Mate logo
Головна
Додатки
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр підтримкиЗворотній зв'язок
Додатки

iPhone + iPad

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Mac + Safari

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Google Chrome

Центр підтримки, Завантажити

Mozilla Firefox

Центр підтримки, Завантажити

Opera

Центр підтримки, Завантажити

Microsoft Edge

Центр підтримки, Завантажити
Підтримка
ЗавантажитиЦентр підтримкиДоступні мовиПовернення грошейСкинути парольВідновити ліцензійний ключПолітика конфіденційності
ЗВОРОТНІЙ ЗВ'ЯЗОК
Зворотній зв'язокTwitterБлог
Мова
безкоштовні сервіси
Онлайн перекладачВідмінювання дієслівПереглянути Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Головна
Додатки
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
БлогЦентр підтримкиЗворотній зв'язок
Додатки

iPhone + iPad

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Mac + Safari

Центр підтримки, список оновлень, Завантажити

Google Chrome

Центр підтримки, Завантажити

Mozilla Firefox

Центр підтримки, Завантажити

Opera

Центр підтримки, Завантажити

Microsoft Edge

Центр підтримки, Завантажити
Підтримка
ЗавантажитиЦентр підтримкиДоступні мовиПовернення грошейСкинути парольВідновити ліцензійний ключПолітика конфіденційності
ЗВОРОТНІЙ ЗВ'ЯЗОК
Зворотній зв'язокTwitterБлог
Мова
безкоштовні сервіси
Онлайн перекладачВідмінювання дієслівПереглянути Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yürümek" in турецька

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. adım atarak ilerlemek.

  2. yayan gezmek, yayan gitmek.

    • Kızılay’a değin yürüdük
  3. (çocuk) ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek.

    • Oğlum tam yaşında yürüdü
  4. karada ya da suda, herhangi bir yöne doğru sürekli yer değiştirmek, yol almak.

    • Ağır ağır yürüyen buzdağı gemimize yaklaşıyordu
  5. hareket etmek.

    • Otobüs yürüdü, yetişilmez
  6. yol almak.

    • Hızlı yürürsek akşama köydeyiz
  7. bir yere ulaşmak, bir yere gelmek, bir yeri kaplamak.

    • Sular kıyıya yürümüş, kumları ıslatmıştı
  8. üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak.

    • Düşman yürümek istiyor, ama araziyi tanımadığı için korkuyordu
  9. yolunda gitmek, belli bir yönde gelişmek, gereği gibi yapılmak, uygun bir biçimde ilerlemek.

    • İş, ben olmasam da yürüyordu
  10. (faiz için) verilmek, hesaplanmak, işlemek.

    • Bu paranın faizi yüzde kaçtan yürüyor?
  11. değişmek, geçmek, ilerlemek.

    • Yaşam bizi beklemez, yürür
  12. (bir işte) ileri gitmek.

    • Ülkenin yıkımına yürüyenleri bağışlamak olmaz
  13. ölüp gitmek, ölmek.

  14. ortadan yok olmak, kaybolmak, çalınmak.

    • Bizim kitap yürümüş
  15. elden çıkarılmak, satılmak.

    • Evin eşyaları birer birer yürümekteyken, piyango vurmasın mı?
  16. işinden atılmak ya da başka yere atanmak.

    • Bizim müdür yürümüş
  17. yaya olarak, yürüyerek.

  18. ilerleyerek.

    • Irmak yürüye yürüye tarlalara ulaşmıştı