Lernen Sie, wie man yaşa in einem Türkisch Satz verwendet. Über 79 handverlesene Beispiele.
Kızım evlenebilecek yaşa geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok yaşa Farsça!
Translate from Türkisch to Englisch
İmparator çok yaşa!
Translate from Türkisch to Englisch
Hovarda bir hayat yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir tavşan gibi yüz yıl yaşamaktansa, bir kaplan gibi bir gün yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok yaşa!
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşa ve öğren.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben senin yaşının iki katı yaşa sahibim.
Translate from Türkisch to Englisch
Olgun bir yaşa kadar yaşadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşa ve yaşat.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok yaşa Sovyetler Birliği!
Translate from Türkisch to Englisch
Belli yaşa gelince zihinsel performans düşer mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Kendi kararlarımı alabilecek yaşa gelmedim mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Sadece bir tane hayatın var. Onu mutlu ve başarılı bir şekilde yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Geçmişi unut, geleceği yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Git torunlarınla bol paralı bir yaşam yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Bağırma da, nerede yaşarsan yaşa!
Translate from Türkisch to Englisch
"Geçmişi ve geleceği bırak, gününü yaşa", "nasıl hissediyorsan öyle davran", "başkaları için değil kendin için yaşa", "sen de herkes kadar değerlisin, düşüncelerin ve duyguların da onlar kadar değerlidir" gibi aslında hiç de yanlış olmayan felsefi yargılar, köşe yazarlarının ve sunucuların elinde ve dilinde, toplumsal geleneklere, göreneklere, kültüre ve dile aykırı bireysel davranışların, nezaketsizliklerin, terbiyesizliklerin ve kültürsüzlüklerin yani "öğrenilmiş cehaletin" gerekçeleri olmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch
"Çocuklar belli bir sıraya göre mi durmak zorundalar?" - "Evet, yaşa göre, lütfen."
Translate from Türkisch to Englisch
Herhangi bir yaşa geri gidebilsen, hangi yaşı seçersin?
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatını yeniden yapacak olsan hangi yaşa geri gitmek istersin?
Translate from Türkisch to Englisch
Geçmişi unut, şu anı yaşa, geleceği düşün.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatını kendi tarzına göre yaşa, diğerlerinin talimatlarına göre değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Amerika Birleşik Devletlerinde, hapşırdıklarında birine "çok yaşa" deriz.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Kraliçe çok yaşa!
Translate from Türkisch to Englisch
İstediğin gibi yaşama, elinden nasıl geliyorsa öyle yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Özgür yaşa veya öl.
Translate from Türkisch to Englisch
Kralımız çok yaşa!
Translate from Türkisch to Englisch
Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal et. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok yaşa kaos!
Translate from Türkisch to Englisch
Çok yaşa Tatoeba Projesi!
Translate from Türkisch to Englisch
Uzun ve düzgün yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Kralım çok yaşa!
Translate from Türkisch to Englisch
Uzun ve müreffeh bir hayat yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Nerede yaşarsan yaşa sermaye vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Nerede yaşarsan yaşa başkent vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu yaşa kadar, toplum on çocuk sahibi olmanı söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Endişelenme, yaşa!
Translate from Türkisch to Englisch
"Hapşu." "Çok yaşa." "Teşekkürler."
Translate from Türkisch to Englisch
„Çok yaşa!“ - „Sağ ol, sen de gör.“
Translate from Türkisch to Englisch
Kralım çok yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşayabiliyorken yaşa.
Üzüntünden kurtulmaya çalış. Hayatını yaşa!
Siyasete girişme, uzak yaşa.
Hayatını yaşa!
Her şey yaşa uygun görünüyordu.
Düşüncen konuşmana, konuşman hareketine, hareketin kaderine yansır. Güzel düşün, güzel yaşa.
Artık öyle bir yaşa geldim ki, hayatı oyun olarak algılamıyorum. Bugün hayallerimi daha sessiz, daha bilinçli ve daha dikkatli kuruyorum. Eğer insanlar duygularıma saygı göstermiyor ve dikkat etmiyorlarsa, onlara yol vereceğim. Yalan yanlış Dostluklar için dilenmeyeceğim ve onlara sıkıca tutunmayacağım. Artık başkalarının bir karara varmalarını beklemeyeceğim, aksine kendi kararlarımı vereceğim. Çok şeye sahip değilim ama bir yüreğim, duygularım ve gururum var.
Şu anda yaşa, sonsuza kadar yaşa!
Hayatını hayal etme, hayallerini yaşa!
Bu anı yaşa!
Hay aklınla bin yaşa!
Aklınla bin yaşa.
Yaşa be!
Hayat için bir kullanım kılavuzu yoktur. Dürüst ol ve yüreğinle yaşa, gerisi kendiliğinden olur.
Yaşa.
Yaşa!
Hay yaşa.
Çok yaşa Mary!
Çok yaşa imparator!
Doğru yaşa, mutlu ol.
Sezar, çok yaşa!
Bu yaşa erdirdin beni.
Yaşa yaşa, gör temaşa.
Sen bu zekâyla nasıl bu yaşa geldin?
Ali bu zekâyla nasıl bu yaşa kadar hayatta kalabilmiş, hayret.
Daha önce hiç yaşamamış gibi yaşa.
Geçmişi unut, şimdide yaşa, geleceği düşün.
Ali bu kafayla bu yaşa kadar iyi gelmiş.
Hapşırıldığında ve bir "Hapşuu!" sesi duyulduğu zaman, sonrasında "Çok yaşa" veya Alman tabiriyle "Gesundheit" gelir.
Simit sat, onurlu yaşa.
Esperanto. Hayallerini yaşa!
Çok yaşa Filistin!
Geçmişi geride bırak, yaşa hayatını!
Çok yaşa.
İyi yaşa.
Sağlıklı yaşa.
Bin yaşa!