Узнайте, как использовать duruma в предложении на турецкий. Более 100 тщательно отобранных примеров.
O bulunduğu duruma kendini alıştıramaz.
Translate from турецкий to английский
Bu duruma çok üzüldük.
Translate from турецкий to английский
Tom hiçbir zaman duruma hakim değildi.
Translate from турецкий to английский
Konuşman duruma uygundu.
Translate from турецкий to английский
Onun konuşması duruma çok uygun değildi.
Translate from турецкий to английский
Beni bulunduğum duruma getiren sensin.
Translate from турецкий to английский
Beni bu duruma getiren babamdır.
Translate from турецкий to английский
Duruma bağlı olarak; bazen öyledir, bazen değildir.
Translate from турецкий to английский
Duruma göre davranalım.
Translate from турецкий to английский
Duruma ciddi olarak bakıyoruz.
Translate from турецкий to английский
Duruma ciddi olarak bakıyor musunuz?
Translate from турецкий to английский
Hepimiz duruma ciddi olarak baktık.
Translate from турецкий to английский
O duruma zaten aşinayım.
Translate from турецкий to английский
Bu duruma nasıl düştük?
Translate from турецкий to английский
İyilik yapılacak duruma getirip iyilik yapacaksan hiç yapma!
Translate from турецкий to английский
O kendini kötü,zor bir duruma düşürdü.
Translate from турецкий to английский
Duruma daha fazla seyirci kalamam.
Translate from турецкий to английский
Bu duruma çok kez düştüm.
Translate from турецкий to английский
Bu duruma daha önce de düştüm.
Translate from турецкий to английский
Yeni duruma hızlıca uyum sağladı.
Translate from турецкий to английский
Bizi soktuğun duruma bak aptal herif.
Translate from турецкий to английский
Bugünkü duruma bizi sen soktun, senin işleri yürütme yeteneğin zayıf.
Translate from турецкий to английский
Yardım edebilmen için yardım edilecek duruma düşürmen lazım, değil mi?
Translate from турецкий to английский
Şirketin sahibiyim. Bulunduğum duruma bak.
Translate from турецкий to английский
Bu duruma katlanamayan delikanlı, Müslümanlığı kabul etti.
Translate from турецкий to английский
Biz bu duruma razıyız.
Translate from турецкий to английский
Önce, duruma bakalım.
Translate from турецкий to английский
Onun hakkında emin değilim. Duruma göre değişir.
Translate from турецкий to английский
Bu konuda pek emin değilim. Sanırım duruma bağlı.
Translate from турецкий to английский
"Bana bir iyilik yapar mısın?" "Duruma göre değişir."
Translate from турецкий to английский
O, duruma alışıyor.
Translate from турецкий to английский
O, bu duruma alışıyor.
Translate from турецкий to английский
O, o duruma alışıyor.
Translate from турецкий to английский
O, o tür duruma alışkındır.
Translate from турецкий to английский
Tom o tür duruma alışkın.
Translate from турецкий to английский
Kendini komik duruma düşürme!
Translate from турецкий to английский
Kendini gülünç duruma düşürme.
Translate from турецкий to английский
Devlet bürokrasisi, süreci çok hantal ve anlaşılması güç bir duruma soktu.
Translate from турецкий to английский
O, yavaş yavaş yeni duruma alışıyor.
Translate from турецкий to английский
O, yeni duruma kademeli olarak alışıyor.
Translate from турецкий to английский
Tom'un işi gitgide daha kötü bir duruma geldi.
Translate from турецкий to английский
Bu duruma kaç kişinin dayanacağını bilmiyorum.
Translate from турецкий to английский
Şirketi bugün bulunduğu duruma Tom Jackson getirdi.
Translate from турецкий to английский
Duruma göre hareket edelim.
Translate from турецкий to английский
Duruma göre değişir.
Translate from турецкий to английский
Kendini bu duruma düşürmemen gerektiğini bilmeliydin.
Translate from турецкий to английский
Onun söylediği bu duruma uygun düşmüyor.
Translate from турецкий to английский
Senin yüzünden bu duruma düştük.
Translate from турецкий to английский
Senin yaşında böyle giyersen kendini komik duruma düşürürsün.
Translate from турецкий to английский
Böyle zor bir duruma nasıl girdin?
O duruma bu kural uygulanamaz.
Öyle bir duruma düşürülmek istemiyorum.
Tom bu tür duruma alışkındır.
Duruma bağlıdır.
Tom kendini zor bir duruma sokuyor.
Ben sadece duruma göre hareket ediyorum.
Beni garip bir duruma koyuyorsun.
Tom duruma alışkındır.
Ailen kendini gülünç duruma düşürdü.
Kendini gülünç duruma düşürmeyi bırak. Herkes sana gülüyor.
Kural bu duruma uygulanamaz.
Yeni duruma çabuk alıştı.
Eğer bir şey olursa, sadece duruma göre hareket ederim.
Zor duruma düşmek istemiyorum.
Tom başarılı bir biçimde tüm eyaletteki oyların yaklaşık yüzde sekseninin desteğini alacak duruma erişti.
Duruma yardım ettiğini gerçekten sanmıyorum.
Tehlikeli bir duruma rastladın.
CEO'nun işbirliği yapma konusundaki isteksizliği bizi zor duruma soktu.
Tom her yıl daha iyi duruma geldi.
Böyle bir duruma göz yummayacağım.
Bu duruma nasıl göz yumabilirsin?
Bu duruma başka bir çıkar yol bulmamız şart.
Daha iyi duruma gelebiliriz.
Bu duruma nasıl geldin?
Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş.
Beni zor duruma sokuyorsun.
Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir efendi getirmeleri hiç düşünülemez.
Kendinizi komik duruma düşürmekten vazgeçin.
Kendinizi utanılacak duruma düşürmeyin.
Kart sınırında olan Ali, Yıldızspor maçında cezalı duruma düşmemek için bu maç ürkek oynadı.
Duruma göre hareket ediyor sayılırız.
Komik duruma düşmeye alışık değilim.
Beyzbol maçının sabit bir süresi yok. Duruma göre 1 saat de sürebilir, 8 saat de.
O duruma zaten alışığım.
Atılacak adımlar şekillenecek duruma göre belirlenmelidir.
Ali dördüncü sarı kartını görerek cezalı duruma düştü.
Hiç doğal olmayan bir duruma karşı kendinizi ikna ediyorsunuz.
O, duruma hızlı bir şekilde uyum sağladı.
Duruma adapte olmalısın.
Kosova'da bu duruma karışık tepkiler geldi.
Çok sayıda blogcu da duruma ağırlığını koydu.
Berişa komşu Kosova'daki duruma da değindi.
Bu da duruma siyasi bir açı getirmiyor mu?
Ancak bazı uzmanlar duruma şüpheyle yaklaşıyor.
Ancak bazıları duruma şüpheyle yaklaşıyor.
Seçimlerden sonraki duruma ilişkin bilgileriniz ne yönde?
Bu duruma hazırlıklı değildik.
Bu üzücü duruma neden olan olayları uygun bir dille açıklamaya çalıştım.
Duruma bakıp öyle karar vereceğim.
Çalışır duruma getirmemiz gerekiyor.