Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "yetersiz"

Lernen Sie, wie man yetersiz in einem Türkisch Satz verwendet. Über 69 handverlesene Beispiele.

Aşırı çalışma ve yetersiz yemeklerden dolayı, o hastalandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Yolun genişliği güvenli sürüş için yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yarım milyon çocuk Nijer'de hâlâ yetersiz beslenme ile karşı karşıyadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Yiyecek yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yangın yetersiz tedbirlerle önlenemez.
Translate from Türkisch to Englisch

O, onun kararlarında yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom o iş için yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Kelimeler onu anlatmaya yetersiz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Yetersiz eğitim politikası Japonya için zararlıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

O iş için onun yetersiz olduğunu düşünüyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Bazı fakir bölgelerde beslenme yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Amerikalı öğrenciler matematikte yetersiz kalıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Ödeme yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Japonya görünüşte içe dönük ve yetersiz uluslararası yapıya sahip olduğundan dolayı sık sık eleştirilmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Ted İngilizce öğretmekte yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu yetersiz şekilde idare ettim.
Translate from Türkisch to Englisch

Sanırım zekam size göre yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben yetersiz olduğum için mi bilmeyeceğim yoksa bilmemem gerektiği için mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yetersiz bir sürücü olmasına rağmen sürücü sınavını geçebildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin yetersiz bir anne olduğunu düşünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu gece gerçekten kadromuz yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Cevabınız tamamen yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yetersiz değildim; depresyondaydım.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun kelime dağarcığı yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Japon edebiyatı güzelliği ve zenginliklerine rağmen, şimdiye kadar batıda yetersiz olarak bilinmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Fotoğraf çekmek için yetersiz ışık var.
Translate from Türkisch to Englisch

5 yaşından önce ölen çocukların üçte biri yetersiz beslenmeden ölüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Arabam beygir gücünde yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un yetersiz uyuması şaşılacak bir şey değil; o, günde on iki fincana kadar kahve içer.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu, yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yetersiz kalan bir ifade bu.
Translate from Türkisch to Englisch

Şehrin bu kısmında aydınlatma yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Sözlerin yetersiz kaldığı durumlarda müzik konuşur.
Translate from Türkisch to Englisch

Fonlama yetersiz olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Kelimeler acısını ifade etmede yetersiz kalır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tatoeba'daki Arapça cümle sayısı yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Almanca bilgim çok yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Senin Fransızcan çok yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim personelim yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

O yetersiz maaşına rağmen çok çalışıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un patronu ona onun performansının çok yetersiz olduğunu söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yetersiz kalan bir ifade olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bizim su kaynağımız çok yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu tasarı prototip için çok yetersiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Sadece biraz yetersiz hissediyorum.

Arkadaşlarımdan birçoğu kendi başlarına yaşamaya çalıştı ancak yaşam biçimleri için yetersiz para nedeniyle eve döndü.

Görünüşe göre benim anti-virüs yazılımım yetersiz.

Tom yetersiz eğitimliydi.

Ne yazık ki, birçok Rus vatandaşı Kiev'de olanlar hakkında yetersiz görüş sahibidir.

Herhangi birimiz bunun farkında olmadan yetersiz beslenmeye maruz kalabilir!

Herhangi birimiz bunu bilmeden yetersiz beslenmeye maruz kalabilir!

Herhangi birimiz yetersiz beslenmeye maruz kalabilir ve bunu bilmeyebilir.

Yetersiz beslenme, yeterli miktarda yiyecek almama anlamına gelen yaygın bir yanlış kavramadır.

Güncel veriler yetersiz.

O muhtemelen yetersiz bir açıklamadır.

Bence tasarımcılarımızın hayal gücü yetersiz.

Onun yetersiz kazançlarıyla yaşamak zordu.

Ali'nin vuruşunda kalecinin son müdahalesi yetersiz kaldı ve top ağlara gitti.

O, akbilini basarken makine yetersiz bakiye der demez ağlamaya başladı.

Asya'da, başta kıtanın güney bölümündekiler olmak üzere 500 milyondan fazla insan yetersiz beslenmeden muzdariptir.

Kelimeler yetersiz kalır.

Bakiyeniz yetersiz.

Yetersiz ve yeterli olduğu noktalar neler?

Almanca bilgim yetersiz.

Bu yazı tipindeki harf çeşitliliği yetersiz.

Bandaj, kan kaybını sadece yetersiz durdurabildi.

Gayet iyi ama yetersiz miktarda.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch