Дізнайтеся, як використовувати düşmüş у реченні турецька. Понад 64 ретельно відібраних прикладів.
20. yüzyılın ortalarından beri Pekin'de su kuyusu sayısı önemli ölçüde düşmüş ve yeni yol ve binalar için bir yol yapmak için yıkılmışlardır.
Translate from турецька to англійська
Eğer onu kolundan yakalamasaydı, göletin içine düşmüş olacaktı.
Translate from турецька to англійська
Bahçe düşmüş yapraklarla kaplıydı.
Translate from турецька to англійська
Karısı, çocuklara baktıktan sonra bitkin düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Beşinci kattan düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tom kanepenin arkasına düşmüş olan bozuk paraları topladı.
Translate from турецька to англійська
Düşmüş bir kaya onun yolunu kapadı.
Translate from турецька to англійська
Düşmüş bir ağaç patikayı kapadı.
Translate from турецька to англійська
Tom dehşete düşmüş görünüyor.
Translate from турецька to англійська
Yere düşmüş yiyeceği yemek güvenli mi?
Translate from турецька to англійська
Tom çelişkiye düşmüş hissediyor.
Translate from турецька to англійська
Tom kesinlikle dehşete düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tuzağa düşmüş hissediyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom tuzağa düşmüş görünüyor.
Translate from турецька to англійська
Tom bitkin düşmüş görünüyor.
Translate from турецька to англійська
Anlattıkları benimle çelişince yalancı durumuna düşmüş oldum.
Translate from турецька to англійська
Biraz bitkin düşmüş görünüyorsun.
Translate from турецька to англійська
Hık demiş babasının burnundan düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tansiyonun düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tom gripten yatağa düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tom dehşete düşmüş görünüyordu.
Translate from турецька to англійська
Mandal yere düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tom tuzağa düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Dehşete düşmüş olmalısın.
Translate from турецька to англійська
Tom hık demiş babasının burnundan düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tom düşmüş ve kendini incitmiş gibi görünüyordu.
Translate from турецька to англійська
Bu kullanımdan düşmüş bir sözlük.
Translate from турецька to англійська
Adam düşmüş ağacın üzerinde oturuyordu.
Translate from турецька to англійська
Sıcaklık sıfırın altında düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Bir düşmüş fakir, camidedir.
Translate from турецька to англійська
Tom çıkmaza düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Kendimi hiç ümitleri suya düşmüş hissetmiyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom dehşete düşmüş göründüğümü söyledi.
Translate from турецька to англійська
Tom hayrete düşmüş göründüğümü söyledi.
Translate from турецька to англійська
Mary dehşete düşmüş görünüyordu.
Translate from турецька to англійська
Tom ölümüne düşmüş olabilirdi.
Translate from турецька to англійська
Tamamen hırsıma yenik düşmüş durumdayım.
Translate from турецька to англійська
Sami, Leyla'nın tuzağına düşmüş olabilir.
Translate from турецька to англійська
Leyla kendini tamamen tuzağa düşmüş hissetti.
Translate from турецька to англійська
Tom bitkin düşmüş olmalı.
Translate from турецька to англійська
Ağaçların kozalakları yere düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tom dehşete düşmüş olmalı.
Translate from турецька to англійська
Sami dehşete düşmüş olmalı.
Translate from турецька to англійська
Onu eleştirmek sana mı düşmüş?
Translate from турецька to англійська
Bence Tom kuyuya düşmüş olabilir.
Translate from турецька to англійська
Maç biletleri karaborsaya düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Tom tereddüte düşmüş ve korkmuştu.
Translate from турецька to англійська
Koltuk sevdasına düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Arada bir düşmüş taklidi yapacaksın ki kahpeleri tanıyasın.
Translate from турецька to англійська
Herkes kendi derdine düşmüş.
Translate from турецька to англійська
Mary genelde parfüm şişesine düşmüş gibi kokar.
Tuzağa düşmüş gibi hissettiklerini söylediler.
Ali bu batakhaneye nasıl düşmüş?
Ali kurtlar sofrasına düşmüş.
Eşek yere işemiş ve sidiğin üstüne bir yaprak düşmüş. Sonra da yaprağın üzerine bir sinek konmuş ve demiş ki: "Bu deryaların kaptanı benim."
Elma düşmüş.
Kimin haddine düşmüş vakit öldürmek? Vakit, onu yaşamayı bilmeyenleri öldürür.
Ancak bu plan şimdilik suya düşmüş görünüyor.
Mail spam klasörüne düşmüş.
Tüm tatilimi yatağa düşmüş bir vaziyette geçirdim.
Yuvadan aşağı düşmüş bir yavru kuşu kurtardık.
Kitabın PDF'si malum ortamlara düşmüş.
Temel on katlı binanın çatısında uydu montajı yaparken ayağı kayıp aşağı düşmüş. 10, 9, 8, 7 derken 1. kata geldiğinde "Şükürler olsun. Ha bu kata kadar ölmeden geldim. Artık birinci kattan düşsem de ölmem da" demiş.
Dehşete düşmüş bir şekilde kapıdan geriye doğru sıçradım.