Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "yer"

Lernen Sie, wie man yer in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Doğduğum yer olan Nagasaki, güzel bir liman kentidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Et yer misin?
Translate from Türkisch to Englisch

Termitler tahta yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.
Translate from Türkisch to Englisch

O, kahvaltısını sık sık orada yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Shakespeare'in doğduğu yer olan Stratford-on-Avon, her yıl pek çok turist tarafından ziyaret edilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Ada Japonya'nın batısında yer alır.
Translate from Türkisch to Englisch

Herhangi bir yer gezdin mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Şehir Londra'nın doğusunda yer almaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch

O yer hiçbir yerin ortasında değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Dünyadaki en güzel yer hangisidir?
Translate from Türkisch to Englisch

Babası ile ilk defa karşılaştığım yer Tokyo'dur.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben, bu tartışmada onların yanında yer aldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Yani sonuçta, Web'i dil öğrenmede daha iyi bir yer yapmak için biz Tatoeba ile sadece temelleri inşa ediyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch

Annemin doğduğu yer ülkemizin doğusunda bulunmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Ordu savaş sırasında bir dizi görkemli eylemlerde yer aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kaza bir kavşakta yer aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sana buraya daha erken gelmemiz gerektiğini söyledim. Şimdi oturmak için hiç yer kalmadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Babamın çalıştığı yer istasyonun yakınındadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Evim o köprünün diğer tarafında yer almaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun bir tepenin üzerinde yer alan evinin güzel bir manzarası var.
Translate from Türkisch to Englisch

İstasyon iki şehir arasında yer almaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu göl ülkede en derinler arasında yer alıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O yaşlı bir bayana yer açtı.
Translate from Türkisch to Englisch

Arabada bir kişilik yer vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Arabanızda ayıracak yer var mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Bir depremde, yer yukarı ve aşağı ya da geriye ve ileriye sallanabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Dünyada en güzel yer nerededir?
Translate from Türkisch to Englisch

Onun yetenekli bir sanatçı olduğundan şüphe etmeye yer yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Televizyon için yer açmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch

Yer partiden kalanlar yüzünden dağınıktı: Yırtık gürültüyapıcılar, kırışık parti şapkaları, ve kirli Power Ranger tabakları.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yer, toplu taşıma araçları için uygun değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Öğle yemeği yemek için iyi bir yer biliyor musunuz?
Translate from Türkisch to Englisch

Burası tam uzun süredir ziyaret etmek istediğim yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Burası benim babamın çalıştığı yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Burası babamın doğduğu yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Burası onun sekreter olarak çalıştığı yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Burası onun kendini öldürdüğü yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Gece için ona yer verebiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch

Amerika'da hapishanede mahkumlar için ayrılan yer mahkumlara yeterli değildir.Bu yüzden hapishaneler çok kalabalıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim doğduğum yer büyük bir şehre yaklaşık 20 dakikalık mesafede yer almaktadır.

AIDS araştırma dünyasında yer alan tüm değişiklikleri takip edemem.

Ev gibi yer yoktur.

En karanlık yer şamdanın altıdır.

John genellikle hızlı bir kahvaltı yer.

Genellikle granola yer misiniz?

Tom'un tarih öğrenimi gördüğü yer Oxford Üniversitesiydi.

Tom'un yaşamak istediği tek yer Boston'dur.

Sadece yaşayacak bir yer bulup bulamadığınızı merak ediyordum.

Yiyecek almak için hiçbir yer yoktu.

Ben böylesine sakin bir yer olduğunu asla hayal etmedim.

Genellikle ayda beş dilimden daha fazla pizza yer misin?

Gideceğimiz yer hâlâ uzun bir yol.

Tom TV izlerken ne yer?

Tom öğle yemeği için ne yer?

Tom ikindi kahvaltısı için ne yer?

Tom parkedecek bir yer bulamadı.

Tom öğle yemeğini genellikle tek başına yer.

Tom toplantıyı düzenlemek için uygun bir yer arıyor.

İyi bir yer alabilmek için Tom erken geldi.

Tom nadiren kırmızı et yer.

Tom annesiyle birlikte düzenli olarak suşi yer.

Tom nadiren evde yer.

Tom Mary'ye bir yer ayırdı.

Tom yemek yemek için makul fiyatları olan yer arıyordu.

Tom memlekette evi arayabileceği bir yer istedi.

Tom köşedeki küçük yerin yemek yemek için iyi bir yer olabileceğini düşündü.

Tom telefon rehberinde yer almıyor.

Tom ücretsiz golf oynayabileceği bir yer buldu.

Tom yer, uyur ve müzik solur.

Tom yer, uyur ve beyzbol solur.

Tom çok fazla yer.

Tom çok fazla abur cubur yer.

Tom en az günde bir kez pirinç pilavı yer.

Tom sadece yemek istediğini yer.

Tom her gün en az üç kase pirinç pilavı yer.

Tom Mary'nin önüne koyduğu şeyi yer.

Tom park edecek bir yer bulamadı.

Tom kesinlikle bunu yaşanacak daha iyi bir yer yapmak için yardım etti.

Hem Tom hem Mary için burada yeterli yer yok.

Tom'un bakmadığı tek yer bodrumdaydı.

Geriye dönemem; geriye dönecek yer yok.

Bütün dünya savaşta yer aldı.

Bay Miyake Kurashiki'de kaldığım sırada bana bir sürü yer gösterdi.

Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım.

Postane, şehrin merkezinde yer almaktadır.

Ben akşam yemeği için iyi bir yer biliyorum.

Oğlunuz öğrenci hareketi içinde yer aldı, ben duydum.

Mike neredeyse her gece dışarda yer.

Yer tam eskisi kadar iyi gözükmüyor.

Ayaklarımızı sıcak tutmak için ayaklarımızı yer değiştirmek ve hareket ettirmeye devam etmek zorunda kaldık.

Pencere yanı mı yoksa koridorda mı bir yer istersiniz?

Bu Tom'un doğduğu yer.

Ben bu işin içinde yer almak istemiyorum.

Mayuko kahvaltı için ekmek yer.

Susan bir kuş kadar yer ve yemeğinin çoğunu tabakta bırakır.

Kelly bir at gibi yer.

Nancy kapalı yer oyunlarından hoşlanır.

Tom çok iyi pişiremez bu yüzden çoğunlukla dışarıda yer.

Tom blokun etrafını dolaştı ve park etmek için bir yer buldu.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch