Дізнайтеся, як використовувати birdenbire у реченні турецька. Понад 64 ретельно відібраних прикладів.
Birdenbire gökyüzü karardı.
Translate from турецька to англійська
Ümit; bir saat önce bitirdiğin çikolatalı çörek kutusunun sihirle tekrar dolup dolmadığını kontrol etmek için çılgın bir adam gibi birdenbire mutfağa doğru koştuğundadır.
Translate from турецька to англійська
Cümleler için bir pazar olsaydı, dil bilgisi spekülasyonlarımız birdenbire anlam bulurdu.
Translate from турецька to англійська
Tom'un kalbi birdenbire daha hızlı atmaya başladı.
Translate from турецька to англійська
Tom birdenbire soğuk terler dökmeye başladı.
Translate from турецька to англійська
Dewey birdenbire bir kahraman oldu.
Translate from турецька to англійська
O birdenbire çok mutlu oldu.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire onun yüzü soldu.
Translate from турецька to англійська
Her şey birdenbire oldu.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire yangın alarmı çalmaya başladı.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire ışıklar yandı.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, o konuştu.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire çok hüzünlendim.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, tiz bir çığlık duydum.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, hava bulutlandı.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, bütün ışıklar söndü.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, 100 işçi işten çıkarıldı.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, aklıma iyi bir fikir geldi.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, kalın bulutlar güneşi sakladı.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, bir adam onların önüne doğru yürüdü.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire öfkelendi.
Translate from турецька to англійська
Tom ve Mary birdenbire yalnız olmadıklarını fark ettiler.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire beni öpüverdi.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire çok mutlu oluverdi.
Translate from турецька to англійська
En büyük kız "şeker istiyorum" diyerek birdenbire konuştu.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire çok susuyorum.
Translate from турецька to англійська
"Size hoşça kalın deme vaktidir." dedi birdenbire.
Translate from турецька to англійська
Düşünsenize, bütün bunları birdenbire öğrenseydiniz ne olurdu?
Translate from турецька to англійська
Birdenbire önümüzde üç köpek çıktı.
Translate from турецька to англійська
Mary'nin açıklamaları beni büyüledi ve birdenbire beni üzdü.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire kim olduğunuzu unutursanız şaşırmayın.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, Jack kendisine ne olduğunu fark etti.
Translate from турецька to англійська
Mary birdenbire ortaya çıktığında ben ayrılmak üzereydim.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire ne olduğunu fark ettim.
Translate from турецька to англійська
Tom birdenbire az önce ne yaptığını fark etti.
Translate from турецька to англійська
Kaza birdenbire oldu.
Translate from турецька to англійська
Bölüm şefi birdenbire söyledi: "Kadınlar ve et, onları biraz kokmuş severim."
Translate from турецька to англійська
Onun birdenbire olmasını bekleme.
Translate from турецька to англійська
Tom birdenbire çok meşgul oldu.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire kör olsan ne yaparsın?
Translate from турецька to англійська
Birdenbire oldukça acıktım.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire, o güzel ve sıcak görünmeye başladı.
Translate from турецька to англійська
Birdenbire James'ten bir çağrı aldım.
Translate from турецька to англійська
Benzin fiyatları bu yaz birdenbire fırlıyor mu, merak ediyorum?
Translate from турецька to англійська
Birdenbire bir köpek havlamaya başladı.
Translate from турецька to англійська
Bu birdenbire olmadı.
Translate from турецька to англійська
E-postalar birdenbire gelen kutumdan kaybolmaya başladı.
Onun neden işini birdenbire bırakma konusunda hiçbir fikrim yok.
Birdenbire ayağa kalktı, çok solgundu ve gözlerinde tuhaf bir ışık vardı.
Bazen beklenmedik bir hatıra birdenbire karanlıkların arasından çıkıp geliverir.
İş birdenbire yapılamaz.
Birdenbire, kırmızı ve mavi ışıklar arkamızda yanıp sönmeye başlar.
Kısa bir ziyaretten sonra birdenbire ayağa kalktı ve ayrıldığını söyledi.
Tom tehlikeyi hissetti ve birdenbire endişelendi.
Birdenbire, pek çok kitap için para ödeyemediğimi hatırladım.
Birdenbire ahır tamamen yandı.
Birdenbire ahır yanıp kül oldu.
Sami'nin arabası birdenbire ortadan kayboldu.
Arabada birdenbire yanan şu kırmızı çaydanlık şeklindeki lambanın anlamı ne? Çayın hazır olduğunu mu gösteriyor?
Ve bu birdenbire değil.
Tom birdenbire hastalandı.
Robert birdenbire uyandı.
Birdenbire her şey yeniden ortaya çıktı.
İsrail'in Demir Kubbe'si birdenbire Hamas'ın füzelerini durduramaz hale mi geldi?