Lernen Sie, wie man yaşarken in einem Türkisch Satz verwendet. Über 30 handverlesene Beispiele.
New York'ta yaşarken bir apartman dairesi kiraladık.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Boston'da yaşarken Mary ile arkadaş oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Quebec'te yaşarken Fransızca öğrendi.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsanlar yaşarken uykudadır, öldüklerinde uyanırlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Ormanda yaşarken sıtmaya yakalanmış.
Translate from Türkisch to Englisch
Boston'da yaşarken araba yıkama işinde çalıştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşarken tanınmayan birçok büyük düşünür ölümden sonra ünlü oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşarken umut et.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşarken yaşayalım.
Translate from Türkisch to Englisch
Amerika'da yaşarken arkadaşlarımla golf oynadım.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen yaşarken baban ölmeyecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve Mary, ikisi de Boston'da yaşarken arkadaş oldular.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben Roma'da yaşarken, her gün metroya bindim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un yaşarken bir planı yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Büyükannemle yaşarken birlikte oynayacağım kimsem yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Avustralya'da yaşarken nasıl golf oynanılacağını öğrendi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Avustralya'da yaşarken golf oynamayı öğrendi.
Translate from Türkisch to Englisch
Yurt dışında yaşarken çeşitli tuhaf gelenekleri görmeye eğilimli olursun.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben Boston'da yaşarken Tom ara sıra beni görmeye gelirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Adasında yaşarken, Brahe bir kale ve bir rasathane inşa etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom taşrada yaşarken asla kapılarını kilitlemedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Boston'da yaşarken çok arkadaşım vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben onu Boston'da yaşarken hep yaptım.
Translate from Türkisch to Englisch
Sokakta yaşarken sık sık şu bankın üstünde uyurdum.
Translate from Türkisch to Englisch
Kabiliye'de yaşarken bir işim yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Kitap okuyan biri hayatı boyunca bin farklı hayat yaşarken, hiç kitap okumayan biri sadece tek bir hayat yaşar.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalle yaşarken gerçek dünyada, zamanı içmişiz haberimiz yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayat insana doğarken neden ağladığını yaşarken fark ettirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Çift hörgüçlü develer adı üstünde iki hörgüçlü olup Asya'da yaşarken Hecin develeri tek hörgüçlü olup Kuzey Afrika ve Arabistan'da yaşar.
Translate from Türkisch to Englisch
Gazze'de yaşarken savaşı unutmak zordur.
Translate from Türkisch to Englisch