Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "bastırmak" in турецкий

unknown

  1. basmak eylemini yaptırmak.

    • Eski kocasını evinde bastırmak istemiş
  2. dikişte, bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek.

    • Eteğini bastırmak için uğraşıp durmuştu
  3. kişiye ya da topluma zararı dokunacak bir durumu, bir olayı daha başlarda ya da başladıktan kısa bir süre sonra önlemek, yok etmek, ortadan kaldırmak.

    • Padişah, isyanı bastırmak için ordu gönderdi
  4. ortadan kaldırmak, yok etmek, gidermek.

    • Heyecanını bastırmak için bir kadeh rakı içti
  5. üstün bir duruma gelmek, gelişmek, öne geçmek.

    • Küçük, boyca ağabeyini bastırmıştı
  6. sıkıştırmak, zorlamak.

    • İlle yapılması için bastırmak gerekmişti
  7. bir adla birlikte kullanıldığında hızlılık, çabukluk ya da aşırılık bildirir.

    • Tokadı yiyince çığlığı bastırmıştı. Yanıtı bastırmak kolay olmuştu
  8. birini hazırlıksız yakalamak, birinin yanına ansızın gitmek.

    • Konuklar bastırınca şaşırdı
  9. bası işini yaptırmak.

    • Kitabını bastırmak için basımevi aradı
  10. birdenbire olmak ve çok etkisini göstermek.

    • Ormanda tipi bastırmıştı
  11. (sıcak, karanlık, uyku vb.) artmak, sarmak, kaplamak, çoğalmak, şiddetlenmek, etkisini göstermek.

    • Karanlık iyice bastırmıştı
  12. (güreşte) hasmını altına alıp sırtını yere getirmeye çalışmak.

    • Güreşçimiz bastırdı, bastırdı ama olmadı
  13. (para) vermek, (özellikle kumarda) para sürmek, para koymak.

    • Eskiden on lirayı bastırınca sarhoş bile olurdun
  14. (ayaktopu vb.) atağa geçmek, atak üstüne atak yapmak, baskılı oynamak.

    • Fener bastırdıkça bastırıyordu
  15. kuluçka zamanı gelmiş tavuğu kuluçkaya yatırmak.