Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "zorluk"

Lernen Sie, wie man zorluk in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

İstasyonda biletimi bulurken büyük zorluk yaşadım.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu tür müzik, daha yaşlı insanların anlamakta zorluk çektiği bir şeydir.
Translate from Türkisch to Englisch

Otobüs durağını bulmakta çok zorluk çektik.
Translate from Türkisch to Englisch

Planı uygulamada zorluk çekmedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta zorluk seçimdir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve Mary herhangi bir zorluk olmadan görevlerini tamamladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kararlar vermede zorluk çekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom arkadaş edinmede zorluk çekiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben konsantre olmakta zorluk çekiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Evini bulmakta zorluk çekmedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Nefes almada zorluk çekiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Yeni bir zorluk ortaya çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom işitmekte zorluk çekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Konsantre olmada zorluk çekiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

O, gizemi açıklamada zorluk çekmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

İşi herhangi bir zorluk olmadan yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bazı insanlar özür dilemekte zorluk çekerler.
Translate from Türkisch to Englisch

Problemi çözmede bir zorluk çekmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Havaalanına giderken zorluk çektim.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu problemi çözmede zorluk çektim.
Translate from Türkisch to Englisch

Sorunu çözmede zorluk çektim.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun evini bulmada zorluk çekmedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun evini bulmakta biraz zorluk çektik.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun ofisini bulmada zorluk çekmedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Sana telefonla ulaşmakta zorluk çektik.
Translate from Türkisch to Englisch

Gizemi açıklamada zorluk çekmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Nehri yüzerek geçmede zorluk çekmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Dedem duymakta biraz zorluk çekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Neden onaylamakta zorluk çekiyorsunuz?
Translate from Türkisch to Englisch

Çevremdeki oyunu anlıyorum fakat büyük oyunu anlamakta zorluk çekiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Jenny Japonca çalıştığından Japonya'da zorluk çekmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom herhangi bir zorluk olmadan işi bitirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ciddi bir zorluk içinde.
Translate from Türkisch to Englisch

İklim değişimi, iç savaş,finansal zorluk ve altyapısal kaosun hepsi bu ülkede karışıklığa neden olmuştu.
Translate from Türkisch to Englisch

Sana zorluk çıkarmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Görevlerini bir zorluk olmadan tamamladılar.
Translate from Türkisch to Englisch

O büyük zorluk içinde.
Translate from Türkisch to Englisch

Dikkatli ol. Bir zorluk istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu günde konuşmakta zorluk çektim.
Translate from Türkisch to Englisch

Sadece bir zorluk var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom nefes almada zorluk yaşıyor gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Birbiri ardına bir zorluk vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Nefes almada biraz zorluk çekiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom konuşmada zorluk yaşıyor gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yürümede zorluk yaşıyor gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom biraz zorluk yaşıyor gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Aşılması gereken birkaç ciddi zorluk olduğunu düşünüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Zorluk zamanlarında bize yardımcı olur.

Golf oynamakta zorluk çekiyorum.

Dil öğrenmekte zorluk çekiyorum.

Eğer zorluk oluşursa, beni arayın.

Zorluk olması halinde, sorabilirsin.

Finansal zorluk çekiyorlar.

Tom nefes almada zorluk yaşıyor.

Tom nefes almada zorluk çekiyordu.

Tom oraya gidip gitmemeye karar vermede zorluk yaşıyor.

Onu yaparken herhangi bir zorluk yaşıyor musun?

Onunla irtibat kurmada bir sürü zorluk yaşadım.

Kiramı ödemede zorluk çekiyorum.

Tom hapları yutarken zorluk yaşadı.

Tom herhangi bir zorluk olmadan işi yapabildi.

Tom, Mary'yi işinden ayrılmaya ikna etmekte zorluk yaşadı.

Tom işini bırakması gerektiği konusunda Mary'yi ikna etmekte zorluk yaşadı.

Pilot, uçağı kontrol ederken zorluk yaşadı.

Tom ciddi zorluk içinde olabilir.

Tom, Mary'nin ne dediğini anlamakta zorluk çekti.

Tom halka açık bir telefon bulmakta zorluk yaşadı.

Tom bana uyumakta zorluk çektiğini söyledi.

Bugün çok zorluk yaşadım.

Tom hatalı olduğunu kabul etmekte zorluk çekiyordu.

Tom birçok zorluk içinde.

Tom'un birçok zorluk içinde olduğunu biliyorum.

Tom uykuya dalmakta zorluk yaşadı.

Tom nefes almakta zorluk çekti.

Onun İngilizce mesajı anlamasını sağlamada zorluk çektim.

Biz senin otelini bulmakta zorluk yaşadık.

Tom problemin çözümünde hiçbir zorluk çekmedi.

Bunu bulmada zorluk yaşıyorum.

Ben hiç uykuya dalmakta zorluk yaşamadım.

Gerçekten herhangi bir zorluk yoktu.

O, ağaçlara tırmanmada zorluk çekmiyor.

O herhangi bir zorluk olmadan ofisi buldu.

Onlar hedeflerine ulaşmakta zorluk yaşadılar.

Onu anlamakta zorluk çekiyorum.

Tom onu yaparken zorluk yaşadı.

Evimizi bulmada zorluk yaşadığın için üzgünüm.

Uyumakta zorluk mu yaşıyorsunuz?

O nefes almakta zorluk yaşıyor.

Ben dil öğrenmekte zorluk yaşıyorum.

İsyan, zorluk olmadan bastırıldı.

Biz zorluk olmadan sorunun üstesinden gelebiliriz.

O herhangi bir zorluk olmadan işi yaptı.

Yaşlı insanlar zamanın yeni teknolojisini anlamakta zorluk çekiyor.

Tom onunla dansa gitmesi için Mary'yi ikna etmede zorluk yaşadı.

Başlangıçta büyük zorluk yaşadım.

O, zorluk olmadan ağaca çıkar.

Tom zorluk içinde.

Tom maaşı ile geçinmede zorluk yaşadı.

Uyumakta hiç zorluk çekiyor musun?

Nefes alırken herhangi bir zorluk yaşıyor musun?

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch