Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "yapan"

Lernen Sie, wie man yapan in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Havaalanında hepsi iş için çığırtkanlık yapan yüzlerce taksi vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Hatayı yapan sendin.
Translate from Türkisch to Englisch

Çoğu sporlarda en sıkı çalışma yapan takım genellikle eve ekmek parasını getirir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hata yapan sonuçlarına katlanır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bana seni öyle depresif yapan şeyi söyle.
Translate from Türkisch to Englisch

O, tarihte bunu yapan ilk adamdı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, bu resmi yapan çocuktur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir öğretmen hata yapan bir öğrenci ile asla alay etmemelidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom daha iyi ödeme yapan bir işe başvurmayı düşünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom dedikodu yapan insan türü değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom zamanında ödeme yapan tek kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom çok makyaj yapan kadınları sevmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom çok konuşan ve az iş yapan biridir.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu yapan biz değiliz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yeni bir bloğa başladım. Başlangıçta çok sayıda blog yapan ve sonra blog yapmaktan vazgeçen insanlardan biri olmamak için elimden geleni yapacağım.
Translate from Türkisch to Englisch

Yolsuzluk yapan siyasetçiler kahrolsun.
Translate from Türkisch to Englisch

Kaçakçılık yapan kişi polisler tarafından tutuklandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu resmi yapan benim.
Translate from Türkisch to Englisch

Hırsızlık yapan kişi cezalandırılmayı hak eder.
Translate from Türkisch to Englisch

Hatayı yapan erkek kardeşimdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu resmi yapan sanatçıyı biliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Grev yapan işçiler ücretlerinin kesilmesini protesto etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Onlar Çince eğitimi yapan tek öğrenci.
Translate from Türkisch to Englisch

Burada onu yapan biri var, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom diğerlerine hile yapan insanları sevmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Hukuk öğrenimi yapan her öğrenci avukat olamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben sadece hatalar yapan bir çocuğum.
Translate from Türkisch to Englisch

İngilizcesi "Ferris wheel" olan dünyanın ilk dönme dolabı Şikago'da yapıldı. Adını onu yapan George Washington Gale Ferris Jr.'dan almıştır.
Translate from Türkisch to Englisch

Dış görünüşte bir sümsük gibi görünüyor. Fakat özünde onu zorlu bir delege yapan sağlam bir iradesi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Dedikodu yapan biri değilim.
Translate from Türkisch to Englisch

Yalnız iki karar verdiğinden dolayı yılda sadece bir hata yapan insan zamanla ilgili yüzde elli hatalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Web sayfalarını tasarlamaya başladığımızda, ülkenin bu kısmında onu yapan tek insanlar bizdik.
Translate from Türkisch to Englisch

Gürültü yapan çocuklara katlanamıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Yıllarca önce mezun olmama rağmen, bana öğretmenlik yapan öğretmenlerimden tek birini asla unutmayacağım.
Translate from Türkisch to Englisch

Yoksa hata yapan insanları sevmiyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch

Bağımlılık yapan maddelerden uzak durunuz!
Translate from Türkisch to Englisch

Hata yapan insanlar yüzlerine karşı kibarca uyarılmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Hataları yapan hep ben olurum, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Tek hata yapan ben değilim demek ki.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu yapan benim.
Translate from Türkisch to Englisch

Bunu yapan her kimse akıllıymış.

Ben sadece hata yapan bir çocuğum.

Bu sabah kahve yapan sen miydin?

Tom bir şey söyleyen fakat başka birini yapan insan türü değildir.

Onu bizim için yapan insanlarımız var.

Bu resmi yapan kişi benim.

Yanlış şey yapan kişi bendim, sen değil.

Sanırım Tom o resmi yapan kişi.

Kuralları yapan kişi ben değilim.

Bunu özel yapan ne?

Bunu çok farklı yapan ne?

Tom'u çok özel yapan ne?

Bizi özel yapan ne?

Seni çok özel yapan ne?

Seni çok emin yapan ne?

Seni özel yapan ne?

Onu bu kadar eşsiz yapan nedir?

O bunu çok zor yapan şey.

O bunu çok ilginç yapan şey.

O seni özel yapan şey.

Öğretmen hata yapan bir öğrenciye asla gülmemeli.

Şimdiye kadar oynadığım en bağımlılık yapan oyun.

Bu hatayı yapan ilk kişi değilsin.

Bunların hepsini yapan kişi Tom'dur.

Onu yapan kişi Tom'dur.

Her zaman sınıf arkadaşlarına gösteriş yapan türde bir çocuktu.

Bunu yapan kişi Tom.

Bu arada, biz garip şeyler yapan uzaylıları tanımlıyoruz.

Onu yapan kişi ben değildim.

Penis, zina yapan şeydir.

Kim Kardashian’dan herkesin haberi var, ama önemli bir buluş yapan bir bilim adamından, harika bir kitap yazan genç bir yazardan hiçbirimizin haberi yok.

Denetlemeyi yapan kimi müfettişler, konunun uzmanı değiller.

Tom yeni dairesinde, gürültü yapan komşularıyla epey sorun yaşıyor.

Bu sesi yapan ne?

Tom'un ameliyatını yapan cerrah çok deneyimli ve oldukça saygın.

Sürekli alışveriş yapan, tüm parasını harcayan insanlardan mısınız?

Bunu yapan kişinin ben olmadığımı nereden biliyorsun?

Eskiden bilimsel ve teknolojik danışmanlık yapan bir daire vardı.

Bunu yapan kişi ben değilim.

Hatalar yapmak bizi insan yapan şeydir.

Sözlü sınavında sana başarılar diliyorum! Sınavı yapan kişi Fransız mı?

Onlar iyi ödeme yapan bir iş bulabileceklerini umuyorlar.

Sadece ölü takliti yapan birini asla canlandıramazsın.

Bunu yapan ben değilim.

Tom bu tür hatalar yapan kişi türü değildir.

Onu yapan Tom'du.

Anlaşılan, onu yapan kişi Tom.

Onu yapan kişi gerçekten sen misin?

Sen hiç daha önce onu yapan birini gördün mü?

Bunu yapan kişiyi bulacağım.

Onun mutfağı emek tasarrufu yapan cihazlarla donatıldı.

Tom'un yapması gerekmeyen şeyleri yapan bir sürü insan olduğunu fark etmesi elinde değildi.

Bunu yapan kişi Tom muydu?

Tom bu evi yapan kişiydi.

Hata yapan birine herkes güler.

Bunu yapan kişi Tom değil.

Bunu yapan Tom'du.

Hiç kimse bunu yapan kişinin sen olduğunu düşünmüyor.

Bunu yapan kişinin Tom olduğuna dair aklımda hiçbir şüphe yok.

Onu yapan kişi olmalıyım.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch