Mate logo
Головна
Додатки
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр підтримкиЗворотній зв'язок
Додатки

iPhone + iPad

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Mac + Safari

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Google Chrome

Центр підтримки, Завантажити

Mozilla Firefox

Центр підтримки, Завантажити

Opera

Центр підтримки, Завантажити

Microsoft Edge

Центр підтримки, Завантажити
Підтримка
ЗавантажитиЦентр підтримкиДоступні мовиПовернення грошейСкинути парольВідновити ліцензійний ключПолітика конфіденційності
ЗВОРОТНІЙ ЗВ'ЯЗОК
Зворотній зв'язокTwitterБлог
Мова
безкоштовні сервіси
Онлайн перекладачВідмінювання дієслівПереглянути Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Головна
Додатки
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр підтримкиЗворотній зв'язок
Додатки

iPhone + iPad

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Mac + Safari

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Google Chrome

Центр підтримки, Завантажити

Mozilla Firefox

Центр підтримки, Завантажити

Opera

Центр підтримки, Завантажити

Microsoft Edge

Центр підтримки, Завантажити
Підтримка
ЗавантажитиЦентр підтримкиДоступні мовиПовернення грошейСкинути парольВідновити ліцензійний ключПолітика конфіденційності
ЗВОРОТНІЙ ЗВ'ЯЗОК
Зворотній зв'язокTwitterБлог
Мова
безкоштовні сервіси
Онлайн перекладачВідмінювання дієслівПереглянути Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "varmak" in турецька

unknown

  1. ulaşılmak, erişilmek istenilen yere ayak basmak.

    • Oraya birkaç saatte varmak olanak içindeydi
  2. (nesneler için) gitmesi gereken yere ulaşmak.

    • Bu mektup oraya ancak bir haftada varır
  3. belli bir düzeye ya da duruma gelmek, erişmek.

    • Yaşı elliye varmak üzere, hâlâ çocuk gibi
  4. acımadan, çekinmeden yapmak.

    • Kızıyordu ama dili varıp söyleyemiyordu
  5. hoş olmayan bir sona ermek.

    • Tartışma kavgaya varmıştı
  6. bir şeyi iyice, gereğince anlamak ya da duyumsamak.

    • Denizin tadına varmak için dalmak gerekir
  7. (kadın) kocaya gitmek, evlenmek.

    • Kız, yaşlı adama varmak istemiyordu
  8. bir durumdan başka duruma geçmek.

    • Vakit geçti, ev halkı uykuya varmıştı
  9. istersen (isterseniz, isterse, isterseler) gibi, konuşulan işle, durumla ilgili olarak bir kimsenin serbest bırakıldığını anlatır.

    • Söylemiyorsa varsın söylemesin, ben kendim söylerim
  10. önüne getirildiği tümceye ısrarlı istek düşüncesi katarak tek anlamında kullanılır.

    • Varsın yesin de hepsini yesin
  11. var hesap et, varın kıyas edin, var bir düşün gibi kullanımlarda, bunların vereceği önemli sonuca dikkat çeker.

    • Olayı gördün, önlemeseydim ne olacağını var bir düşün!
  12. anlamında kendisinden sonra gelen eylemin yapılması gerektiğini belirtir.

    • Var git yoluna