Lernen Sie, wie man yerinde in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Alain çocukluğuna bağlıdır, her zaman doğum yerinde kalmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Dünyanın her yerinde birçok insan barış istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Dünyanın pek çok yerinde, herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli yiyecek yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch
Adam köyün her yerinde iyi tanınmıştır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bankanın ülkenin her yerinde şubeleri var.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz ülkenin her yerinde seyahat ettik.
Translate from Türkisch to Englisch
Olay yerinde bulunduğuna dair ona karşı herhangi bir kanıt yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bankanın şubeleri Japonya'nın her yerinde bulunmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsanlar dünyanın her yerinde yaşıyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam derhal eve giderim.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, aynı şeyi yaparım.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin yerinde olsam, ona güvenirim.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, onu derhal yaparım.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam işimi bırakıp Londra'dan ayrılırım.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, onun teklifini kabul ederim.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, böyle zor bir durumda aynı şeyi yaparım.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, burs için müracaat ederim.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, kendime daha çok dikkat ederim.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, öyle bir şey yapmam.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam onu yapmam.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, onu yapmam.
Translate from Türkisch to Englisch
Yiyecek yokluğundan dolayı şehrin her yerinde şiddet patlak verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom uygulama sırasında sol dizini incitti, bu yüzden John oyunu yerinde oynamak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Zavallı Tom'un her yerinde.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Boston'un her yerinde birçok yerde bulundu.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin yerinde olsam oraya gitmem.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, geceyi onun yerinde geçirebileceğimi söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Taş yerinde ağırdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom senin yerinde olmadığı için memnun.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un yerinde olmak istemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam başarabilirdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun şuuru yerinde değil.
Translate from Türkisch to Englisch
O, iş yerinde, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
O iş yerinde bir kaza geçirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, yapmam.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, iş yerinde ortalama bir gündür.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, şunu alırım.
Translate from Türkisch to Englisch
O, iş yerinde dalga geçtiği için kovuldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kalabalık olay yerinde toplandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, onun nasihatını dinlerim.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam ona sorarım.
Translate from Türkisch to Englisch
Keyfi yerinde görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
İş yerinde bir kravat takmam gerekir mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, daha çok çalışırım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bugün patronun keyfi yerinde mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Bütün ailemin sağlığı yerinde.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar Dünyanın her yerinde yarıştılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Dünyanın her yerinde arkadaşları vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Yerinde olsam, böyle kaba bir şey yapmazdım.
Yerinde olsam, aynısını yaparım.
Bugün kocamın keyfi yerinde.
Yerinde olsam, onu maviye boyarım.
Senin yerinde olsam, farklı hareket ederim.
Yerinde olsam, ona evlenme teklif ederim.
Yerinde olsam, ondan uzak dururum.
Yerinde olsam, onunla yaşamam.
Pirinç Dünyanın birçok yerinde yetişir.
Yerinde olsam o ata bahis oynamam.
Yerinde olsam, öyle yapmam.
Yerinde olsam, parayı bir bankaya koyarım.
Polisler hırsızı olay yerinde tutukladı.
Onun yerinde olsam, henüz vazgeçmem.
Vücudunuzun başka herhangi bir yerinde ağrı hissediyor musunuz?
Yerinde olsam, o tür bir şey yapmam.
Ben onu ararken sadece bir dakika yerinde kal.
Yerinde olsam bunu yapmazdım.
Senin yerinde olsam bunu yapmazdım.
O yerinde değil.
Onun dikiş sepeti, şifonyer çekmeceleri ve külotlu çorap rafları hepsi sistemli olarak yerli yerinde düzenlenir.
Keyfin yerinde mi?
Sanırım yerinde olsam aynı şeyi yaparım.
Yaklaşık bütün gün süren yürüyüşten sonra Tom'un yerinde bitirdim.
Tom yerinde mi?
Ne oldu? Dairenin her yerinde su var.
Ben, Roma'ya yakın bir yerleşim yerinde çalışıyorum.
Yerinde olsaydım aynı şeyi yapacaktım.
Uygun elbiseler iş yerinde çok önemlidir.
Senin yerinde olmak istemezdim.
Yerinde olsam, çok emin olmam.
Ben iş yerinde her gün Fransızca konuşurum.
Yerinde olsam bu konuda endişe etmem.
Tom'un yerinde sen olsan ne yapardın?
Yerinde olsam ses çıkarmazdım.
Tom'un yerinde olsan ne yapardın?
Onun yerinde olsan ne yapardın?
Öğretmenimizin havası yerinde.
Yerinde olsam böyle bir şey yapmazdım.
Senin yerinde olsam bana iyi davranırdım.
Yerinde olsam o kadar iyimser olmam.
Yerinde olsam Tom'a o kadar yakın oturmazdım.
Ben senin yerinde olsam bana kibar davranırdım.
Bir ağaç ölürse yerinde bir başkası yetişir.
Senin yerinde olsaydım, bunu alırdım.
Bu iş yerinde, geç kalanlar için sert ve hızlı kurallar var.
Katil olay yerinde tutuklandı.
İş yerinde bir kaza geçirdim.
Senin yerinde olsam giderdim.
Ben senin yerinde olsaydım, doktoru arardım.
Keyfim yerinde.
Keyfim çok yerinde değil.