Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "okumak" in турецкий

unknown

  1. yazıya geçirilmiş bir metni, harfleri tanıyarak ve sessizce, gözle çözümleyerek anlamak ya da aynı zamanda seslere çevirmek.

  2. yazılı bir metnin içeriğini, iletmek istediği şeyleri öğrenmek.

    • Kitap okumak insanı geliştirir
  3. öğrenim görmek.

    • Fakültede birkaç yıl okumak doktor olmaya yeter mi?
  4. (şiir, şarkı, türkü vb. için) sesli olarak ya da ezgiyle söylemek.

    • Şiir okumak, şarkı okumaya benzemez
  5. bir şeyin anlamını çözmek.

    • Şifreyi okuyacak kimse yoktu
  6. kimi belirtilere bakarak bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak.

    • Düşüncesini yüzünden okumak olanağı yoktu
  7. hastalığı iyileştireceğini öne sürerek dua okuyup üflemek, üfürükçülük etmek.

    • Hasan Hoca okursa bir şeyciği kalmazmış
  8. bir yere, özellikle düğüne çağırmak.

  9. uzun uzun sövmek.

  10. anlatmak, söylemek, itiraf etmek.

    • Karakolda okumuş, mahkemede inkâr etmiş
  11. (bir metni, bir sözü, bir tutumu vb.) değerlendirmek, yorumlamak, anlamak.

    • Bu davranışı nasıl okumak gerektiğini bilmiyorum
  12. çok okuyarak.

    • Okuya okuya gözlerinden oldu
  13. okumak eylemini yaparak.

    • Çocuk yolda kitabını okuya okuya gidiyordu