Definition of "külüstür" in турецкий
sıfat
eskimiş, yıpranmış, eski görünüşlü olan.
- Odasını külüstür eşya ile doldurmuş
bakımsız.
- Külüstür bir sokakta oturuyor
bayağı, düzeysiz.
- Gazinoda külüstür şarkılar söylerdi
(motorlu araç için) ikide birde bozulan, eski.
- Senin külüstürü sattın mı yoksa?
değersiz, önemsiz.
- İş yok, külüstür bir kâtiplik bile bulamaz
yaşlanıp çirkinleşmiş.
- Barda rastladığı külüstür kadınlara bile asılırdı