Узнайте, как использовать bırak в предложении на турецкий. Более 100 тщательно отобранных примеров.
Bırak!
Translate from турецкий to английский
Odayı olduğu gibi bırak.
Translate from турецкий to английский
Homurdanmayı bırak.
Translate from турецкий to английский
Etrafta oyalanmayı bırak!
Translate from турецкий to английский
Beni rahatsız etmeyi bırak.
Translate from турецкий to английский
Hey,teslimat tarihine az zaman kaldı,biliyor musun?Etrafta şaşkın şaşkın gezmeyi bırak.
Translate from турецкий to английский
Oluruna bırak.
Translate from турецкий to английский
Yaygara yapmayı bırak.
Translate from турецкий to английский
Lütfen beni istasyona bırak.
Translate from турецкий to английский
Japon olanları bir yana bırak, onun çok sayıda yabancı pulları var.
Translate from турецкий to английский
Yakınmayı bırak.
Translate from турецкий to английский
Sigarayı içmeyi bırak.
Translate from турецкий to английский
Lütfen sigara içmeyi bırak.
Translate from турецкий to английский
Böyle söylemeyi bırak!
Translate from турецкий to английский
Yazmayı bırak ve kağıdını teslim et.
Translate from турецкий to английский
Para hakkında tartışmayı bırak.
Translate from турецкий to английский
Sayacı çalışırken bırak.
Translate from турецкий to английский
Her şeyi oluruna bırak.
Translate from турецкий to английский
Lütfen beni yalnız bırak.
Translate from турецкий to английский
Onu bana bırak. Onunla ilgilenirim.
Translate from турецкий to английский
Tom'u yalnız bırak.
Translate from турецкий to английский
Lütfen işe giderken bu paketi Jones'ların evine bırak.
Translate from турецкий to английский
Beni yalnız bırak.
Translate from турецкий to английский
Onu bana bırak.
Translate from турецкий to английский
Beni rahat bırak.
Translate from турецкий to английский
Onu yalnız bırak.
Translate from турецкий to английский
Kolumu bırak.
Translate from турецкий to английский
Bırak bunu ben halledeyim.
Translate from турецкий to английский
Hava atmayı bırak.
Translate from турецкий to английский
Beni yalnız bırak, lütfen.
Translate from турецкий to английский
Lütfen kolumu bırak.
Translate from турецкий to английский
Kafanı kuma gömmeyi bırak.
Translate from турецкий to английский
Kitabı masaya bırak.
Translate from турецкий to английский
Bana bir mesaj bırak lütfen.
Translate from турецкий to английский
Onu bulduğun yere bırak.
Translate from турецкий to английский
Kitapları olduğu gibi bırak.
Translate from турецкий to английский
Sandalyeleri olduğu gibi bırak.
Translate from турецкий to английский
Lütfen pencereleri açık bırak.
Translate from турецкий to английский
Boşu boşuna yaygara yapmayı bırak.
Translate from турецкий to английский
Şemsiyeni holde bırak.
Translate from турецкий to английский
Satırlar arasında bir boşluk bırak.
Translate from турецкий to английский
Lütfen kolumu bırak. Beni incitiyorsun.
Translate from турецкий to английский
Eğer bir hata bulursan, lütfen bir yorum bırak.
Translate from турецкий to английский
Kolumu bırak! İnsanların bana dokunmasına katlanamıyorum.
Translate from турецкий to английский
Aval aval bakmayı bırak.
Translate from турецкий to английский
Bunu bana bırak.
Translate from турецкий to английский
Bana dokunmayı bırak.
Translate from турецкий to английский
İpi bırak.
Translate from турецкий to английский
Meseleyi bana bırak.
Translate from турецкий to английский
Motoru çalışırken bırak.
Translate from турецкий to английский
Lütfen her şeyi bana bırak.
Translate from турецкий to английский
Ne kadar uğraşırsan uğraş, bırak başkasını, kendini bile bir şeye zorla inandıramazsın.
Translate from турецкий to английский
Beni "normal" bir insan gibi görmeyi bırak artık!
Translate from турецкий to английский
Bırak saçmalamayı.
Translate from турецкий to английский
Lütfen şapkanla oynamayı bırak.
Translate from турецкий to английский
Bırak ders çalışmayı, düşünmek için bile bitik durumdaydım.
Translate from турецкий to английский
Bırak bir doları bir sentim bile yok
Translate from турецкий to английский
Fransızcayı bırak konuşmayı okuyamam bile.
Lütfen buradan uzaklaş ve canımı sıkmayı bırak.
Kardeşine muziplik yapmayı bırak.
Ona saygı duymayı bırak, ondan hoşlanmıyorum.
Şikâyet etmeyi bırak ve sana söylenildiği gibi yap.
Zaman kaybetmeyi bırak ve ise geri dön.
Hayal etmeyi bırak! Eğer çalışmazsan, Almanya'ya gidemezsin.
Lütfen zapping yapmayı bırak.
Tembellik yapmayı bırak ve yapacak bir şey bul.
Lütfen gelecek Cumartesi öğleden sonrayı boş bırak.
Mesaj bırak.
Bırak da Mary işini yapsın.
Bırak da Tom işini yapsın.
Bırak da işlerini yapsınlar.
Özür diledim, bu yüzden beni rahat bırak, tamam mı?
Kolumu bırak!
O bıçağı bırak. Beni geriyorsun.
Bırak gideyim.
Yapacak işlerim var; o yüzden git ve beni yalnız bırak.
Bırak gitsin!
Bırak öleyim.
Silahı bırak.
Bırak beni!
Bırak konuşsun.
Bağırmayı bırak.
Silahını bırak.
Karışmayı bırak.
Endişelenmeyi bırak.
Beni yalnız bırak!
Bizi yalnız bırak.
Çocuğu bırak.
Direnmeyi bırak!
Bunu burada bırak.
Şimdi ağlamayı bırak.
Onu yapmayı bırak.
Onu oraya bırak.
Başımın etini yemeyi bırak.
Beni izlemeyi bırak.
Bu kadar aptal olmayı bırak.
Sızlanmayı bırak.
Benimle alay etmeyi bırak.
Kaybedenlerle flört etmeyi bırak.
Çok kibar olmayı bırak.