Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Примеры предложений на турецкий со словом "öne"

Узнайте, как использовать öne в предложении на турецкий. Более 100 тщательно отобранных примеров.

Kodaman Homer'in bile bazen başı öne eğilir.
Translate from турецкий to английский

Lütfen gelecek toplantıda maddeyi öne sür.
Translate from турецкий to английский

Yaşlı adam öne doğru eğildi ve karısına yumuşak bir sesle sordu.
Translate from турецкий to английский

Tom Mary'ye yol vermek için öne geçmeye karar verdi.
Translate from турецкий to английский

Tom öne geçmeye ve Mary'ye sormak istediği soruyu sormaya karar verdi.
Translate from турецкий to английский

Tom kesinlikle değişik fikirler öne sürdü.
Translate from турецкий to английский

Tom yeni bir teknik öne sürdü.
Translate from турецкий to английский

Eğer en iyi ayağınızı öne koyarsanız, başarılı olursunuz.
Translate from турецкий to английский

Jim öğretmenin yanılabileceğini öne sürdü.
Translate from турецкий to английский

O öne doğru eğildi.
Translate from турецкий to английский

O başını öne eğerek cevap verdi.
Translate from турецкий to английский

O öne geçmeyecek.
Translate from турецкий to английский

O, öne doğru bir adım attı.
Translate from турецкий to английский

Lütfen öne doğru ilerleyin.
Translate from турецкий to английский

Tokalaşmak için öne doğru adım attı.
Translate from турецкий to английский

Sorunumuza bir cevap öne sürdü.
Translate from турецкий to английский

Başını öne eğdi.
Translate from турецкий to английский

Tom daha iyi bir fikir öne sürdü.
Translate from турецкий to английский

Sıradan insanlar sıradan çözümler öne sürmez mi?
Translate from турецкий to английский

Tom öne doğru eğildi.
Translate from турецкий to английский

Tom öne çıktı.
Translate from турецкий to английский

Tom öne geldi.
Translate from турецкий to английский

Tom bir öpücük bekliyordu, bu yüzden öne doğru eğildi ve dudaklarını buruşturdu.
Translate from турецкий to английский

Tom öne doğru eğildi ve Mary'yi yanağından öptü.
Translate from турецкий to английский

Tom öne doğru eğildi ve taksi şoförünün omzuna vurdu.
Translate from турецкий to английский

Yeni bir plan öne sürmeliyiz.
Translate from турецкий to английский

Öne çık da seni de görelim.
Translate from турецкий to английский

Onda yazarlıkta adını öne çıkarma hırsı var.
Translate from турецкий to английский

Kadın uyuklamaya başladığında, kafası öne eğildi.
Translate from турецкий to английский

Öne doğru eğildi.
Translate from турецкий to английский

O, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile öne çıkıyor.
Translate from турецкий to английский

Başka mesleklerde insanlar öne çıkabiliyor, kimse tepki vermiyor ama yazarlar popüler olunca suçlanıyorlar.
Translate from турецкий to английский

Lütfen bir adım öne çık.
Translate from турецкий to английский

Tom Mary'ye bakmak için öne doğru eğildi.
Translate from турецкий to английский

Tom daha iyi bakmak için öne doğru eğildi.
Translate from турецкий to английский

Tom öne doğru eğildi ve Mary'yi öptü.
Translate from турецкий to английский

Tom Mary'yi öpmek için öne doğru eğildi.
Translate from турецкий to английский

Tom'un arabası öne park edilir.
Translate from турецкий to английский

Tom öne doğru eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.
Translate from турецкий to английский

Tom sandalyesinde öne doğru eğildi.
Translate from турецкий to английский

Tom biraz öne eğildi.
Translate from турецкий to английский

Lütfen öne doğru adım at.
Translate from турецкий to английский

Tom öne eğildi.
Translate from турецкий to английский

Biraz öne doğru eğilebilir misin?
Translate from турецкий to английский

Tom öne doğru eğildi ve Mary ile konuştu.
Translate from турецкий to английский

Onun konuştuğu her sözü anlamak için öne doğru eğildim.
Translate from турецкий to английский

Bir adım öne çık.
Translate from турецкий to английский

Ben öne doğru eğildim.
Translate from турецкий to английский

Tom Mary'yi öpmek için öne doğru adım attı ama geri adım attı.
Translate from турецкий to английский

Tom öne doğru eğildi ve onu öptü.

Tom ayakkabısını bağlamak için öne doğru eğildi.

Sen Tom'u öldürdüğümü mü öne sürüyorsun?

Tom dinlemek için öne doğru eğildi.

Otopsi sonuçları onun kalp sorunu nedeniyle öldüğünü öne sürdü.

Yapmamam gereken bir şeyi yaptığımı mı öne sürüyorsun?

Tom bizimle hayvanat bahçesine gitmekten zevk alabileceğini öne sürdü.

Lütfen mümkün olduğu kadar öne yakın oturun.

Tom öne doğru eğildi ve bozuk parayı aldı.

Bir yalancı olduğumu mu öne sürüyorsun?

Toplantıda onun öne sürdüğü planın lehinde mi yoksa aleyhinde misin?

Onun öne geçme umudu yok.

O daha önce başlamamız gerektiğini öne sürdü.

Başın öne eğilmeye başlıyor.

Onunla bir ilgim olduğunu öne sürüyorsan yanılıyorsun.

Altı erkek, iş için gönüllü olarak öne çıktı.

Tom öne doğru eğildi ve ayak parmaklarına dokundu.

Bir adım öne çık ve diğerleri için yer aç.

İstatistikler bu şehrin nüfusunun beş yıl içinde iki katına çıkacağını öne sürmektedir.

Bütün ünlü beyzbol oyuncularından o bir deha olarak öne çıkıyor.

Bunun hakkında benden daha fazla bildiğini mi öne sürüyorsun?

Toplantının öne alınması öneriliyor.

Öne gel!

Küçük çocuk başını öne eğdi ve bir şey söylemedi.

Gözlerini kapadı, dudaklarını sıktı ve öpmek için öne eğildi.

Cumhurbaşkanının yeni bir enerji politikası öne sürmesi bekleniyor.

Hadi öne yakın oturalım.

Bunun neden olabileceğini ilk öne süren Tom'du.

Onunla bir alakam olduğunu öne sürmüyorsun, değil mi?

Öne yakın oturacak bir yer bulalım.

Öne eğildi ve onu öptü.

Ali düzgün bir vuruşla takımını öne geçiren gole imza attı.

Ali'nin serbest vuruştan takımına kazandırdığı golle Anadoluspor 1-0 öne geçti.

Anadoluspor'u öne geçiren golü Ali attı.

Kalecinin öne çıktığını fark eden Ali klas bir aşırtma vuruşla kaleciyi avladı.

Anadoluspor golden sonra savunma güvenliğini öne alıp, alan daraltmaya çalıştı.

Seksen beşinci dakikada sahneye çıkan Ali takımını öne geçiren golü attı.

Tom öne oturacak.

Türk Dil Kurumu internet için Türkçe karşılık olarak "genel ağ" kelimesini gösterirken, Dil Derneği de "bilgisunar" kelimesini öne çıkarıyor.

Ali çok kopya çektiği için öğretmen onu sınavlarda hep en öne oturtuyor.

Öne oturduk.

Başını öne eğmiş, ağır adımlarla yürüyordu.

Marie öne doğru eğildi.

Öne doğru bir adım attı.

Öne oturmayı sever.

Öğretmen, Ali'yi kimseye kopya vermemesi için sınavda en öne oturttu.

Yaygın inanışa göre virüsten etkilenmiş kişilere maruz kalan kişilerin hastalığa karşı test edilmesi gerektiği öne sürülüyor.

Pek çok yönetmen anlam ve sanatsallığı öne çıkarma arzusu taşıyan filmler çekmek istese de Hollywood'a kök salmış statüko buna izin vermez.

Grup üyeleri kişisel nedenleri öne sürdüler.

Bu anlamda sizce hangi genç Sırp oyuncu öne çıkıyor?

Bu ifade, manşetlerde öne sürüldüğü gibi sadece bir diplomatik hediye mi?

Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский