Дізнайтеся, як використовувати ekmeğini у реченні турецька. Понад 27 ретельно відібраних прикладів.
Sandviç ekmeğini uzatır mısın?
Translate from турецька to англійська
Onların ekmeğini dilimlemem.
Translate from турецька to англійська
Tom kendi ekmeğini ekmek makinesi ile pişirir.
Translate from турецька to англійська
Tandır ekmeğini herkes yiyemez.
Translate from турецька to англійська
Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını çalar.
Translate from турецька to англійська
Kadı ekmeğini karınca yemez.
Translate from турецька to англійська
Pısırık biri. Kafasına vur, ekmeğini elinden al.
Translate from турецька to англійська
Ekmeğini taştan çıkarıyor.
Translate from турецька to англійська
Tom ekmeğini gitar çalarak kazanıyor.
Translate from турецька to англійська
Ben başkasının ekmeğini yemem.
Translate from турецька to англійська
Ali ekmeğini eline aldı.
Translate from турецька to англійська
Ali ekmeğini taştan çıkarıyor.
Translate from турецька to англійська
Kriz birçok kişinin ekmeğini kesti.
Translate from турецька to англійська
Ali ekmeğini yemeğe bandırdı.
Translate from турецька to англійська
Ali'nin çok ekmeğini yedim.
Translate from турецька to англійська
Ali ekmeğini evde kendisi yapıyor.
Translate from турецька to англійська
Ali'nin kafasına vur, ekmeğini al.
Translate from турецька to англійська
Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar.
Translate from турецька to англійська
Ali bu mağduriyetin çok ekmeğini yedi.
Translate from турецька to англійська
Tom ekmeğini kendisi yapıyor.
Translate from турецька to англійська
Toprak sana diken ve çalı verecek, yaban otu yiyeceksin. Yaratılmış olduğun toprağa dönünceye dek ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın ve yine toprağa döneceksin.
Translate from турецька to англійська
Tom kendi ekmeğini kendi yapar.
Translate from турецька to англійська
Tom ekmeğini kendi pişiriyor.
Translate from турецька to англійська
Kamyon şoförlüğü yaparak ekmeğini çıkarıyor.
Translate from турецька to англійська
Bir ulu çınarsın ki kırılır, eğilmezsin; ölür inlemezsin. Kanınla çorak kumlukları sularken ekmeğini alnının terine batırır yer, yine düşman karşısına yaralarınla beraber her yerde bir istihkam gibi çıkarsın. Sen zalim heybetinle bir mazlumsun; ninenin, atanın kucağında bir garip; ananın, babanın kucağında bir yetimsin.
Translate from турецька to англійська
Bugün koltukta oturanlar dün olduğu gibi, yarın da fakirin ekmeğini çalmaya devam edecekler.
Translate from турецька to англійська
Ekmeğini kazanmak için erken uyandı.
Translate from турецька to англійська