Узнайте, как использовать servet в предложении на турецкий. Более 90 тщательно отобранных примеров.
Babam bana büyük bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
O, borsada bir servet kaybetti.
Translate from турецкий to английский
Babası tarafından ona bırakılan servet onun rahat bir şekilde yaşamasını sağlar.
Translate from турецкий to английский
Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.
Translate from турецкий to английский
O çok çalışma sayesinde bir servet yaptı.
Translate from турецкий to английский
O, oğluna bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Oğluna hatırı sayılır bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Oğluna büyük bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Fred eşine büyük bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Tom bir gecede bir servet kaybetti.
Translate from турецкий to английский
Tom bir servet harcamış olmalı.
Translate from турецкий to английский
Tom yeni evine bir servet harcamış olmalı.
Translate from турецкий to английский
Büyükannem bize büyük bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Adam büyük bir servet yaptı.
Translate from турецкий to английский
O bir servet adamı.
Translate from турецкий to английский
Amcam bir servet yaptı.
Translate from турецкий to английский
O, petrolde bir servet yaptı.
Translate from турецкий to английский
Tom oğluna bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
O büyük bir servet biriktirdi.
Translate from турецкий to английский
Bu kitaplar bir servet değerinde.
Translate from турецкий to английский
Servet mirasçılar arasında eşit olarak bölündü.
Translate from турецкий to английский
Kızına büyük bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Karısına çok büyük bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Ölmeden önce büyük bir servet biriktirdi.
Translate from турецкий to английский
Servet bize her zaman mutluluk getirmez.
Translate from турецкий to английский
Çocuklarına çok büyük bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Bir servet yapacağız.
Translate from турецкий to английский
Bu elmas servet tutar.
Translate from турецкий to английский
O, bir servet kazanmadı, servet onu kazandı.
Translate from турецкий to английский
Bir servet yaptım.
Translate from турецкий to английский
Tom'un servet değeri ne kadar?
Translate from турецкий to английский
Tom büyük bir servet biriktirdi.
Translate from турецкий to английский
Tom oğluna büyük bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Norveç'in egemen servet fonu o kadar büyüktür ki evrak üzerinde her Norveçli bir milyonerdir.
Translate from турецкий to английский
Servet gittikçe daha konsantre oluyor.
Translate from турецкий to английский
Servet toplamaya çalıştı.
Translate from турецкий to английский
Tom eşine bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Tom evi için bir servet ödemiş olmalı.
Translate from турецкий to английский
Tom bunun için bir servet ödemiş olmalı.
Translate from турецкий to английский
Tom borsada bir servet kaybetti.
Translate from турецкий to английский
Şu arkadaş servet içinde yüzüyor.
Translate from турецкий to английский
Tom muhtemelen servet yapacak.
Translate from турецкий to английский
Bir servet edinebilirdik.
Translate from турецкий to английский
O, vasiyetinde karısına bir servet bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Bir servet harcamadan kendinizi şımartabilirsiniz.
Translate from турецкий to английский
O, fakir bir ailede doğduğu için, servet için endişeli.
Translate from турецкий to английский
O ün veya servet düşünmeden kendini resme adadı.
Translate from турецкий to английский
Dan Linda'nın ölümünden bir servet alabileceğinin iyi farkındaydı.
Translate from турецкий to английский
En iyi satan romanı yazarak bir servet yaptı.
Translate from турецкий to английский
O akıllıca yatırım yaparak, bir servet biriktirmiş.
O akıllıca yatırım yaparak bir servet biriktirmiş.
Tom çocukları için hiçbir servet bırakmadı.
Çiftçi oğullarına hiçbir servet bırakamadı.
Mary oğullarına servet bırakmadı.
Tom petrolde bir servet yaptı.
Bu iki ya da üç yıl içinde, büyük miktarda servet sahibi oldu.
Geçen ay telefon faturasına bir servet harcadım.
Tüccar, savaş sonrası döneminde muazzam servet biriktirdi.
Ben bunun için bir servet ödedim.
Bunu yaparak bir servet kazanabilirdim.
Tüm servet onun kızına gidecek.
Eğitimin amacı servet veya statü değil ama kişisel gelişim.
Öldüğünüzde dünyadaki tüm servet değersizdir.
Saplantılı servet arzusu, insanlık tarihinin büyük yıkıcı güçlerinden biri olmuştur.
Servet ve sağlık el ele gider.
Servet kazanmakla ilgilenmiyorum.
Servet arayışı beni ilgilendirmiyor.
Tom büyük servet sahibi bir adamdır.
Tom muazzam bir servet toplamış.
Leyla bir servet edindi.
Servet kibir doğurur.
Servet cazibesini asla anlamayacağım.
Ölüm kapınızı çaldığında dünyadaki tüm servet faydasızdır.
Kayıp ün ve servet var.
Tom büyük bir servet miras aldı.
Ben buna koca bir servet yatırdım.
Tom bir servet kazanmıştı.
O öldü ve oğluna bir servet bıraktı.
Tom muhtemelen bir servet kazanacak.
Sami, popüler deniz ürünleri restoranı ile küçük bir servet kazandı.
Ilk servet sağlıktır.
Anadoluspor Ali'ye servet ödeyecek.
En büyük servet sağlıktır.
Kumarda bir gecede servet kaybetti.
Pandemi süreci pek çok bireysel satıcıyı olumsuz etkilerken Amazon gibi dev şirketler servetine servet kattı.
Kol saatine servet ödeyen insanlar var. Çünkü sadece zamanı gösteren bir araç değil, aynı zamanda bir tutku ve statü sembolü.
Ticari taksi plakaları servet değerinde.
Servet değerindeki bu arabadan sınırlı sayıda üretildi.
Bir servet kazanma fırsatım oldu.
Servet cesaret edenlere gülümser.