Узнайте, как использовать yoksul в предложении на турецкий. Более 92 тщательно отобранных примеров.
O, yoksul olduğu için mutludur.
Translate from турецкий to английский
O, yoksul insanlar için pek çok şey yaptı.
Translate from турецкий to английский
O yoksul olduğu gibi cömerttir.
Translate from турецкий to английский
Zengin ve yoksul arasındaki uçurum daha da genişliyor.
Translate from турецкий to английский
Tony yoksul hissetmedi.
Translate from турецкий to английский
Yoksul insanlara tepeden bakma.
Translate from турецкий to английский
Yoksul olmaktan utanma.
Translate from турецкий to английский
Bir kilise faresi gibi yoksul.
Translate from турецкий to английский
Tom yoksul olmayı sevmez.
Translate from турецкий to английский
Dünyadaki en zengin 85 kişi gezegenin nüfusunun en yoksul yarısı kadar zengin.
Translate from турецкий to английский
Daha önce olduğumuzdan daha yoksul değiliz.
Translate from турецкий to английский
Bir zamanlar yoksul bir adam ve zengin bir kadın vardı.
Translate from турецкий to английский
Gelişmiş bir ülke olsa bile Abd'de hala bazı çok yoksul insanlar var.
Translate from турецкий to английский
Müşterilerinin çoğunluğu yoksul insanlardır.
Translate from турецкий to английский
Müzisyen, ailesini yoksul bıraktı.
Translate from турецкий to английский
Bence Tom yoksul.
Translate from турецкий to английский
Yoksul geçimini düzeltmek için her yolu dener.
Translate from турецкий to английский
Bir zamanlar köyde, yoksul bir çiftçi vardı.
Translate from турецкий to английский
Yoksul çocuklardan nefret mi ediyorsun?
Translate from турецкий to английский
Sonradan İbrahim Müteferrika adını alan aynı şahıs, yoksul bir ailenin çocuğuydu.
Translate from турецкий to английский
Genç doktor kendini yoksul ve hastalara yardım etmeye adadı.
Translate from турецкий to английский
Yoksul kız gökyüzüne baktı.
Translate from турецкий to английский
Dünyanın en yoksul ülkelerinde de büyük paralar kazanılır.
Translate from турецкий to английский
Çok yoksul ülkelerin de büyük zenginleri vardır.
Translate from турецкий to английский
Afrika en yoksul kıtadır.
Translate from турецкий to английский
Mary yoksul bir kadındır.
Translate from турецкий to английский
Savaş, sen kazansan bile, seni daha yoksul ve daha güçsüz yapar.
Translate from турецкий to английский
Yoksul adam ihtiyaç içindeydi.
Translate from турецкий to английский
Tom biraz yoksul.
Translate from турецкий to английский
Ama yoksul insanlar konserlere gitmediler.
Translate from турецкий to английский
O, yoksul olmasına rağmen mutludur.
Translate from турецкий to английский
Keçi yoksul adamın ineğiydi.
Translate from турецкий to английский
Yoksul olsa da mutluydu.
Translate from турецкий to английский
Ben sadece yoksul bir öğrenciyim.
Translate from турецкий to английский
O, yoksul ama mutlu.
Translate from турецкий to английский
Yoksul insanlar zalim diktatörün insafındaydı.
Translate from турецкий to английский
Yoksul adam diğer insanlardan bağımsızdır ve yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Zengin adam ise kendi ihtiyaçlarında bağımsızdır ama diğer insanların ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır.
Translate from турецкий to английский
Tom yoksul bir mahallede yaşıyor.
Translate from турецкий to английский
Zengin olmak, yoksul olmanın karşıtıdır.
Translate from турецкий to английский
Tom yoksul bir sosyal çevreden geldi ama daha sonra oldukça zengin oldu.
Translate from турецкий to английский
São Paulo, aynı zamanda hem dünyanın en yoksul hem de en zengin şehirlerinden biridir.
Translate from турецкий to английский
Aktivistler yoksul ülkelerdeki hastalığı önlemeye çalışırlar.
Translate from турецкий to английский
Evini bir görsen, yoksul olduğunu anlarsın.
Translate from турецкий to английский
Yoksul ve sağlıklı olmak zengin ve hasta olmaktan iyidir.
Translate from турецкий to английский
O, hayatının çoğunu yoksul insanlara bakarak geçirdi.
Annem ve babam, erkek arkadaşımdan hoşlanmazlar, çünkü o yoksul.
Yoksul ülkelerdeki insanların zengin ülkelerdeki insanlardan daha fazla çocukları var.
Yoksul yaşlı Tom.
Onun gençken çok yoksul olduğu söyleniyor.
O yoksul ölmekten korkuyor.
Tom yoksul ve mutlu.
Yoksul İrlandalı şimdi yapayalnız bırakıldı ve diğerlerinin nereye gittiğini bilmiyordu, bu yüzden, o sadece çok üzgün ve sefil bir şekilde olduğu yerde kaldı.
Mississippi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en yoksul eyalettir.
Avrupa Birliği'ndeki en yoksul ülke hangisidir?
Avrupa Birliği'nin en yoksul ülkesi, Amerika Birleşik Devletlerindeki en yoksul eyaletten daha mı yoksuldur?
O yoksul büyüdü, bu yüzden yoksunluğa alışkın.
Yoksul bir adamın oğlu olan Dan, bir üniversite eğitiminin hayalini kuruyordu.
Birçok yoksul öğrenciye burs verilir.
Herkes yoksul değildir.
O yoksul aile her ay kıt kanaat geçiniyor.
Yoksul daha da yoksullaşıyor.
Yoksul köylüler patates yediler.
O yoksul kenar mahallede yaşıyor.
Ailesi yoksuldu ve yoksul insanlar genellikle müzik duymadı.
Onlar yoksul bir aile.
Ne cüretle bana yoksul diyorsun?
Yoksul insanların etrafında olmaktan hoşlanmam.
Yoksul insanların tembel olduğu bir efsanedir.
Yoksul değilim ama zengin de değilim.
Şehir zengin ve yoksul olarak ayrılmış.
Meksika'da birçok yoksul mahalle vardır.
Ben yoksul bir marangozum.
Herkes Tom'un yoksul insanların yeteneklerine sahip olduğunu biliyor.
Tom çok yoksul görünüyor.
Sami'nin tutuklanması ailesini yoksul bıraktı.
Tom benim kadar yoksul değil.
Tom yoksul, değil mi?
Büyük savaşın uzun yılları boyunca, ulus, yorgun ve yoksul bir durumda.
Sami yoksul bir ülkede yaşıyor.
Sao Paulo dünyanın hem en yoksul hem de en zengin şehirlerinden biridir.
Tom'un yoksul olduğunu biliyorum.
Açlık ve yoksullukla savaşın. Bir yoksul da siz yiyin!
Yoksul gibi bir hâli var.
Yoksul gibi görünüyor.
Ailem yoksul.
Düşündüğün kadar yoksul değilim.
Kimse yoksul olmak istemez.
Zenginlerin parasında her zaman yoksul teri vardır.
Giderek daha fazla yoksul ve yaşlı insanın mali desteğe ihtiyacı var.
Yoksul adam sadaka arıyordu.
Senin düşündüğün kadar yoksul değilim.
Kasabadaki en yoksul mahallede yaşıyordu.