Definition of "sürüklenmek" in турецька
unknown
sürüklemek eylemine konu olmak.
- Sürüklenen ayakkabı çabuk aşınır
kendi kendini sürüklemek.
- Hasta, sürüklenerek kapıya ulaşmış, hemşireyi çağırmıştı
bir iş, sonuçlanıncaya değin gereksiz yere gecikmelere uğramak.
- Konu yıllarca bakanlıklar arasında sürüklendi, bir türlü çözüme kavuşmadı
(tekne) akıntının ya da rüzgârın etkisiyle gelişigüzel dolaşmak.