Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kesmek" in турецкий

unknown

  1. bıçak, makas gibi kesici bir araçla bir şeyi ikiye ya da daha çok parçaya ayırmak.

  2. hasta bir organı kesici bir araçla çıkarmak, almak ya da yerinden ayırmak.

    • Hasta bacağı kesmek gerekmişti
  3. kesici bir araçla yaralamak.

    • Jilet yüzümü kesti
  4. makas vb. ile ucunu almak.

    • Berber saçımı güzel kesmiş
  5. düzgün parçalara ayırmak, doğramak.

    • Önce patatesleri parmak kalınlığında keseceksiniz
  6. dibinden ayırmak.

    • Ormanın ağaçlarını kesmek istiyorlarmış
  7. (hayvan için) bıçak vb. ile başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak.

    • Kurbanı kestiler
  8. bir şeyden yoksun bırakmak, artık vermez olmak.

    • Ülkeye yardımı kestiler
  9. ara ya da son vermek.

    • Dersleri kestiler, sınavlara başladılar
  10. verilecek bir şeyin bir bölümünü alıkoymak, birazını vermemek, eksik vermek.

    • Aylığından birazını kesmişler
  11. belirtmek, kararlaştırmak, saptamak.

    • Buluşma gününü şimdiden kesmek zor olur
  12. güçleştirmek, azaltmak, önlemek.

    • Rüzgâr hızımızı kesiyordu
  13. geçişi önlemek, geçişe engel olmak.

    • Trafik polisi yolu kesmişti
  14. (para için) basmak.

  15. ayırmak, bölmek.

    • Caddeyi kesen sokağın sonuna değin gittiler
  16. (iskambil kâğıtları için) destenin üzerinden bir bölümünü ayırıp öte yana koymak.

  17. gidermek, yok etmek.

    • Çay, harareti keser derler
  18. (yazı, film için) kimi yerlerini atmak, kısaltmak.

    • Filmin en iyi yerlerini kesmişler
  19. susmak.

    • Gürültüyü kesmek bilmiyorlardı
  20. (rüzgâr, soğuk vb.) çok etkili olmak.

    • Buz ellerimi kesiyordu
  21. akışı, akımı durdurmak.

    • Suyu ve elektriği kesmişler
  22. birinin parasını almak.

    • Bizimki babasını kesmiş, cebi para dolu
  23. birine ilgi duyduğunu davranışlarıyla, gözleriyle belli etmek, onu etkisi altına almak.

  • Kızı kesip durdu
  • palavra atmak, abartmak, yalan söylemek, uydurmak.

  • bir kimseyi kötülemek, yermek.

  • (daha çok olumsuz ya da soru biçimi kullanılır) iyi gelmek, yeterli olmak, doyurmak.

    • Bu iş bizi keser mi? Kesmez abicim
  • uzun uzadıya düşünmeksizin kesin bir yargıya varmak.

  • kesin bir biçimde çözmek, bitirmek.

  • gözdağı vermek, zorbalıkla korkutmak.

  • ileri geri konuşmak, ağzına geleni söylemek, atıp tutmak.