Дізнайтеся, як використовувати haksız у реченні турецька. Понад 100 ретельно відібраних прикладів.
Yabancı ürünlere haksız tarifeler uygulanmaktadır.
Translate from турецька to англійська
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Gerçek para yapmanın tek yolu her kuruşu kazanmaktır.
Translate from турецька to англійська
Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.
Translate from турецька to англійська
Haksız eleştirine karşı kızgınlık hissediyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom, Mary'ye haksız davranıyor.
Translate from турецька to англійська
Tom'a kesinlikle haksız muamele gördü.
Translate from турецька to англійська
Öyle haksız bir öneriyi reddetmeliydin.
Translate from турецька to англійська
Haksız şekilde muamele edilmekten şikâyet etti.
Translate from турецька to англійська
Haksız avantaj, Bill'in zayıflığındandır.
Translate from турецька to англійська
Haksız biçimde muamele edilmekten şikâyet etti.
Translate from турецька to англійська
Öğrenciler haksız sınavı protesto ettiler.
Translate from турецька to англійська
Onlar onun saldırılarından bazılarının haksız olduğunu sezinlediler.
Translate from турецька to англійська
Bu konuda Tom pek de haksız sayılmaz.
Translate from турецька to англійська
Şimdi haksız olduğumu görebiliyorum.
Translate from турецька to англійська
Ülkesine ihanet eden bir takım insanların akrabalarına da güvenmemek lazım diye düşünüyorum haksız mıyım?
Translate from турецька to англійська
Sizin beklediğiniz benim hak etmeden para kazanıp bunları sülaleme ve sevdiğim insanlara haksız yere verip vermeyeceğim.
Translate from турецька to англійська
O haksız.
Translate from турецька to англійська
Haksız oluyoruz.
Translate from турецька to англійська
Tom haksız.
Translate from турецька to англійська
Beni peygamber ocağından haksız yere atarsanız bunun vebalini çekersiniz.
Translate from турецька to англійська
Sen beni haksız yere cezalandırdın.
Translate from турецька to англійська
Tom'un haksız yere suçlandığını düşünüyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom'a haksız şekilde davranıldı.
Translate from турецька to англійська
Bana haksız muamele uyguladınız.
Translate from турецька to англійська
Böyle haksız bir öneriyi reddetmen gerekirdi.
Translate from турецька to англійська
Haksız olduğumuzu mu düşünüyorsun?
Translate from турецька to англійська
Haksız olduğumuzu mu düşünüyorsunuz?
Translate from турецька to англійська
Bu kadın beni haksız yere suçladı.
Translate from турецька to англійська
Bana haksız davrandın ve bunu biliyorsun.
Translate from турецька to англійська
Tom asla haksız değildi.
Translate from турецька to англійська
Haksız olduğumu mu düşünüyorsun?
Translate from турецька to англійська
Tom haksız yere suçlandı.
Translate from турецька to англійська
Bana haksız davrandığınızı biliyorsun, değil mi?
Translate from турецька to англійська
Haksız olduğumu biliyorum.
Translate from турецька to англійська
Pekâlâ, haksız olduğumu kanıtla o zaman.
Translate from турецька to англійська
Senin tenkidin çok haksız.
Translate from турецька to англійська
Haksız bir barış, haklı bir savaştan daha iyidir.
Translate from турецька to англійська
Mary neredeyse 10 yıl haksız yere hapis cezasına çarptırılmıştı.
Translate from турецька to англійська
Haksız mıyım?
Translate from турецька to англійська
Haksız mıydım?
Translate from турецька to англійська
Bana teşekkür edeceğin yerde beni haksız yere suçluyorsun!
Translate from турецька to англійська
Birçok haksız şeyler oldu.
Translate from турецька to англійська
O biraz haksız.
Translate from турецька to англійська
Beni haksız çıkardın.
Translate from турецька to англійська
Bunun çok haksız bir tartışma olduğunu düşünüyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom'un haksız olduğunu mu düşünüyorsun?
Translate from турецька to англійська
Kim haklı, kim haksız?
Translate from турецька to англійська
Tom'a göre haksız olan Meryem'di.
Tom'un eleştirisi haksız.
Tom çok haksız davranıyor.
Bu gerçekten haksız.
Bu haksız rekabet.
Bu bir haksız öneri.
Bu esasen haksız.
Mary Tom'u haksız yere suçladı.
Ben seni haksız yere suçladım.
Ben onu haksız yere suçladım.
Beni haksız yere suçluyorsun.
Seni haksız yere suçladım. Üzgünüm.
Haksız kazançların kimseye faydası olmaz.
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.
Bu çok haksız bir değerlendirme.
Dan karısını öldürmekten haksız yere suçlu bulunmuştu.
Hayat çok haksız görünüyor.
Ben haksız yere cezalandırıldım.
Tom haksız yere mahkum edilmişti.
Bu son derece haksız.
Çok haksız davranıyorsun, Tom.
Onlar onu haksız yere suçladılar.
Tom'un beni haksız çıkarmasını istiyorum.
Kaybedenler her zaman haksız olurlar.
O ne kadar haksız.
Bu haksız bir mahkeme kararıydı.
Gerçekten bunun haksız olduğunu hissediyorum.
George III, tarihçiler tarafından haksız yere kötü muamele gördü.
Endişen haksız.
Tom haksız yere suçla itham edildi.
Tom haksız davrandığını biliyordu.
Susan her zaman haksız değildir. Sadece bazen canı aptallarla tartışmak istemez.
Gerçekten Tom'un haksız olduğunu mu düşündün?
Tom sıklıkla haksız değil, değil mi?
Tom haksız sayılmaz.
Tom haksız değildi.
Tom haksız olduğunu gördü.
Tom'un haksız olduğunu biliyorum.
Sanırım Tom haksız.
Ben hâlâ Tom'un haksız olduğunu düşünüyorum.
O konuda haksız sayılmazsın.
Haksız yere suçlanıyorduk.
Umarım Tom beni haksız çıkarır.
Aslında haksız değilsin.
Aslında haksız değilsiniz.
Haksız olduğumu ispat et.
Haksız değil.
Tom tamamen haksız değildi.
Beni haksız olduğuma ikna ettin.
Dağıtımcı firmalar fiyatları haksız yere mi yükseltiyor?
Bu hiç de haksız bir heveslilik değil.
Haksız olduklarını söyleyemem.
Sence kim haksız?