Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Главная
Приложения
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр поддержкиОбратная связь
Приложения

iPhone + iPad

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Mac + Safari

Центр поддержки, список обновлений, Скачать

Google Chrome

Центр поддержки, Скачать

Mozilla Firefox

Центр поддержки, Скачать

Opera

Центр поддержки, Скачать

Microsoft Edge

Центр поддержки, Скачать
Поддержка
СкачатьЦентр поддержкиДоступные языкиВозврат денегСбросить парольВосстановить лицензионный ключПолитика конфиденциальности
ОБРАТНАЯ СВЯЗЬ
Обратная связьTwitterБлог
Язык
бесплатные сервисы
Онлайн переводчикСпряжение глаголовПосмотреть Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Примеры предложений на турецкий со словом "veren"

Узнайте, как использовать veren в предложении на турецкий. Более 100 тщательно отобранных примеров.

Ne ödünç alan, ne de ödünç veren ol.
Translate from турецкий to английский

Şarkı söylemek dürüst ve zevk veren bir eğlence, ama insan müstehcen şarkılar söylememeye veya dinlememeye dikkat etmeli.
Translate from турецкий to английский

Şöminemin üstünde asılı duran tabloyu bana veren kişi Tom'du.
Translate from турецкий to английский

Bana güzel çiçekleri veren senin kız kardeşindi.
Translate from турецкий to английский

Ona elini veren kolunu kurtaramaz
Translate from турецкий to английский

Parayı veren düdüğü çalar.
Translate from турецкий to английский

Tek göz odada yaşam mücadelesi veren bir sanatçıydı.
Translate from турецкий to английский

Bu bileti Joe'ye veren Bay White'tı.
Translate from турецкий to английский

O, her zaman emirler veren biri olmak zorunda.
Translate from турецкий to английский

Tom'a adını veren birini tanımıyorum.
Translate from турецкий to английский

Son kararları veren bir komite olmalı her şey tek kişide bitmemeli değil mi?
Translate from турецкий to английский

Telefona cevap veren kadın Fransızca konuştu.
Translate from турецкий to английский

Bu abide ülkeleri için hayatlarını veren askerlere adandı.
Translate from турецкий to английский

Portekiz göç veren bir ülkedir.
Translate from турецкий to английский

Tom'a o şapkayı veren adam benim.
Translate from турецкий to английский

Kötü haberi veren kişi olmaktan nefret ediyorum.
Translate from турецкий to английский

Sana cesaret veren ne?
Translate from турецкий to английский

Bunu sana veren Tom.
Translate from турецкий to английский

Sana bunu veren Tom.
Translate from турецкий to английский

80'li yılların havasını veren dans müziklerini çok seviyorum.
Translate from турецкий to английский

Ozon tabakasına zarar veren kimyasal maddeleri yasaklama niyetinde değil misiniz?
Translate from турецкий to английский

Telefonuna cevap veren kimdi?
Translate from турецкий to английский

O şapkayı Tom'a veren kişi benim.
Translate from турецкий to английский

O bileziği Mary'ye veren Tom değildi.
Translate from турецкий to английский

Tom emirler veren kişi gibi görünüyor.
Translate from турецкий to английский

Tom hepimizin burada olmamız gerektiğine karar veren tek kişi.
Translate from турецкий to английский

Neden bu kararı veren kişi ben olmak zorundayım?
Translate from турецкий to английский

Biz hâlâ burada kararları veren kişiler değiliz.
Translate from турецкий to английский

Onu bana veren Tom'du.
Translate from турецкий to английский

Kabak tadı veren açıklamalarını başka biri için sakla.
Translate from турецкий to английский

Bana bunu veren kişi sensin.
Translate from турецкий to английский

Bana bu bisikleti veren kişi Tom'dur.
Translate from турецкий to английский

Başka biri var mı teklif veren?
Translate from турецкий to английский

Onu sana veren kişi Tom muydu?
Translate from турецкий to английский

En yüksek teklif veren kim?
Translate from турецкий to английский

Mübarek hatırlamadan veren ve unutmadan alandır.
Translate from турецкий to английский

Tom'a onu veren kişi benim.
Translate from турецкий to английский

Tom'a o atkıyı veren kişi benim.
Translate from турецкий to английский

Boston'a kötü bir isim veren senin gibi insanlar.
Translate from турецкий to английский

Bana bu parayı veren kişi Tom değil.
Translate from турецкий to английский

Ne borçlu ne de ödünç veren ol!
Translate from турецкий to английский

Sana bu su tabancasını veren kişi Tom'muydu?
Translate from турецкий to английский

Bunu bana veren kişi sendin.
Translate from турецкий to английский

Bana bu bileti veren kişi Tom'du.
Translate from турецкий to английский

Bize hayat veren Allah, aynı zamanda bize ahlak da verdi.
Translate from турецкий to английский

Onu Tom'a veren kişi bendim.
Translate from турецкий to английский

Tom emirler veren biri değil.

Nargile hizmeti veren bir kafeye gidelim.

Onu onlara veren kişiler biziz.

Herhangi bir iş acı veren bir işe dönüşebilir.

Veren el alan elden üstündür.

Rızkı veren Allah, rızkı alan Allah.

Bunlar çocukluğum hakkında sahip olduğum en acı veren anılar.

Tom yemeye değer tek fast food hizmeti veren bu yeri düşündüğü için buraya gelmeyi seviyor.

Neden her zaman bizim için her şeye karar veren kişisin.

Parayı veren düdüğünü çalar.

Tom'un çıkmasına izin veren kişi benim.

Bize adını veren kişi Tom değildi.

Dehşet veren bir şeydi.

Tom bunu bize veren kişidir.

Futbol heyecan veren bir spordur.

Yaşamı bize veren Tanrı, aynı zamanda özgürlük de verdi.

Bu mesleği yapmaya karar veren sendin, değil mi?

Oy veren üyeler kimler?

Bütün bunları bize veren kişi sensin.

Tom'a lakabını veren kişi benim.

Onu sana veren kişi benim.

Onu onlara veren kişi benim.

Onu ona veren kişi benim.

Ona zarar veren kişi ben değilim.

Onlara zarar veren kişi ben değilim.

Ona elini veren kolunu kaptırır.

Söz veren biri onu tutmalı.

Tom'a zarar veren kişi ben değilim.

Mary'nin telefon numarasını bana veren kişi Tom'du.

Ben karar veren kişi olmak istiyorum.

Bana bunu veren kişi Tom değildi.

Pokémon Go gerçek dünyada Pokémonu yakalaman için izin veren bir uygulamadır.

Dünyada size böyle özgürlükler veren çok az yer vardır.

Kararları veren kişi Tom'dur.

O kararı veren kişi Tom'du.

Flandre'da İngilizce olarak ders veren profesör ve öğretim elemanlarının yüzde 10 ila 20 arasındakileri, gerekli dil seviyesine ulaşmadılar.

İyi bir yemek hizmeti veren buraya yakın bir restoran keşfettim.

Her insan doğru bir cevap veren onun dudaklarını öpecek.

Dünya bir altın kuralı takip eder: Parayı veren düdüğü çalar.

Bu kitabı bana veren kişi Tom'dur.

Bana bu kitabı veren Tom'dur.

Bana kitabı veren adam orada.

Tom bunu bana veren biriydi.

Bugün kürtaja geçit veren bir kanun çıktı.

Hayır kuruluşu adını birkaç milyar yen hibe veren bir adamdan aldı.

BM'nin 2015 yılında yaptığı bir ankete göre Rusya, çok sayıda göçmen ve göç veren az sayıda ülkelerden biridir.

Kararlar veren kişi benim.

Bu başkalarını kendinden daha iyi değer veren sevgidir.

Kendini sana ilham veren insanlara yoğunlaştır, seni kızdıranlara değil.

Az önce bir patlama gibi ses veren şeyi duydum.

Karar veren, huzur bulur.

Eğer gerçekten aile değerlerine önem veren bir milletsek, çoğu kadının doğum yapmak için ücretli izin bile alamadığı gerçeğine katlanmazdık.

Güzel sıcaklık ve rahatlık veren büyük bir soba vardı.

Tom'a Mary'nin telefon numarasını veren ben değildim.

Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский
Translate from турецкий to английский