Lernen Sie, wie man zaman in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Bazıları yalnızca zaman geçsin diye kitap okurlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Mademki boş vaktimiz var, o zaman sinemaya gidelim.
Translate from Türkisch to Englisch
Zaman birimleri nelerdir?
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman size yazılmış ve anlamadığınız bir şeyiniz varsa, ne yapabileceksiniz, ya beklenmedik sonuçlar alırsanız?
Translate from Türkisch to Englisch
Bir zaman makinen olduğunu hayal et.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman geri döneceksin?
Translate from Türkisch to Englisch
O ne zaman doğdu?
Translate from Türkisch to Englisch
Her zaman şarkı söylüyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonraki tren ne zaman ayrılacak?
Translate from Türkisch to Englisch
Her zaman saat altıda kalkarım.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi senin kalkman gereken zaman.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman doğdun?
Translate from Türkisch to Englisch
O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Görüşmeyeli uzun zaman oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman işe gidersin?
Translate from Türkisch to Englisch
Çiçekler koparıldıkları zaman kısa süre içinde solarlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Her zaman dürüst olmak kolay değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bill her zaman dürüsttür.
Translate from Türkisch to Englisch
Tenis oynamak için zaman ayıramam.
Translate from Türkisch to Englisch
Bence Twitter bir zaman kaybıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Anne her zaman sabahları erken kalkar.
Translate from Türkisch to Englisch
Tren ne zaman Kyoto'ya varacak?
Translate from Türkisch to Englisch
Alain'i annesi bile her zaman korudu fakat şımarık küçük çocuk, kitapta derin bir nefret uyandıran ve kendini beğenmiş bir kişiye dönüşür.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman boşsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Alain çocukluğuna bağlıdır, her zaman doğum yerinde kalmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Büyükannemi ziyaret edeli uzun zaman oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu genç ve yaşlı, zengin ve fakir, Demokrat ve Cumhuriyetçi, siyahi, beyaz, Hispanik, Asyalı, Amerikan yerlisi, eşcinsel, düz, engelli ve engelsizler tarafından konuşulan cevaptır. Sadece bir bireyler koleksiyonu veya bir kırmızı ve mavi eyaletler koleksiyonu asla olmadığımızı belirten, dünyaya mesaj gönderenler Amerikalılardır. Biz, ve her zaman Amerika Birleşik Devletleri olacağız.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman burada yüzebilirim?
Translate from Türkisch to Englisch
Keşke dışarı çıktığın zaman kapıyı kapatsan.
Translate from Türkisch to Englisch
Uzun zaman önce burada bir köprü vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
O her zaman siyah gözlük takar.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman kapatıyorsunuz?
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman açıyorsunuz?
Translate from Türkisch to Englisch
Her zaman geç kalıyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch
Trenin ne zaman kalkacağını lütfen bana söyleyebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Genellikle ne zaman yatarsın?
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman evlendin?
Translate from Türkisch to Englisch
Ne zaman evlendiniz?
Translate from Türkisch to Englisch
Sandığımdan daha az zaman var.
Translate from Türkisch to Englisch
Merkezin hedefi, diğer ülkelerden gelen gençleri belli bir zaman aralığında eğitmek olmalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
O her zaman para istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Mağaza ne zaman açılıyor?
Translate from Türkisch to Englisch
İlk tren ne zaman ayrılacak?
Translate from Türkisch to Englisch
Her zaman babana uy.
Ne zaman yatmaya alışkınsın?
Ben her zaman sana yardım etmeye hazırım.
Dün gece ne zaman yattın?
Seni her zaman seveceğim.
Çocukken her zaman televizyon izliyordu.
Annenle Şangayca konuştuğun zaman sadece birkaç kelime anlayabiliyorum, bu yüzden sohbete katılamayacağım.
Onun çizdiği şey son derece detaylandırılmış ve belirgin, her zaman küçük detaylara ayrılamaz.
Hata ne zaman meydana geldi?
Hata baştan sağda mı yoksa sonradan mı meydana geldi? - Ne zaman?
Evlerinden ayrılırlarken zaman kaybetmediler.
Her zaman ölmeden önce bir Esperanto kongresi görmek istedim.
Doğum günün ne zaman?
Kuzey Amerika'da işler, "Her zaman müşteri haklıdır." prensibi ile yapılır.
Bu yoldan her zaman çok sayıda araba geçmektedir.
Onlar her zaman anne ve babalarına itaat etmiyorlar.
Hafta içi her zaman meşguldür.
Tom parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.
Ne zaman en mutlusun?
İnsanlar coşkuluyken o her zaman uzak durur.
O her zaman gerçeği söyler.
Japonlar saygı belirtisi olarak her zaman eğilmezler.
Oksijen olmasaydı bütün hayvanlar uzun zaman önce ortadan kalkmış olurdu.
Buraya ne zaman geldiği kesin değil.
Her zaman uykulu hissederim.
O her zaman mutlu değildir.
O her zaman neşeli ve güler yüzlüdür.
O zaman onu görmediğine inanmıyorum.
Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın!
Rastgele cümlelerde neden insanlar her zaman "Tom" olarak çağrılıyor?
O her zaman temiz giyinir.
Her zaman her şeyi düşünmemi bekleyemezsin.
Çoğu zaman televizyon izler.
Daha uzun kalmak zaman kaybıdır.
Biz her zaman servis kalitesini iyileştirmeyi amaçlıyoruz.
Her zaman gerçeği söylemelisin.
Özür diledim fakat o zaman bile benimle konuşmadı.
O her zaman parasızdır.
Onun için üzüldüğün zaman gelecektir.
Bagaj kontrolüne ne zaman başlarsınız?
Zaman zaman daha akademik biriyle detaylı bir konuşma yapmak istiyorum.
Ne kadar zaman geçtiğini söyleyemem.
Tony ne zaman ders çalışıyor?
Ne zaman döneceksin?
İnsanoğlu genellikle iyi olmak ister fakat her zaman çok iyi ve sakin değil.
Kart oynayarak zaman öldürdük.
Büyüdüğüm zaman bir pilot olmak istiyorum.
Çocuklar eve gelmediği zaman huzursuz hissetti.
Roma'da hoş bir zaman geçiriyoruz.
Bir gün pilot olma fikrinin hayatımda tam olarak ne zaman oluştuğunu söyleyemem.
Bir güzellik salonunda hoş ve mutlu bir zaman geçirmeye ne dersin?
Hey,teslimat tarihine az zaman kaldı,biliyor musun?Etrafta şaşkın şaşkın gezmeyi bırak.
O yalnızken kendini her zaman müzikle rahatlattı.
Şimdilik her zaman bana bakıyordu.
O şarkıyı duyduğum her zaman,lise günlerimi düşünürüm.
Yaptıkları her zaman söyledikleriyle bağdaşmıyor.
O her zaman aptal sorular soruyor.