Узнайте, как использовать sözde в предложении на турецкий. Более 43 тщательно отобранных примеров.
Sözde "30 günlük" dil kurslarından nefret ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Sözde acemi skandalı duyulduğundan beri o politikacı dünyada gözden düştü.
Translate from турецкий to английский
Yaratılışçılık, bir sözde-bilimdir.
Translate from турецкий to английский
Sözde "kış döneminin" üniversite reformunu geliştirmesi bekleniyor.
Translate from турецкий to английский
Onlar sözde savaş mağdurlarıdır.
Translate from турецкий to английский
Pek çok şey sözde kolaydır, fakat gerçekleştirmesi aslında zordur.
Translate from турецкий to английский
O, sözde kendini yetiştirmiş bir adam.
Translate from турецкий to английский
O, sözde kültürlü bir insan.
Translate from турецкий to английский
Jim sözde boş kafalı bir öğrencidir.
Translate from турецкий to английский
O sözde bilim.
Translate from турецкий to английский
Onlar sözde bir anlaşmaya vardılar.
Translate from турецкий to английский
Tom sözde yatak odasını temizliyor.
Translate from турецкий to английский
Rusya ve Çin arasında, Rus gazının Çin'e sözde doğu yolundan sevkıyatı üzerine hükumetler arası bir işbirliği anlaşması imzalandı.
Translate from турецкий to английский
Peygamberler, sözde mağdurluklarından güç alan zalim despotlardır.
Translate from турецкий to английский
Sözde benim arkadaşım olacak birinin, benim hakkımda böyle şeyler söyleyebileceğine inanamıyorum.
Translate from турецкий to английский
Sözde bunu sır olarak saklayacaktık.
Translate from турецкий to английский
Sözde bir ayakkabı fabrikasıydı.
Translate from турецкий to английский
Sözde birinci dünyadan insanlar biz Latinlere tekerleği henüz icat etmemiş gibi bakıyor.
Translate from турецкий to английский
Bazı ülkelerde sözde demokrasi var.
Translate from турецкий to английский
Herkes sözde seviyor.
Translate from турецкий to английский
Herkes sözde seviyor, peki özde seven var mı?
Translate from турецкий to английский
Asalet boyda değil soyda, incelik belde değil dilde, doğruluk sözde değil özde, güzellik yüzde değil yürekte olur.
Translate from турецкий to английский
Tom Mary'nin sözde suç ortağıydı.
Translate from турецкий to английский
Sözde bir durgunluk içinde olmamıza rağmen bu Altın Hafta tatilinde rekor sayıda insan yurt dışında seyahat ediyor.
Translate from турецкий to английский
O sözde bir kitap kurdu.
Translate from турецкий to английский
Tom sözde "sihirli bir taş" satın aldı.
Translate from турецкий to английский
Mary sözde iş için Boston'daydı ama Tom onu dün gece New York'ta gördüğünü iddia etti.
Translate from турецкий to английский
Falcıya göre, ben başka bir hayatta sözde bir prenstim.
Translate from турецкий to английский
Bilim ve sözde bilim arasındaki fark nedir?
Translate from турецкий to английский
Ekonomistler 2060 yılı civarında, Avrupa ve Kuzey Amerika'dan oluşan sözde "Batı dünyası"nın küresel ekonomideki egemen konumunu kaybedeceğini tahmin ediyorlar.
Translate from турецкий to английский
Sözde herhangi bir dilin hakimiyetinin anahtarı, kelimeleri ve dilbilgisini bağlama yoluyla hayata geçirmektir.
Translate from турецкий to английский
Sözde psişik güçlerine karşın kendi ölümünü tahmin edemedi.
Translate from турецкий to английский
CO₂'nin sözde sera etkisi ile ilgisi vardır.
Translate from турецкий to английский
Sözde değil, özde.
Translate from турецкий to английский
En yüksek profilli dava, sözde Limaj davası.
Translate from турецкий to английский
Sözde ders çalışacaktın ama daha kitabın kapağını kaldırmamışsın.
Translate from турецкий to английский
Sözde ermeni soykırımı tarihsel bir düzmecedir.
Translate from турецкий to английский
Sözde ermeni soykırımı trajik bir olay gibi gösterilmeye çalışılan bir yalandır.
Tuhaf tuhaf şeyler giymiş insanlar sözde Onur Yürüyüşü'nde kırıta kırıta yürüyordu.
Ermeni Soykırımı sözde olan bir şey değildir.
Sözde kalacaksa konuşmamızın bir anlamı yok.
Sözde beni görmek için evime geldi.
Türkiye, sözde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni şimdiye kadar tanıyan tek ülkedir.