Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "uçmak" in турецкий

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. (kuş, kanatlı böcek vb. için) kanatlarını hareket ettirerek havada düşmeden durmak ve yol almak.

  2. (uçak, helikopter vb. için) özel mekanizmayla ya da motorla yerden yükselmek, havada yol almak.

  3. (uçurtma vb. için) rüzgâr yardımıyla havada durmak.

    • Uçurtmalar göklerde uçuyordu
  4. rüzgârın ya da başka bir şeyin etkisiyle yerinden ayrılıp havada ya da yerde yol alarak uzağa gitmek.

    • Şapkası uçtu
  5. (sıvı vb.) gaz ya da buhar durumuna geçmek.

    • Şişenin ağzı açık kalınca kolonya uçmuş
  6. (renkler için) solarak yok olmak ya da iyice soluklaşmak.

    • Yüzünün rengi uçmuş
  7. patlayıcı maddeyle ya da deprem vb. ile yıkılmak, parçalanmak, göçmek.

    • Selden köyün köprüsü uçmuştu
  8. yüksek yerden düşmek ya da yuvarlanmak.

    • Kamyon köprüden uçmuş
  9. (kara ya da deniz taşıtları) çok hızlı yol almak.

    • Arabamız uçuyordu
  10. hava yoluyla, uçakla gitmek.

    • Yarın Adana’ya uçacağız
  11. ortadan yitip gitmek, yok olmak, silinmek.

    • Aklındaki her şey uçmuştu
  12. çok sevinmek.

    • Sınıfı geçmişti, uçuyordu
  13. uçar gibi dalgalanmak.

    • Ekinler boy vermiş, rüzgârla uçuyordu
  14. aşırılmak.

    • Baktım, masaya bıraktığım sigara paketi uçmuştu
  15. (dinsel inanışa göre) ruh, ölümden sonra göğe yükselmek.

  16. (uyuşturucunun etkisiyle) kendinden geçmek.

    • Baktım, odadakiler uçmuştu
  17. uçar gibi gitmek, çok hızlı gitmek ya da kaçmak.

  18. cinsel ilişkide bulunmak.

    • O gece iki kez uçmuştu
  19. düşlere dalmak.

  20. kanat çırparak, uçarak.

  21. çok sevinerek.

    • Böyle bir çağrıya uça uça gelirler
  22. (kuş vb.) havalanmak, uçmak.

  23. yitip yok olmak.

    • Elde avuçta ne varsa uçup gitmişti