Узнайте, как использовать gülümseme в предложении на турецкий. Более 63 тщательно отобранных примеров.
Mutlu bir gülümseme ile yüzünüzü koruyabilirsiniz.
Translate from турецкий to английский
Mutlu bir gülümseme ile onu çekelim.
Translate from турецкий to английский
O, yaşlı kadına sıcak bir gülümseme fırlattı.
Translate from турецкий to английский
O, bir gülümseme ile omuzumu okşadı.
Translate from турецкий to английский
O bana utangaç bir gülümseme verdi.
Translate from турецкий to английский
Gülümseme tarzını seviyorum.
Translate from турецкий to английский
O, bizi bir gülümseme ile karşıladı.
Translate from турецкий to английский
O, benimle bir gülümseme ile konuştu.
Translate from турецкий to английский
Yüzünde bir gülümseme ile ona yaklaştı.
Translate from турецкий to английский
O zoraki bir gülümseme idi.
Translate from турецкий to английский
Bayan Parker bir gülümseme ile onu selamladı.
Translate from турецкий to английский
Ne yaparsan yap, gülümseme.
Translate from турецкий to английский
Biletsiz girebilirsiniz kalbime bir sıcacık gülümseme yeter.
Translate from турецкий to английский
Tom'un yüzünde memnun bir gülümseme vardı.
Translate from турецкий to английский
Gülümseme, her dilde aynıdır.
Translate from турецкий to английский
Tom'un yüzünde büyük bir gülümseme vardı.
Translate from турецкий to английский
Tom'un yüzünde bir gülümseme vardı.
Translate from турецкий to английский
Keiko bize her zamanki gibi hoş bir gülümseme gösterdi.
Translate from турецкий to английский
Bir gülümseme dostluk işareti gönderir.
Translate from турецкий to английский
Bu onun yüzüne bir gülümseme getirdi.
Translate from турецкий to английский
Tom'dan bir gülümseme alamadım.
Translate from турецкий to английский
Tahtada ki yüzünde arsız bir gülümseme ile duruyordu.
Translate from турецкий to английский
Tom büyük bir gülümseme ile Mary'yi selamladı.
Translate from турецкий to английский
O, bir gülümseme ile hayal kırıklığını gizledi.
Translate from турецкий to английский
Bütün akşam yüzünde aptalca bir gülümseme vardı.
Translate from турецкий to английский
O, yüzünde bir gülümseme ile bize doğru yürüdü.
Translate from турецкий to английский
Gülümseme kötü ruh hali için en iyi tedavidir.
Translate from турецкий to английский
Gülümseme.
Translate from турецкий to английский
Ona bir gülümseme ver.
Translate from турецкий to английский
Parker onu bir gülümseme ile selamladı.
Translate from турецкий to английский
Sekreter bana hoş bir gülümseme verdi.
Translate from турецкий to английский
Onun yüzünde bir gülümseme vardı.
Translate from турецкий to английский
Garson beni bir gülümseme ile karşıladı.
Translate from турецкий to английский
Tom'un yüzünde bir gülümseme var.
Translate from турецкий to английский
Onun yüzünde mutlu bir gülümseme gördüm.
Translate from турецкий to английский
Tom yüzünde büyük bir gülümseme ile otobüsten indi.
Translate from турецкий to английский
Ben onu bir gülümseme olmadan gösteren tek bir resim bulmadım.
Translate from турецкий to английский
Tom Mary'ye afacan bir gülümseme verdi.
Translate from турецкий to английский
O beni görür görmez bir gülümseme ile beni selamladı.
Translate from турецкий to английский
O bir gülümseme ile "çok teşekkür ederim" dedi.
Translate from турецкий to английский
Tom bir gülümseme ile başını salladı.
Translate from турецкий to английский
O her zaman dudaklarında bir gülümseme ile konuşur.
Translate from турецкий to английский
Şimdi onun yüzünde bir gülümseme var.
Translate from турецкий to английский
Gülümseme daha güzel olmak için ucuz bir yoldur.
Translate from турецкий to английский
Annem onu bir gülümseme ile söyledi.
Translate from турецкий to английский
Dedemin yüzünde gülümseme hiç eksik olmazdı.
Translate from турецкий to английский
Tom'un yüzünde hafif bir gülümseme vardı.
Translate from турецкий to английский
Onun yüzünde bir gülümseme yayılıyordu.
Tom Mary'ye hızlı bir gülümseme verdi.
Gülümseme olmayan bir gün, kaybedilmiş bir gündür.
Tom onu söylediğinde yüzünde büyük bir gülümseme vardı.
Tom biraz hoşgörülü bir gülümseme verdi.
Gülümseme onun yüzünü terk etmedi.
Tom, Mary'nin ona gülümseme tarzını seviyor.
Tom'un Mary'ye gülümseme tarzını sevmiyorum.
Bir gülümseme, her şeyi düzelten bir eğridir.
Bir gülümseme , tüm insanlar dünyada anlarlar.
Yüzünde sıcak bir gülümseme vardı.
Lütfen sen gülümseme. Gülümsemen korkunç görünüyor.
Tom'un yüzünde aptalca bir gülümseme vardı.
Yüzüne her seferinde bir gülümseme getiren şey ne?
Mary’nin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Mary'nin yüzünde her zaman bir gülümseme vardı.