Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ağırlık" in турецкий

ad

  1. tartıda ağır çekme, ağır olma durumu.

    • Ağırlığı tartarak anlarız
  2. bir askeri birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükü.

    • Birlik, ağırlığının yarısını atmak zorunda kaldı
  3. eşya, yük.

    • Bu kamyon bütün bu ağırlığı taşımaz
  4. iç karartıcı, bunaltıcı, sıkıntı verici durum.

    • Odaya çöken havanın ağırlığı duyumsanıyordu
  5. sıkıntı.

    • Yüreğindeki ağırlıkla sokağa attı kendini
  6. güveyin kız tarafına, çeyiz düzülmesi için önceden verdiği para.

  7. isteksizlik, durgunluk, uyuşukluk ve gevşeklik durumu.

    • Kimi zaman insanın üstüne bir ağırlıktır çöker
  8. baskı, etki.

    • Yıllar geçti, o söylediklerinin ağırlığı hâlâ üzerimde
  9. ağırbaşlıya yakışır davranış, ağırbaşlılık.

    • Ondaki ağırlık kimsede yoktur
  10. ağır basma durumu.

    • Adamın ağırlığı ortada, işi o alacaktır
  11. önem.

    • İşin ağırlığını hiç gözden uzak tutmayalım
  12. sorum, sorumluluk.

    • Durumun bütün ağırlığını ben üstleniyorum
  13. iki kefesi bulunan terazilerde, tartma işi yapılırken kefeye konulan nesne.

  14. balıkçılıkta olta ya da ağ kurşunu.

  15. bir cismin molekülleri üzerinde yerçekimi etkisinin oluşturduğu bileşke.

  16. küpe, bilezik, kolye gibi kadın süs eşyası.

    • Bütün ağırlığını takıp takıştırıp sokağa çıktı
  17. bir cismin üzerindeki bütün noktalara ayrı ayrı etkide bulunan yerçekimi güçlerinden oluşmuş tek güç durumundaki bileşkenin uygulama noktası.

  18. bir konunun, bir sorunun, bir işin en önemli noktası.