Lernen Sie, wie man yanında in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Kır atın yanında duran ya suyundan ya huyundan alır.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne yazık ki yanında sadece beş dolar vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
O her gün şemsiyesini yanında taşır.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben, bu tartışmada onların yanında yer aldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Yanında sadece 100 yeni vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaza onun evinin yanında gerçekleşti.
Translate from Türkisch to Englisch
Anne bebeğinin yanında yatakta yatıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Nereye giderseniz gidin, istasyonların yanında kaldırımlar üstünde bırakılmış çok sayıda bisiklet görürsünüz.
Translate from Türkisch to Englisch
Evimin yanında birkaç dükkân var.
Translate from Türkisch to Englisch
Masanın yanında dört sandalye vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Yanında bozuk para var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Onun yanında, ben bizim sınıfta en hızlı koşucuyum.
Translate from Türkisch to Englisch
İhtiyacın olduğunda yanında olan dost gerçek dosttur.
Translate from Türkisch to Englisch
İhtiyacın olduğunda yanında olacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Amerikalı bir öğrenci benim evin yanında yaşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Yanında iki kutu bedava ayakkabı cilası ile birlikte onlar sadece 50 dolar.
Translate from Türkisch to Englisch
Birkaç kız kapının yanında duruyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben pencerenin yanında oturmayı severim.
Translate from Türkisch to Englisch
Adam Tom'un sandalyesinin yanında durdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sınıfta Mary'nin yanında oturdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un yanında duran o uzun kız Mary'dir.
Translate from Türkisch to Englisch
O yanında bir çalar saati almadan asla yolculuk yapmaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bütün geceyi gölün yanında küçük bir kabinde geçirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yanında hiç para olmadığını fark etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, çöp tenekesinin yanında bir silah buldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yanında Mary olmadan yaşamayı düşünemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom pencerenin yanında oturan birine onu açmasını rica etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom nereye giderse gitsin her zaman yanında bir kamera taşır.
Translate from Türkisch to Englisch
Sorun Tom'un Mary'nin yanında oturmak istememesidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Arkadaşını yanında getir.
Translate from Türkisch to Englisch
Kapının yanında duran bayan ünlü bir şarkıcıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Erkek kardeşini yanında getir.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun yanında az parası var.
Translate from Türkisch to Englisch
O, kız kardeşini yanında götürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Kapınını yanında duran kişi Tom.
Translate from Türkisch to Englisch
Haruki'nin yanında çok parası yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Ann'in yanında biraz parası var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bill denizin yanında yaşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yılda bir ya da iki kez çocuklarını yanında işe getirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom oğluna kendi evinin yanında bir ev yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sadece yanında oturup Mary'ye zorbalık yapılmasını izleyemedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un yanında Mary'nin adresi yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben onun yanında oturdum.
Translate from Türkisch to Englisch
O onun yanında durdu.
Translate from Türkisch to Englisch
O, onun yanında diz çöktü.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin yanında oturabilir miyim?
Translate from Türkisch to Englisch
Pencere yanında koltuk istiyorum.
Ehliyetin yanında mı?
Evim okyanusun yanında.
Tom senin yanında olmak istiyor.
Kapının yanında bir köpek var.
Git ve babanın yanında otur.
Onlar ateşin yanında oturdular.
Onlar okulun yanında yaşıyorlar.
O, kapının yanında bir köpek gördü.
O, evin yanında oldu.
Onun evi parkın yanında.
Tom, Mary'nin yanında yaşardı.
Gölün yanında bir kabin kiraladık.
Kapının yanında bir erkek çocuk var.
Yanında sos istiyorum.
Yanında hiç paran var mı?
Pencerenin yanında bir masa istiyorum.
Pencerenin yanında bir koltuk istiyorum, lütfen.
O, her zaman onun yanında yer alır.
O, erkek kardeşinin yanında duruyordu.
Köpek kasenin yanında oturuyor.
Havaalanının yanında bir oteli tercih ederim.
Kraliçe kralın yanında durdu.
Evimin yanında bir kilise var.
Tartışmada ben onun yanında yer aldım.
Yanında çok paran var mı?
Evimin yanında bir okul vardır.
Benim ev onunkinin yanında küçük görünüyor.
O, eğitimin yanında temel sorundur.
O, kapının yanında çömeldi.
İstasyonun yanında yaşlı bir adamla tanıştım.
Okulumun yanında büyük bir park vardır.
Pencerenin yanında bir masa alabilir miyiz?
Bankanın yanında eski bir arkadaşa rastladım.
O, onu girişin yanında dururken buldu.
Onun evinin yanında oturuyorum fakat onu nadir görüyorum.
Ben onun yanında yürüyorum.
Onun o zaman yanında parası yoktu.
Ne olursa olsun yanında olacağım.
Al. Bunu yanında taşı. İşine yarayabilir.
Pencerenin yanında bir masa var mıdır?
Evimin yanında bir park vardır.
Tom'un çıkışın yanında durduğunu gördüm.
Sandalye pencerenin yanında değildir.
İnsanlar sahilin yanında oynuyorlar.
Kız kardeşinin yanında kısa görünüyor.
Evin yanında bir nehir var.
Gölün yanında kamp yaptık.
Yanında bir şemsiye getirdin mi?
Tom'un yanında çok parası yok.
Yanında ne kadar paran var?
Sadece bu kez yanında olacağım.
Tom evinin yanında iyi bir iş buldu.
Ateşin yanında ıslak elbiselerini kuruttu.