Mate logo
Головна
Додатки
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр підтримкиЗворотній зв'язок
Додатки

iPhone + iPad

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Mac + Safari

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Google Chrome

Центр підтримки, Завантажити

Mozilla Firefox

Центр підтримки, Завантажити

Opera

Центр підтримки, Завантажити

Microsoft Edge

Центр підтримки, Завантажити
Підтримка
ЗавантажитиЦентр підтримкиДоступні мовиПовернення грошейСкинути парольВідновити ліцензійний ключПолітика конфіденційності
ЗВОРОТНІЙ ЗВ'ЯЗОК
Зворотній зв'язокTwitterБлог
Мова
безкоштовні сервіси
Онлайн перекладачВідмінювання дієслівПереглянути Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Головна
Додатки
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр підтримкиЗворотній зв'язок
Додатки

iPhone + iPad

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Mac + Safari

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Google Chrome

Центр підтримки, Завантажити

Mozilla Firefox

Центр підтримки, Завантажити

Opera

Центр підтримки, Завантажити

Microsoft Edge

Центр підтримки, Завантажити
Підтримка
ЗавантажитиЦентр підтримкиДоступні мовиПовернення грошейСкинути парольВідновити ліцензійний ключПолітика конфіденційності
ЗВОРОТНІЙ ЗВ'ЯЗОК
Зворотній зв'язокTwitterБлог
Мова
безкоштовні сервіси
Онлайн перекладачВідмінювання дієслівПереглянути Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "bulmak" in турецька

unknown

  1. var olduğu bilinmeyen ya da bilindiği halde göz önünde olmayan bir şeyi arayarak ortaya çıkarmak.

  2. bir şeyi rastlantıyla elde etmek, bir şeyle rastlantıyla karşılaşmak.

    • Birden onu karşımda bulmak şaşırttı beni
  3. yitirilen ya da bir yerde unutulan bir şeyi yeniden ele geçirmek.

    • Kadın çantasını bulmuş
  4. çok istenilen bir şeye erişmek, kavuşmak.

    • Sonunda huzuru bulmuştu
  5. bir şeye, bir yere ulaşmak, erişmek.

    • Şimdiye İstanbul’u bulmuşlardır
  6. hiç kimsenin bilmediği yeni bir şey yaratmak.

    • Bilginler birçok şey bulmuştur
  7. bir yerlerden elde etmek, sağlamak.

    • Biraz para bulmak gerekiyor
  8. bir konuda herhangi bir görüşe, yargıya varmak.

    • Bu davranışı yerinde buluyorum
  9. bir şeyi herhangi bir durumda görmek.

    • Onu sınıfta ağlarken buldum
  10. seçmek, uygun saymak, uygun görmek.

    • Yeni bir yol bulmak gerekiyor. Örnek olarak bunu bulmuştu
  11. (suç, kabahat, günah vb.) atmak, yüklemek.

    • Ona suç bulmak doğru değil, elinden geleni yaptı
  12. (yardımcı eylem olarak kullanıldığında) kavuşmak, erişmek.

    • Olay son bulmak bilmiyordu
  13. cezaya uğramak.

    • Bir gün benden bulacak ya, bakalım ne zaman!
  14. düşünerek ortaya çıkarmak, anımsamak.

    • Sonunda onun adını buldum, Orhan’dı
  15. var olanlar içinden en değersizini seçmiş olmak.

    • Düşünsen e, bula bula bunları bulmuş!
  16. var olanlar içinden en değersizini bile güçlükle elde etmek.

    • Hiçbir şey kalmamış, bula bula bunu buldum işte
  17. kötü bir rastlantıyı anlatmak için kullanılır.

    • O kadar adam içinden sıkıntı bula bula beni buldu