıkamak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu anda bulaşıkları yıkamak için zamanım yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Tek kullanımlık yemek çubuklarını kullanma yerine yemek yemek ve daha sonra yıkamak için plastik yemek çubuklarını kullanmak en iyisi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulaşıkları yıkamak umurumda bile değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Kadınlar tuvaleti nerede? Ellerimi yıkamak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu yıkamak birkaç saatimi aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kim benim kirli arabamı yıkamak ister?
Translate from Türkisch to Englisch
Saçımı yıkamak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulaşıkları yıkamak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona arabamı yıkamak için bir yüz dolar verdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulaşık yıkamak istiyordum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ellerimi yıkamak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulaşıkları yıkamak için Tom'un sırası.
Translate from Türkisch to Englisch
O, saçını yıkamak için su kaynatıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Plastik çubukları kullanmak ve onları yıkamak tek kullanımlık çubukları kullanmaktan daha iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben ellerimi yıkamak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ellerini yıkamak için sabun ve su kullandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çamaşır yıkamak benim işim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu yıkamak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu yıkamak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer bulaşık yıkamak için gücün yoksa, bir bulaşık makinesi al.
Translate from Türkisch to Englisch
İzin verirseniz bulaşıkları yıkamak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ellerinizi düzenli olarak yıkamak kendinizi hastalıklardan korumak için iyi bir yoldur.
Translate from Türkisch to Englisch
Evde çamaşır makinem yok ve bu yüzden çamaşır yıkamak için çamaşır odasına gitmek zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulaşıkları yıkamak için benim sıram.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sabah saçımı yıkamak istedim ama şampuanımız tükenmişti.
Translate from Türkisch to Englisch
Artık o tek başına saçını yıkamak için yeterince iyi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a bulaşıkları yıkamak zorunda olduğunu söyle.
Translate from Türkisch to Englisch
Çamaşır yıkamak benim işimdir.
Translate from Türkisch to Englisch
O bulaşıkları yıkamak istemedi ama elinden geleni yaptı.
Çamaşır yıkamak için nasıl zaman buluyorsunuz?
Kim arabamı yıkamak ister?
Çamaşırları elle yıkamak zor ve zaman alıcıdır.
Arabayı yıkamak zorunda değilim. Tom ve Mary onu zaten yıkadılar.
O arabayı yıkamak zorunda.
O çamaşır yıkamak zorunda.
Tom ellerini yıkamak için tuvalete gitti.
Mary'nin çamaşır yıkamak için vakti yok.
İşleri bulaşık yıkamak.
Ellerini yıkamak istediler.
Saçımı yıkamak zorundayım.
“Gün boyu yaptığım tek şey hayvanlara bakmak, odun toplamak, etrafı süpürmek, yemek pişirip bulaşıkları yıkamak.” dedi, "Okusaydım bunlarla mı uğraşırdım?"
Bulaşık yıkamak istemiyorum.