Mate logo
Головна
Додатки
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр підтримкиЗворотній зв'язок
Додатки

iPhone + iPad

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Mac + Safari

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Google Chrome

Центр підтримки, Завантажити

Mozilla Firefox

Центр підтримки, Завантажити

Opera

Центр підтримки, Завантажити

Microsoft Edge

Центр підтримки, Завантажити
Підтримка
ЗавантажитиЦентр підтримкиДоступні мовиПовернення грошейСкинути парольВідновити ліцензійний ключПолітика конфіденційності
ЗВОРОТНІЙ ЗВ'ЯЗОК
Зворотній зв'язокTwitterБлог
Мова
безкоштовні сервіси
Онлайн перекладачВідмінювання дієслівПереглянути Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Головна
Додатки
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр підтримкиЗворотній зв'язок
Додатки

iPhone + iPad

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Mac + Safari

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Google Chrome

Центр підтримки, Завантажити

Mozilla Firefox

Центр підтримки, Завантажити

Opera

Центр підтримки, Завантажити

Microsoft Edge

Центр підтримки, Завантажити
Підтримка
ЗавантажитиЦентр підтримкиДоступні мовиПовернення грошейСкинути парольВідновити ліцензійний ключПолітика конфіденційності
ЗВОРОТНІЙ ЗВ'ЯЗОК
Зворотній зв'язокTwitterБлог
Мова
безкоштовні сервіси
Онлайн перекладачВідмінювання дієслівПереглянути Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "gölge" in турецька

ad

  1. ışık geçirmeyen bir cismin ışığı engellemesi nedeniyle, aydınlık bir yerde oluşan karanlık.

    • Işık bir yüze vuruyor, arkası gölge kalıyordu
  2. Güneş ışınlarından korunulacak yer.

    • Ağacın gölgesine oturdular
  3. ne olduğu pek anlaşılamayan karaltı.

    • Duvardan atlayan gölge hızla kaçtı
  4. resimde, bir biçimi, çizgileri daha belirginleştirebilmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk.

  5. birinin yanından hiç ayrılmayan kimse.

    • Bizim bekçi muhtarın gölgesidir, şimdi onları kahvede bulursunuz
  6. kayırma, koruma.

    • Ağanın gölgesinde yaşayıp gidiyordu
  7. bir olay ya da duygunun bıraktığı iz, etki.

    • Yüzüne kaygının gölgesi vurmuştu
  8. bir gökcisminin Güneş ışığını engellemesinden ileri gelen ışıksız uzay parçası.

  9. parlak bir şey üzerine karaltı inmek, üzerine gölge gelmek.

  10. kuşku verecek bir durum olmak.

    • Bu işe gölge düştü, durum aydınlanmalı
  11. ışığa engel olmak.

  12. iyi bir yolda giden işin düzenini bozacak davranışta bulunmak.

  13. (birini) kazandığı başarıyla geçmek, onu aşmak.

    • Bu yaşta nice gençleri gölgede bırakıyordu
  14. (bir şeyi) üstün bir düzeye yükselerek değeriyle onu alt düzeye düşürmek.

    • Bu baraj ötekini gölgede bıraktı