Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kırmak" in турецкий

unknown

  1. (sert şeyleri) vurarak ya da ezerek parçalamak.

  2. iri parçalara ayırmak.

  3. (kâğıt vb. için) belirli bir biçimde katlamak.

    • İşçiler forma kırıyor
  4. (canlıları) topluca öldürmek, yok etmek.

    • Hastalık hayvanları kırdı
  5. (fiyat için) azaltmak, indirmek.

    • Satıcı biraz daha kırınca ayakkabıyı aldım
  6. (tahıl için) iri ve kaba öğütmek.

    • El değirmeni olsa biraz buğday kırardık
  7. (çek, senet vb. için) indirimle almak.

    • Banka bonoyu kırmak istemedi
  8. etkisini, gücünü azaltmak.

    • Güneş soğuğu kırdı
  9. ortadan kaldırmak, yok etmek.

    • Sözleri umudumu kırdı
  10. isteğini geri çevirerek ya da beklemediği bir davranışta bulunarak gücendirmek, incitmek.

    • Seni kırmak istemem
  11. (tavla oyununda) karşı oyuncunun pulunu oyun dışı bırakmak.

  12. vücut kemiklerinden birini parçalamak.

    • Düşüp kolunu kırdı
  13. (hareket durumundaki bir taşıtın ya da binek hayvanının) yönünü bir yana çevirmek, döndürmek.

    • Sürücü, direksiyonu sağa kırarak çarpışmayı önledi
  14. kaçmak, uzaklaşmak.

    • Polisi görünce kırdılar
  15. (okul, iş gibi gidilmesi gereken bir yere) gitmemek.

    • O gün herkes okulu kırıp sinemaya gitmişti
  16. yakıp yıkarak, öldürerek ya da baskı uygulayarak vb. çok büyük zarar vermek.

    • Hastalık köyü kırıp geçirdi
  17. çok sert davranmak.

    • Yeni müdür memurlarını kırıp geçiriyor
  18. tuhaf söz ve davranışlarla herkesi güldürmek, eğlendirmek, çok güldürmek.

    • Anlattığı fıkralarla herkesi kırıp geçiriyordu