Узнайте, как использовать bulup в предложении на турецкий. Более 40 тщательно отобранных примеров.
Sadece yaşayacak bir yer bulup bulamadığınızı merak ediyordum.
Translate from турецкий to английский
O, bana onu bulup bulmadığımı sordu.
Translate from турецкий to английский
Ancak bir gün gelir de, biri size bir başkası hakkında "O muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmiş." derse, o kişiyi bulup "Siz muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsiniz." deyin.
Translate from турецкий to английский
Tom'un iş bulup bulmadığından haberin var mı?
Translate from турецкий to английский
Bir yolunu bulup ormanı geçeceğiz.
Translate from турецкий to английский
Beni görmek için biraz zaman bulup bulamayacağınızı merak ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Hapishaneden sıkıldım bir yolunu bulup kaçtım; hastaneden de sıkılırım bilginize olsun.
Translate from турецкий to английский
Bir yolunu bulup bu ülkeden giderim.
Translate from турецкий to английский
Tom bana anahtarları bulup bulmadığımı sordu.
Translate from турецкий to английский
Başka bilgi bulup bulamayacağımı etraftakilere soracağım ve anlayacağım.
Translate from турецкий to английский
Sorunu nasıl çözeceğime dair birinin fikirleri olup olmadığını bulup bulamayacağımı etraftakilere soracağım ve anlayacağım.
Translate from турецкий to английский
Bir şey bulup bulmayacağımı etraftakilere soracağım ve sana söyleyeceğim.
Translate from турецкий to английский
Çevredekilere soracağım ve bir şey bulup bulmadığımı sana bildireceğim.
Translate from турецкий to английский
Sorunu bulup bulamayacağını anla.
Translate from турецкий to английский
Nedenini bulup ondan kurtulmalıyız.
Translate from турецкий to английский
Boş bir şişe bulup suyla doldur.
Translate from турецкий to английский
Ne olduğunu bulup bulamayacağımızı merak ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Tom Boston'da yaşamak için bir yer bulup bulamayacağını merak ediyordu.
Translate from турецкий to английский
Tom boyuna kusur bulup seni azarlıyor gibi görünüyordu.
Translate from турецкий to английский
Tom anahtarımı bulup bulmadığımı sordu.
Translate from турецкий to английский
Tom cüzdanını bulup bulmadığımı sordu.
Translate from турецкий to английский
Bir yolunu bulup kendini kurtardı.
Translate from турецкий to английский
Bir yolunu bulup onu getirmeliyiz.
Translate from турецкий to английский
Tom'un çalınan parayı nereye sakladığını bulup bulamayacağımı görmek istiyorum.
Translate from турецкий to английский
Onu bulup bulamayacağımı göreyim.
Translate from турецкий to английский
Senin bir tane bulup bulmadığını bilmiyorum.
Translate from турецкий to английский
Üniversitede okuyup okumayacağıma ya da bir iş bulup bulmayacağıma karar vermedim.
Translate from турецкий to английский
Tom bana aradığımı bulup bulmadığımı sordu.
Translate from турецкий to английский
Senin lanet çocuklarını bulup yakacağım.
Translate from турецкий to английский
Tom bir yolunu bulup nehrin karşısına yüzerek geçmeyi başarmış.
Translate from турецкий to английский
Arkadaşım benim ödevimi kopyaladı ve öğretmen bulup çıkardı.
Translate from турецкий to английский
Biz bulup çıkaracağız.
Translate from турецкий to английский
İsveç'teyken ona İsveççe öğreten İsveçli bir kız arkadaş bulup onunla evlendi.
Translate from турецкий to английский
Bu resme iyi bir göz atın ve beni onun içinde bulup bulamayacağınızı söyleyin.
Translate from турецкий to английский
Kendime bir yer bulup oturdum.
Translate from турецкий to английский
Tom'un bir şey bulup bulmadığını merak ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Bunun üzerine RAB, "Kim seni öldürürse, ondan yedi kez öç alınacaktır" dedi. Kimse Kayin'i bulup öldürmesin diye onun üzerine bir nişan koydu.
Aslında virgülün böyle de bir hem kullanım şekli hem de şartı olduğundan haliyle bu tür bir noktalama kuralının mevcudiyetini göz ardı etmemek elzem niteliği taşısa bile günümüze kadar Türkçe Tatoeba'da bu şekilde bir kullanımda bulunulmadığı gibi buna ek olarak işbu kuralın uygulamaya konulması ise hiçbir suretle münazara edilmediği için bundan sonraki kullanımların yaratacağı durumdan ötürü kaynaklanacak kaçınılmaz kural bütünlüğünün sağlanamaması hadisesinin çok aşikar olacağı yadsınamaz bir gerçektir ve bu kategorideki binlerce cümleyi tek tek bulup analiz ettikten sonra hem pasif üyelerin hatalarının giderilmesi hem de diğer üyelerin cümlelerine uyarı mahiyetinde yorum bırakılarak bunun takibinin ardından aktif olmayan üyelerin cümlelerinin de minimum on beş gün bekleme süresinin ardından değiştirilmesi vuku bulacaktır ya da hiçbir değişikliğe gidilmeden mevcut düzenin sürdürülmesi de bazı kişilerin bunu haklı olarak kaçamak bir fikirmiş gibi görmesine yol açma ihtimali taşısa da tercih edilebilecek seçeneklerden biridir, dedi İlker.
Eskiden haber kanalları şimdiki kadar çok yokken açık oturum programları prime timedan ancak fırsat bulup gece yarısına doğru başlar ve sabaha kadar sürerdi.
Ali'nin kendine bir kapatma bulup yeni bir hane açtığı dedikodusu mahalleyi sarmış durumda.