Дізнайтеся, як використовувати havuç у реченні турецька. Понад 61 ретельно відібраних прикладів.
Havuç sağlıklı bir aperitiftir.
Translate from турецька to англійська
Tavşanlar havuç sever.
Translate from турецька to англійська
Tom öğle yemeği için sadece üç havuç yedi.
Translate from турецька to англійська
Tom Mary'nin hatır hutur havuç yediğini duyabiliyordu.
Translate from турецька to англійська
Tavşanlar havuç yemeği severler.
Translate from турецька to англійська
O, havuç tepelerini kesti.
Translate from турецька to англійська
Havuç çok miktarda A vitamini içerir.
Translate from турецька to англійська
"Havuç sevmem." "Ben de."
Translate from турецька to англійська
Bakkal dükkanında havuç satıyorlar.
Translate from турецька to англійська
Tavşan bahçeden bir havuç çaldı.
Translate from турецька to англійська
Tom bir havuç çubuğu kemiriyor.
Translate from турецька to англійська
Tom havuç sevmez.
Translate from турецька to англійська
Havuç sevmediğine dair hiçbir fikrim yoktu.
Translate from турецька to англійська
Tavşanlar havuç severler.
Translate from турецька to англійська
Yabani havuç, iki yılda bir yetişen, havuca benzer bir türdür.
Translate from турецька to англійська
Hiç havuç suyu içtin mi?
Translate from турецька to англійська
Yahniye çok fazla havuç koydun.
Translate from турецька to англійська
Bir havuç, bir pancar ve bir brokoliye ihtiyacımız var. Onlar çiğ olmalı, pişirilmiş değil.
Translate from турецька to англійська
Havuç gözlerin için iyidir. Sen hiç gözlük takan tavşan gördün mü?
Translate from турецька to англійська
Patlıcan, havuç, domates.
Translate from турецька to англійська
Havuç üç dolar.
Translate from турецька to англійська
Havuç sevmez bu yüzden onu yemedi.
Translate from турецька to англійська
Kırmızı saçları var bu yüzden ona "Havuç" lakabını taktılar.
Translate from турецька to англійська
Onun saçları kırmızımsı. Bu yüzden onun lakabı Havuç.
Translate from турецька to англійська
Tom havuç doğrarken yanlışlıkla bıçakla parmağını kesti.
Translate from турецька to англійська
Bizim kabak, domates, salatalık, havuç, bamya ve patatesimiz var.
Translate from турецька to англійська
O bir havuç doğradı.
Translate from турецька to англійська
Senin havuç sevmediğini unuttum.
Translate from турецька to англійська
Bana birkaç havuç satın alın.
Translate from турецька to англійська
Hayır, bir havuç ondan sonra bir ünlem işareti gerektirecek kadar önemli değildir.
Translate from турецька to англійська
Tom çiğ havuç yemekten hoşlanır.
Translate from турецька to англійська
Bazı insanlar havuç yemenin görüş yeteneğinizi geliştireceğini söylüyor.
Translate from турецька to англійська
O, çiğ havuç yemeyi sever.
Translate from турецька to англійська
Tavşan havuç yiyor.
Translate from турецька to англійська
Yabani havuç, kabak, havuç, bezelye ve tatlı patates nişastalı sebzeler olarak kabul edilmektedir.
Translate from турецька to англійська
Havuç, soğandan bile daha kötüdür.
Translate from турецька to англійська
Havuç hariç, onun yemeyeceği hiçbir şey yok.
Translate from турецька to англійська
Bir sürü havuç yerim.
Translate from турецька to англійська
Yenilikçi tavşan havuç yemeyi reddetti.
Translate from турецька to англійська
Mor havuç garip olurdu.
Translate from турецька to англійська
Havuç gözleriniz için iyidir.
Translate from турецька to англійська
Havuç sever misin?
Translate from турецька to англійська
Tom Mary'nin çiğ havuç yemeyeceğini bildiğini söylüyor.
Translate from турецька to англійська
Havuç sevmiyorsun, değil mi?
Translate from турецька to англійська
Tom, Mary'nin onun içine havuç koymazsa güveci yemesinin mümkün olmayacağını biliyordu.
Translate from турецька to англійська
Ali havuç suyu içti.
Translate from турецька to англійська
Ali vaatleriyle eşeğin önündeki havuç misali bizi oyalıyor.
Translate from турецька to англійська
Rendelenmiş havuç severim.
Ben rendelenmiş havuç severim.
Annem çocukluğumda bana her gün havuç yedirirdi.
Salata için havuç rendelerken elini kesti.
Havuç-sopa taktiğiyle bizi oyalamaya çalışıyorlar.
Ona "havuç" lakabını takmışlar çünkü onun saçları kızıldır.
Allah vegan olmamızı isteseydi İbrahim'e koç değil, havuç indirirdi.
At en hızlı koşup yarışı kazanınca ödül olarak sahibi milyonlar, binicisi yüz binler, atsa havuç kazanıyor. Vahşi kapitalizmde de durum çok farklı değil.
Çocuklara havuç yedirmenin en iyi yolu onları pasta yapımında kullanmaktır.
Genellikle ne iyi ne de kötü olan ve sadece üstlerinin verdiği görevleri yapan çalışanlar vardır. Havuç ve sopalarla kolayca daha fazla şevke kapılan ve beklenenden daha iyi sonuçlar elde eden çalışanlar var. Ayrıca gücenip şirkete düşmanca davranan çalışanlar da var.
Lütfen benim için biraz havuç satın al.
Havuç ve şalgam yenilebilir köklerdir.
Havuç istemiyorum.
"Ben havuç sevmem." "Ben de."