Lernen Sie, wie man yolunda in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
O, bir sürücü olarak demir yolunda çalışır.
Translate from Türkisch to Englisch
O, ona her şeyin yolunda olduğuna dair güvence verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bildiği kadarıyla işler yolunda gidiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Su testisi su yolunda kırılır.
Translate from Türkisch to Englisch
Umarım sizin için işler yolunda gidiyordur.
Translate from Türkisch to Englisch
Büyük zorluklar onun başarı yolunda duruyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşam yolunda dönüş yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch
O şimdi iyileşme yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Bill New York yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şey yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şey yolunda mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Burada her şey yolunda mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Onunla işler yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şey yolunda gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi her şey yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim için her şey yolunda gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bütün gün hiçbir şey yolunda gitmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Evde her şey yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdiye kadar her şey yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım her şey yolunda gidiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Diğer insanların yolunda durmayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdilik her şey yolunda gidiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdiye kadar her şey yolunda gidiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben senin yolunda mıyım?
Translate from Türkisch to Englisch
Her şeyi göz önüne alırsak, işler yolunda gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
O, evinin yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Ve Washington'da her şey yolunda mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Tüm mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile kendi yolunda mutsuzdur.
Translate from Türkisch to Englisch
Bilgelik yolunda yürümek isteyen hatadan korkmamalı, zira ne kadar çok gelişme yaparsa yapsın hiç önemi yok, onun amacı elde edilemeyecek kadar uzak kalır.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuklar otomobil yolunda oynuyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Boston'da işler yolunda mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer bunu yaparsak her şey yolunda olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şey yolunda olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
"Her şey yolunda mı?" " "Gerçekten değil."
Translate from Türkisch to Englisch
Tom okul yolunda Mary ile karşılaştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendi yolunda olsan bile her zaman başaralı olamayacaksın.
Translate from Türkisch to Englisch
Çözüm yolunda ikinci sorun da budur.
Translate from Türkisch to Englisch
İnşallah, her şey yolunda gidecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Bak, her şey yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayır, hayır, her şey yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin yolunda duruyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şey yolunda mı, Tom?
Translate from Türkisch to Englisch
Sizin ofisiniz ev yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Ofiste her şey yolunda mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Her şey yolunda. Sadece sakinleş. Kendin ol.
Translate from Türkisch to Englisch
Gelecek hafta sonu Tom'la Boston'a gidersem her şey yolunda mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Hey, her şey yolunda mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Her iki taraf da çözüm yolunda bir adım attı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un arabası hâlâ özel araba yolunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom şimdi her şeyin yolunda olduğunu düşünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Orada her şey yolunda.
Üzülme. Her şey yolunda.
Okul yolunda cüzdanımı kaybettim.
Orada her şey yolunda mı?
"Tom, hiç havanda değilsin." "Ah, öyle mi?" "Ters giden bir şey mi var?" "Hayır, her şey yolunda."
Her şeyin yolunda olduğundan emin misin?
Her şey yolunda. Üzülme.
Tom'un arabası özel araba yolunda.
Tom'un arabası özel araba yolunda değil.
Bir kadın bir taşra yolunda araba sürüyordu.
Sanırım her şey yolunda.
Yolunda gitmeyen bir şeyler olmalı.
İşler yolunda.
Tom arabasını özel araba yolunda tam Mary'nin arabasının arkasına park etti.
Merak etme. Her şey yolunda.
Burada her şey yolunda.
Şu anda hiçbir şey yolunda gitmiyor; ailenin dişileri bana karşı birleşmişler.
Ben senin yolunda olmak istemiyorum.
Benimle her şey yolunda.
Herkes kendi yolunda özel ve benzersizdir.
Tom ve Mary'nin işleri yolunda.
Ben senin tam bir iyileşme yolunda olduğunu öğrendiğime sevindim.
Bununla ilgili bir şeyler yolunda değil.
Tom'un artık işleri yolunda.
Evde her şey yolunda mı?
Tom'un yolunda gitmek istemem.
Her şeyin yolunda olduğundan emin olmak zorundayım.
Araba yolunda park etmiş bir konvertibl var.
Merak etmeyin, her şey yolunda.
Restoran kendi yolunda gidiyor.
Tom eve dönüş yolunda.
Tamamen kendi yolunda olacaksın.
Her şey yolunda, başarabilirsin! Kendine güven! Sen zaten mükemmel bir yüzücüsün!
Tom'un işleri yolunda değil.
Tamam Tom. Şu anda her şey yolunda.
Artık her şey yolunda.
İşler her zaman yolunda gitmez.
İşte her şey yolunda mı gidiyor?
Umarım her şey yolunda gider.
Sonunda her şeyin yolunda gideceğinden eminim.
Tom'un ıssız bir taşra yolunda patlak bir lastiği var ve onu nasıl değiştireceği konusunda bir fikri yok.
Muzu dik bir dağ yolunda buldum.
Evim kasırganın yolunda olmasına rağmen yara almadan geçti.
Herkes kendi yolunda delidir.
Hiçbir şey onun yolunda gitmiyor.
Şimdi her şeyin yolunda olduğuna inanıyorum.
Tom her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak için odaya bakındı.
Tom'un yolunda durmamalıyız.
Tom arabasını araba yolunda parketti.
Her şey yolunda gidiyor.