Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "burun" in турецкий

ad

  1. ağzın üstünde, alınla üstdudak arasında yer alan, çıkıntılı, iki delikli solunum ve koku alma organı.

  2. kimi şeylerin ön ve sivri yeri.

    • Bıçağın burnu yere battı
  3. karanın, özellikle dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde, denize uzanmış yeri.

    • Vapur, burundan sonra görünmez oldu
  4. kendini büyük görme, büyüklenme, kibir.

    • Kime bu burun, anlamadım
  5. daha önce beğenmediği bir işi, bir durumu, bir süre sıkıntı çektikten sonra, kabul edecek duruma gelmek, kibrinden vazgeçmek.

    • Burnu sürtülünce anladı dünyayı
  6. taşkın davranışlarının cezasını çekerek, güçüklerle, başarısızlıklarla karşılaşarak artık ılımlı bir yol tutmak.

    • Bizim oğlanın burnu sürtüldü, işine sarılır artık
  7. sümüğünü, soluk alarak, burnunun yukarısına çekmek.

  8. umduğunu bulamayarak ağlamaklı olmak.

  9. bir yerinin acısı, burun direğini sızlatacak denli çok olmak.

  10. (sevdiği birinin durumu için) çok üzülmek, çok acı duymak, ağlayacak gibi olmak.

    • Onu düşününce burnumun direği sızlıyor
  11. çok dikkatsiz olmak.

    • Allahlık biri, burnunun ucunu görmekten yoksun
  12. sarhoşluk nedeniyle bastığı yeri bilmemek, çok sarhoş olmak.

    • Lokantadan çıktığında burnunun ucunu görmüyordu, eve nasıl gitti acaba?
  13. çok büyüklenmek, çok kibirlenmek, pek böbürlenmek, kendini çok beğenmek.

  14. çok öfkelenmek.

  15. hiç beklenmedik bir anda karşılaşmak.

    • Çok kaçtım ama sonunda onunla bir kitapçıda burun buruna geldik
  16. iki ayrı yönden gelirlerken birbirlerine çok yaklaşmak.

    • İki gemi tam burun buruna gelmişken durabildiler