Узнайте, как использовать acımasız в предложении на турецкий. Более 81 тщательно отобранных примеров.
Bu son derece acımasız bir savaştı.
Translate from турецкий to английский
Tom'un acımasız olması Mary'yi şaşırttı.
Translate from турецкий to английский
Onun o kadar acımasız bir şey yapma yeteneğine sahip olduğunu hiç düşünmemiştim.
Translate from турецкий to английский
Onun acımasız sözleriyle çok yaralandı.
Translate from турецкий to английский
Acımasız olmaktan vazgeç.
Translate from турецкий to английский
Bu acımasız kaderin güzel bir örneği.
Translate from турецкий to английский
O, açgözlü ve acımasız.
Translate from турецкий to английский
Evren bugün de bana acımasız davrandı.
Translate from турецкий to английский
Sizler bana çok acımasız davrandınız.
Translate from турецкий to английский
Açıkçası bazen yaptıklarınızı acımasız buldum.
Translate from турецкий to английский
Sizce babam bana çok acımasız davranmadı mı?
Translate from турецкий to английский
Bu kadar acımasız mısınız?
Translate from турецкий to английский
Siz acımasız mısınız da bunu bildiğiniz halde engel olmadınız?
Translate from турецкий to английский
Tom acımasız.
Translate from турецкий to английский
Bu acımasız olacak.
Translate from турецкий to английский
İnsanlar neden böyle acımasız?
Translate from турецкий to английский
Orada acımasız bir dünya var.
Translate from турецкий to английский
O acımasız.
Translate from турецкий to английский
Ben acımasız biri değilim.
Translate from турецкий to английский
Elveda, acımasız dünya.
Translate from турецкий to английский
Tom acımasız bir insandır.
Translate from турецкий to английский
Onu satın alan adam sert , acımasız ve kabaydı.
Translate from турецкий to английский
En acımasız sektörlerden biridir televizyon sektörü.
Translate from турецкий to английский
Dünya acımasız.
Translate from турецкий to английский
Tom acımasız, değil mi?
Translate from турецкий to английский
O sadece acımasız.
Translate from турецкий to английский
Yaşam çok acımasız.
Translate from турецкий to английский
Çete, Tom adında acımasız bir suçlu tarafından yönetiliyor.
Translate from турецкий to английский
Kader bana acımasız bir ders verdi.
Translate from турецкий to английский
Dan acımasız bir katildi.
Translate from турецкий to английский
Neden dünya bana karşı çok acımasız?
Translate from турецкий to английский
Nasıl bu kadar acımasız olabilirsin?
Translate from турецкий to английский
Tom'un acımasız olduğunu düşünüyorum.
Translate from турецкий to английский
Acımasız olun.
Translate from турецкий to английский
Hayvanları karşı acımasız olmamalısın.
Translate from турецкий to английский
Nisan ayı en acımasız aydır.
Translate from турецкий to английский
Tom acımasız bir rakip.
Translate from турецкий to английский
Tom'un babası acımasız bir adamdı.
Translate from турецкий to английский
Ben onun o zaman ne kadar acımasız olduğunu hayal edemiyordum.
Translate from турецкий to английский
O acımasız öğretmenin bugün bize zor bir test vereceğinden oldukça eminim.
Translate from турецкий to английский
Bu kızlar neden bu kadar acımasız?
Translate from турецкий to английский
"Tüketici elektroniği" denen üreticiler arasında acımasız bir rekabet vardır.
Translate from турецкий to английский
Tom babasından acımasız bir dayak yedi.
Translate from турецкий to английский
Bir acımasız kıyım 1995 yılında Srebrenika'da işlendi.
Translate from турецкий to английский
Kedi acımasız olmaya çalışmıyordu.
Translate from турецкий to английский
Bu acımasız.
Translate from турецкий to английский
Gençler bugünün acımasız gerçeklerine uymalılar.
Translate from турецкий to английский
O acımasız bir pislik.
Translate from турецкий to английский
O acımasız bir sürtük.
Translate from турецкий to английский
Bu mahalle acımasız.
Translate from турецкий to английский
Bu acımasız bir mahalle.
Translate from турецкий to английский
Ezici bir çoğunluk acımasız cezanın kaldırılması için oy kullandı.
O acımasız bir adamdı.
Kimsenin bu kadar acımasız olma hakkı yoktur.
Ölüm gizemli, acımasız bir bayandır.
Şehir, doğanın acımasız gücü tarafından harap edildi.
Acımasız rekabet karşısında, bizim iş hayatta kalmakta başarısız oldu.
Kendine karşı bu kadar acımasız olma.
Gulag olarak bilinen Rus cezaevi sistemi çok acımasız bir yerdi.
Redwall evreninde, gelincikler acımasız türlerden biridir.
Acımasız hükümetler sık sık siyasi muhaliflerini cezaevine sokarlar.
Fadıl acımasız saldırıdan kurtuldu.
Fadıl, zarif Leyla'yı acımasız bir dünyadan kurtarmak istedi.
O acımasız bir kaltak.
Leyla ve Sami acımasız bir kavga ettiler.
Tom nasıl bu kadar acımasız olabilir?
Leyla acımasız saldırıyı hatırlayamıyor.
Gülme olmadan yaşam nasıl olurdu? Üzücü. Konuşma olmadan yaşam nasıl olurdu? Suskun. Barış olmadan yaşam nasıl olurdu? Acımasız. Aşk olmadan yaşam nasıl olurdu? Yalnız. Sen olmadan yaşam nasıl olurdu? Anlamsız!
Sami ve Leyla'nın çatışması acımasız bir sona yol açtı.
Sami, Leyla'nın ölümünün acımasız bir cinayet eylemi olduğuna inanıyor.
Birisi nasıl bu kadar acımasız olabilir?
Zaman acımasız.
Sizi çok iyi tanıyorum. Acımasız katillersiniz. Hiç de iyi insanlar değilsiniz.
Bu kadar acımasız olma.
Tom'u acımasız bir kader bekliyordu.
Hayat bütün öğrencilerini öldüren çok acımasız bir öğretmendir.
Acımasız bir dünyada yaşıyoruz.
Acımasız mısınız?
Ne acımasız bir hile!
Dr. Mengele'nin "deneyleri", acımasız olmalarının yanı sıra, tıbbı ilerletecek hiçbir şey yapmamıştır.
John, Jessica'nın bu kadar acımasız olmasını beklemiyordu.