Дізнайтеся, як використовувати giren у реченні турецька. Понад 52 ретельно відібраних прикладів.
İçeriye giren bayan ve köpeği kapıda görevli tarafından durduruldu.
Translate from турецька to англійська
Binaya giren gizli bir kapı bulduk.
Translate from турецька to англійська
Köpekler zorla giren kişiye öfkeyle havladı.
Translate from турецька to англійська
İnsanın hayatına giren insanlar onun hakkında ondan daha çok şey bilince insan bazen biraz buruklaşıyor.
Translate from турецька to англійська
Hayatıma giren tüm kadınları gerçekten sevdim ve hayatıma girmesini istediğim tüm kadınları da gerçekten sevdim.
Translate from турецька to англійська
Hayatıma giren tüm arkadaşlarımı özledim.
Translate from турецька to англійська
Hayatıma giren kadınları sizin ayarlamanıza gerek yoktu. Ben sevgi ve aşka inanan biriydim.
Translate from турецька to англійська
Hayatıma giren kadınları ayarlamanız çok kötü bir davranıştı hata yaptınız.
Translate from турецька to англійська
Daha önce hayatıma giren kadınlar sizin tarafınızdan yönlendirilmişti.
Translate from турецька to англійська
Tom sınıfa giren ilk kişiydi.
Translate from турецька to англійська
Arkadaşlarıma ve hayatıma giren kimseye ihanet etmedim.
Translate from турецька to англійська
Daha yeni üç yaşına giren bir oğlumuz var.
Translate from турецька to англійська
Hamama giren terler.
Translate from турецька to англійська
Çok hızlı konuştuğu için, Arapça 5.kura giren hocayı anlayamıyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom odaya giren ilk kişiydi.
Translate from турецька to англійська
Tom giren son kişiydi.
Translate from турецька to англійська
Alan Shepard uzaya giren ilk Amerikalıydı.
Translate from турецька to англійська
Kedi, pencereden giren güneş ışığının altında gerinebildiği kadar gerinerek yatıyordu.
Translate from турецька to англійська
Kedi, pencereden giren güneş ışığında boylu boyunca gerinerek uzanıyordu.
Translate from турецька to англійська
Ofisime giren birini gördün mü?
Translate from турецька to англійська
O, odaya giren ilk kişiydi.
Translate from турецька to англійська
Güneş giren eve doktor girmez.
Translate from турецька to англійська
Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz; çünkü ne nehir aynı nehirdir, ne de nehre giren kişi aynı kişidir.
Translate from турецька to англійська
Yarın sınava giren öğrenciler sadece biz mi olacağız?
Translate from турецька to англійська
İçeri giren bir fırtına var gibi görünüyor.
Translate from турецька to англійська
Yatak odasına giren davetsiz bir misafir olduğundan şüpheleniyorum.
Translate from турецька to англійська
Kitap manastıra giren bir kadın hakkındadır.
Translate from турецька to англійська
Senin eve zorla giren adamların yakalandığına sevindim.
Translate from турецька to англійська
Polise göre, Tom Mary'nin evine giren tek kişi değildi.
Translate from турецька to англійська
Ebeveynlik Vakfı tarafından yapılan bir araştırmaya göre, korunmasız cinsel ilişkiye giren gençlerin yüzdesi artıyor.
Translate from турецька to англійська
İzinsiz giren kimseler vurulacaktır.
Translate from турецька to англійська
Liseye giren bir sopa çekirgesi hakkında bir opera yazdı.
Translate from турецька to англійська
Fadıl, o ve Dania arasına giren kayınvalidesinden bıkmıştı.
Translate from турецька to англійська
Giren.
Translate from турецька to англійська
İzinsiz giren kişi bir kayak maskesi takmış.
Translate from турецька to англійська
Sensörler bölgede izinsiz giren birini tespit ediyor.
Translate from турецька to англійська
Sensörlerim bölgede izinsiz giren birini tespit ediyor.
Translate from турецька to англійська
Evine zorla giren kişinin Tom olduğunu ne zaman öğrendin?
Translate from турецька to англійська
Sınava giren öğrencilerin en büyük engeli on dördüncü sorundu.
Translate from турецька to англійська
Sami ateş etti ve izinsiz giren kişiyi kesin bir şekilde vurdu.
Pioneer 10, Mars ve Jüpiter arasındaki asteroid kuşağına giren ve güneş sisteminin dış bölgelerine yolculuk eden ilk uzay aracıydı.
Oyuna giren oyuncu 9 numaralı formasıyla Ali.
Tam zamanında kademeye giren Ali tehlikeli bir pozisyonu önledi.
Sana giren çıkan ne?
Ahmet'in pasında araya giren isim Ali oldu.
Ali pek çalıma giren bir oyuncu değil.
Gemiye giren hayvanlar Tanrı'nın Nuh'a buyurduğu gibi erkek ve dişiydi. RAB Nuh'un ardından kapıyı kapadı.
Ali arabanın motoruna giren kediyi kurtardı.
Buraya giren tüm umutlarını kapıda bıraksın.
Buradan içeri giren umudunu geride bıraksın.
Bu uzmanlık alanıma giren bir konu değil.
Yabancı bir ülkeye giren kimselerin pasaportuna söz konusu ülkenin yetkilileri tarafından damga vurulur.