Узнайте, как использовать yapıp в предложении на турецкий. Более 100 тщательно отобранных примеров.
Onu benim için yapıp yapmadığını bilmiyorum.
Translate from турецкий to английский
Gerçekten önemli olan tek şey, sizin elinizden geleni yapıp yapmamanızdır.
Translate from турецкий to английский
Tom Mary'den ona bir sandviç yapıp yapamayacağını sordu.
Translate from турецкий to английский
Mary'nin ev ödevini yapıp yapmaması Tom'un umurunda değil.
Translate from турецкий to английский
Mary'nin ne yapıp yapmadığı Tom'un umurunda değil.
Translate from турецкий to английский
Tom'un şaka yapıp yapmadığını söyleyemem.
Translate from турецкий to английский
Gitmeyi planlıyorum. Yapıp yapmaman umurumda değil.
Translate from турецкий to английский
Önemli olan elinden geleni yapıp yapmadığındır.
Translate from турецкий to английский
Bana bir iyilik yapıp yapamayacağını merak ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Ona bir iyilik yapıp yapamayacağımı sordu.
Translate from турецкий to английский
Bana bir iyilik yapıp yapamayacağını merak ediyordum.
Translate from турецкий to английский
Nihai terfinizi aldığınız zaman, nihai alışverişinizi yaptığınız zaman, mükemmel evinizi satın aldığınız zaman, birikim yapıp maddi güvencenizi sağladığınız zaman ve başarı merdivenlerinin basamaklarına tırmanıp gelebileceğiniz en yüksek noktaya geldiğinizde heyecanınız da kaybolur ve kaybolacaktır. Peki ya sonra ne olacak? Yolun sonunu görebilmek için daha ne kadar çaba sarf etmek zorundasınız? Eminim anlıyorsunuzdur; hiçbir zaman yeterli olmayacak. Öyleyse kendinize şu soruyu sormak zorundasınız: Önemli olan nedir?
Translate from турецкий to английский
Sence neden hata yapıp yapıp özür diliyorum?
Translate from турецкий to английский
Tom'un izni olmadan onu yapıp yapamayacağımızı bilmiyorum.
Translate from турецкий to английский
Benim için bir iyilik yapıp daha açık olun.
Translate from турецкий to английский
Bütün ayıplar bende ama ne yapıp yapıp ulaşmalı dostlara geride kalmayı kendime yediremem.
Translate from турецкий to английский
Bir insanı hobisi var yok diye değerlendirebilir misiniz, veya yapmış olduklarını iş dışında da yapıp yapmamasına göre?
Translate from турецкий to английский
Tom'un gerçekten böyle bir şey yapıp yapmayacağını merak ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Tom bana ona bir iyilik yapıp yapamayacağımı sordu.
Translate from турецкий to английский
Tom Mary'ye ona bir iyilik yapıp yapamayacağını sordu.
Translate from турецкий to английский
Deneyinceye kadar onu yapıp yapamayacağını gerçekten bilmiyorsun.
Translate from турецкий to английский
Denemeden onu yapıp yapamayacağımızı bilemeyiz.
Translate from турецкий to английский
Bunu doğru yapıp yapmadığımdan emin değilim.
Translate from турецкий to английский
Bir liste yapıp Tom'a vereceğim.
Translate from турецкий to английский
O aynı hatayı yapıp duruyor.
Translate from турецкий to английский
Tom aynı hatayı yapıp duruyor.
Translate from турецкий to английский
O aynı hataları yapıp duruyor.
Translate from турецкий to английский
Tom onu yapıp yapamayacağından emin değildi.
Translate from турецкий to английский
Mary'nin onun yaptığını söylediği şeyi Tom'un gerçekten yapıp yapmadığını merak ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Tom Mary'nin şaka yapıp yapmadığından emin değildi.
Translate from турецкий to английский
Tom onu yapıp yapmayacağından emin değildi.
Translate from турецкий to английский
Tom'un benim için bunu yapıp yapmayacağını merak ediyorum.
Translate from турецкий to английский
Tom gürültü yapıp yapmadığını umursamıyordu.
Translate from турецкий to английский
Her zaman onu yapıp yapamayacağımı görmek istedim.
Translate from турецкий to английский
Eve gidip Kore yemeği yapıp yedim.
Onu zamanında yapıp yapmayacağımızı bilmiyorum.
Hiç hata yapıp yapmadığını görelim.
Bu toplantıyı yapıp da kurtulalım.
Bazen doğru yapıp yapmadığımı merak ediyorum.
Bana bir iyilik yapıp yapmayacağını merak ediyorum.
Bir iyilik yapıp odama biraz buz getirebilir misin tatlım?
Ben riske girmeye istekliyim, neden onu yapıp yapmayacağımı umursaman gerektiğini anlamıyorum.
Sorun Tom'un onu yapıp yapmayacağıdır.
Biraz yürüyüş yapıp kafamı toparlayacağım.
Bugün sendika üyeleri iş yavaşlatma eylemi yapıp yapmayacaklarını oylayacak.
Bunu yapıp bitirelim.
Yandaki ev biraz gürültülü. Onların parti yapıp yapmadıklarını merak ediyorum.
Neden bize bir iyilik yapıp da hemen ayrılmıyorsun?
Akşam yemeğinden sonra, bir banyo yapıp uyumaya gitmeyi planlıyorum.
Tom'un kinaye yapıp yapmadığından emin değilim.
Onun onu yapıp yapmayacağı tamamen ona kalmış.
Onların yapıp yapmadığı açık değildi.
Bana bir iyilik yapıp bir doktor çağırır mısınız?
Onun ödevini yapıp yapmadığı kesin değil.
Tom'un onu yapıp yapmaması umurumda değil.
Tom'un onu yapıp yapmayacağını merak ediyorum.
Şaka yapıp yapmadığını söyleyemem.
Ben şaka yapıp yapmadığını söyleyemem.
Tom'un onu yapıp yapmadığı umurumda değil.
Ev ödevini yalnız başına yapıp yapmadığı şüpheli.
Onu yapıp yapmayacağımdan emin değilim.
Yanlış bir şey yapıp yapmadığını bana söylersen iyi olur.
Ben sadece bunu yapıp bitirmek istiyorum.
Tom'un onu yapıp yapmayacağından emin değilim.
Tom'un onu yapıp yapmayacağından artık emin değilim.
Tom'un şaka yapıp yapmadığından emin değildim.
Tom onu yapıp yapmayacağını bilmiyor.
Tom'un onu yapıp yapmayacağından süpheliyim.
Tom'un onu yapıp yapmayacağını bilmiyorum
Tom'un onu yapıp yapmadığını hatırlamıyorum.
Onu yapıp yapamayacağımı merak ediyorum.
Bunu yapıp yapmamamın bir sakıncası var mı?
Tom'un onu yapıp yapmayacağını biliyor musun?
Tom'un onu zaten yapıp yapmadığını biliyor musun?
Onu tek başına yapıp yapmadığını Tom'a sordun mu?
Bana bir iyilik yapıp Leyla'yla beni okula götürür müsünüz?
Hiç onu yapıp yapamayacağını görmek istedin mi?
Bana bir iyilik yapıp bu mektubu postalayabilir misin?
Onu yapıp yapmamamız Tom'un umurunda olacak mı?
Bana bir iyilik yapıp Tom'u okula götürür müsünüz?
Tom'a Mary'nin onu yapıp yapamayacağını sor.
Mary'nin onu yapıp yapmayacağını Tom'a sor.
Mary'nin bunu yapıp yapmaması Tom'un umurunda değil.
Tom Mary'nin bunu yapıp yapmayacağını merak etti.
Tom, Mary'ye bunu yapıp yapmadığını sordu.
Tom bana bunu yapıp yapmayacağımı sordu.
Tom, bunu yapıp yapmadığımı sordu.
Mary'nin bunu yapıp yapmadığı Tom'un umurunda değil.
Tom'a bunu yapıp yapmayacağımı sordum.
Tom'un bunu yapıp yapmayacağını biliyor musun?
Tom'un bunu yapıp yapmayacağını merak ediyorum.
Tom'un bunu benim için yapıp yapmayacağını merak ediyorum.
Tom'un bunu gerçekten pazartesi günü yapıp yapmadığını merak ediyorum.
Tom'un bunu yapıp yapmayacağımızı umursamayacağından eminim.
Tom bunu yapıp yapmamamızı umursamadığını söyledi.
Tom, Mary'nin bunu yapıp yapmadığını umursamadığını söyledi.
Tom'un iyi yemek yapıp yapamadığını bilmiyorum.
Dün gece Tom'un bunu yapıp yapmadığını merak ediyorum.
Tom, Mary'nin bunu John için yapıp yapmayacağını merak etti.
Tom'a onu yapıp yapmayacağını sordum.