Узнайте, как использовать siyasi в предложении на турецкий. Более 100 тщательно отобранных примеров.
Onlar siyasi sığınma aldıktan sonra vatandaş oldu.
Translate from турецкий to английский
Lincoln eski siyasi rakibini karşıladı.
Translate from турецкий to английский
Parti liderleri siyasi reform için bir öneriyi tartışıyorlar.
Translate from турецкий to английский
Seçimi kazanmak adayın siyasi partisi için büyük bir zaferdi.
Translate from турецкий to английский
Grant etkili bir siyasi lider değildi.
Translate from турецкий to английский
İstek başkanlık kampanyasında sıcak bir siyasi sorun haline geldi.
Translate from турецкий to английский
Bir bütün olarak ulus, siyasi reformun lehinde.
Translate from турецкий to английский
Konuşmacı siyasi dünyadaki yozlaşmayı ima etti.
Translate from турецкий to английский
Onun çok sayıda siyasi düşmanları vardı.
Translate from турецкий to английский
Birçok insan siyasi deneyimden yoksundu.
Translate from турецкий to английский
Yeni bir siyasi parti kurdular.
Translate from турецкий to английский
Atalarım siyasi sığınma bulmayı ümit etmişlerdi.
Translate from турецкий to английский
Diktatörün devrilmesi siyasi manzarayı altüst edecek.
Translate from турецкий to английский
Siyasi çevrelerde para çok önemlidir.
Translate from турецкий to английский
O, siyasi değil dini bir figürdü.
Translate from турецкий to английский
Siyasi sistemimiz feodal gelenekler tarafından şekillendirilmişti.
Translate from турецкий to английский
Mustafa Kemal Atatürk siyasi şartlar gerektirdiğinde düşüncelerini gizleyebilmiştir.
Translate from турецкий to английский
Siyasi mahkumlar daha iyi şartlar için açlık grevindeler.
Translate from турецкий to английский
Ah şu siyasi engeller kalksa!
Translate from турецкий to английский
Burada, siyasi otoriteye büyük sorumluluk düşüyor.
Translate from турецкий to английский
Siyasi istikrar devam ediyor.
Translate from турецкий to английский
Siyasi sığınma istiyorum.
Translate from турецкий to английский
Siyasi sığınma talep ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Siyasi sığınma talep ettim.
Translate from турецкий to английский
Siyasi sığınmaya ihtiyacım var.
Translate from турецкий to английский
Siyasi krizler başladığından berişimdi iki hafta oldu.
Translate from турецкий to английский
Onun siyasi bakış açısını onaylıyorum.
Translate from турецкий to английский
Onlar yeni bir siyasi parti kurmaya çalışıyorlar.
Translate from турецкий to английский
Bu sıralarda, Lucius Cornelius Sulla, Roma diktatörü olduktan sonra, Sezar'ın onun egemenliği için siyasi bir tehdit olduğunu düşündü.
Translate from турецкий to английский
Bu şirket bir siyasi kukla.
Translate from турецкий to английский
Sovyetler Birliği'nde, belki de sadece resmi veya siyasi fikirler vardı.
Translate from турецкий to английский
Tom bir siyasi partiye katıldı.
Translate from турецкий to английский
Tom bir siyasi partiye girdi.
Translate from турецкий to английский
Onun siyasi yaşamı sona erdi.
Translate from турецкий to английский
O siyasi bir tutuklu olarak Güney Afrika'da altı yıl geçirdi.
Translate from турецкий to английский
Uyuşturucu savaşı, siyasi bir savaştır.
Translate from турецкий to английский
Tom'un siyasi bir gündemi yoktur.
Translate from турецкий to английский
Mülteci krizi Almanya'da siyasi manzarayı sarsabilir.
Translate from турецкий to английский
Siyasi farkındalık edinmek zaman alır.
Translate from турецкий to английский
Hindistan Ulusal Kongresi ve Bharatiya Janata Partisi Hindistan'da en önemli siyasi partilerdir.
Translate from турецкий to английский
Onun siyasi kariyeri sona erdi.
Translate from турецкий to английский
Bebeklerin siyasi görüşleri olabileceğini bilmiyordum.
Translate from турецкий to английский
Siyasi reformlar yoksulların yaşam koşullarını iyileştirebilir.
Translate from турецкий to английский
Ülkedeki siyasi koşullar gittikçe kötüleşti.
Siyasi skandal gazetenin bütün birinci sayfasını kapladı.
Ben onların siyasi konumunu paylaşıyorum.
Zalim hükümetler sık sık siyasi rakiplerini hapsederler.
O siyasi fikirler Hindistan'da ortaya çıktı.
Televizyondaki tüm siyasi tartışmaları takip ederim.
O, siyasi yelpazenin sol tarafına yönelir.
Tom'un ve benim farklı siyasi görüşlerimiz var.
Tom'un siyasi bir ajandası var.
Tom'un siyasi bir gündemi var.
İki Letonyalının olduğu yerde üç siyasi parti vardır.
Diyet üyesi siyasi katkı üzerine bir tasarı getirdi, ama o geçmedi.
Oyun, siyasi dünya üzerine bir taşlamadır.
Oyun, siyasi dünya üzerine bir hicivdir.
Organizasyon herhangi bir siyasi partiyle bağlantılı değildir.
Berlin, şu anda Avrupa'daki siyasi koşullardan çok muzdariptir.
"Almanya için Alternatif" Almanya'daki yeni bir siyasi partidir.
Siyasi parti ilk anketlerde yüzde beş sınırını geçti.
Benim için, onun hiçbir siyasi sezgisinin olmadığı açıktır.
Bu noktaya kadar ben dönemdeki siyasi huzursuzluğun büyümesi ile ilgili genel bir bakış sundum.
Mevcut siyasi durum çok istikrarlı değil.
Amerika Birleşik Devletleri özgürlük idealleri ile dünyayı aydınlatan bir ülkedir. Siyasi cinayetler, askeri darbeler, işgaller, bombalama ve işkence bütün dünyayı daha iyi bir yer yapmak için Amerika Birleşik Devletleri tarafından yürütülmektedir.
Çoğunlukla anlamlı değişiklikler yapılırsa ben siyasi reformdan yanayım.
Onun siyasi skandalla alakalı olduğu söyleniyor.
Elçilik, yabancı mültecilere siyasi sığınmayı reddetti.
Acımasız hükümetler sık sık siyasi muhaliflerini cezaevine sokarlar.
Liderliğin değişmesi uluslararası siyasi ekonomi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.
Sizin siyasi partiniz tamamen bozulmuş.
Yeni siyasi partinin isminin "Politika Üzerinde Politika" olacağı kararı alındı.
İnsanlar siyasi doğruluk olarak adlandırdıkları şey gerçekte nezakettir.
Her yıl binlerce kişi siyasi sığınma için başvuruyor.
Bu tartışma çok siyasi oluyor.
Tom'un hiçbir siyasi hırsı yok.
Bu ülkenin halkı siyasi yönetimden hayalkırıklığına uğradı.
Leyla şehirde çok güçlü bir siyasi figürdü.
Bir anlamda, böyle bir siyasi harekete bir devrim denilebilir.
Hala siyasi olarak aktif misin?
Orada siyasi anlaşmazlıklarda her gün birçok insan hayatını kaybetti.
Hâlâ siyasi olarak aktif değil misin?
Tom, Almanya'ya siyasi sığınma başvurusunda bulundu.
O bir siyasi deha.
O bir siyasi meczup.
Fetih, bir yürek işi, bir gönül işarı, bir akıl işareti; hasılı kelam teşekkül etmiş askeri, siyasi ve stratejik dehanın mümtaz bir iradesidir. Fetih, bekleyen ile beklenenin mümeyyiz buluşması, özlem koyuluğunu vuslat sıcaklığıyla aydınlatan mütemadi diriliş fermanıdır.
Siyasi sistemler değişir, ama insanlar hep aynı kalır.
Cumhurbaşkanını seçme yönteminde yapılacak değişiklikler Moldova'daki siyasi krize son verecek mi?
Bu da, siyasi açmazın bir sonucu.
Ama maalesef siyasi konular gündemi zaptediyor.
En zengin siyasi sicile Ivaniç sahip.
Peki bu siyasi irade mevcut mu?
Ona göre kararda siyasi amaç güdüldü.
Sırbistan'da siyasi değişimin lideri mi doğuyor?
Reformlar Türkiye'deki siyasi bölünmeden sağ kurtulabilir mi?
Siyasi analistler bölünmüş durumda.
Ancak gerekli olan siyasi irade mevcut değildi.
Hiçbir siyasi durum hakkında yorumumuz yoktur.
Gündemde karşılıklı siyasi işbirliği de yer aldı.
Ancak reformu siyasi bağlamı pek dostça olmadı.